Ölüm nasıl nimet olur?

İlahiyatçı-yazar Dr. Ali Demirel, konusunu samanyoluhaber.com okurlarının belirlediği aylık yazı dizilerine devam ediyor. Bu ayın konusu: Hayatın en büyük gerçeği ölüm ve ötesi. Bugün 3. bölümü yayınlıyoruz
ALİ DEMİREL- SAMANYOLUHABER.COM 


Ölüm nasıl nimet olur?

Ölüm en az hayat kadar büyük bir nimettir. Ama pek sevilmez. Peki bu kadar sevilmeyen, istenmeyen, düşünülmesi bile ürperti veren ölümün nimet yönleri yok mudur? Elbette vardır.
Her şeyden önce ölüm bir kurtuluştur. Hayatın zorluklarından bir kurtuluş, bir özgürleşmedir ve serbest bir âleme geçiştir. Yapmaya çalıştığımız bir işi hakkıyla yerine getirdiğimiz veya bir engel çıkar da yapma imkânımız olmadığı zaman, o iş üzerimizden kalkmış olur. Ve biz de rahatlayarak, “Üzerimden dağ gibi bir yükün, bir ağırlığın kalktığını hissediyorum” deriz. İşte ölüm de böyledir. Hiç beklemediğimiz bir anda gelir ve artık taşımaktan aciz kaldığımız hayat yükünden bizi kurtarıverir.

Dünya hayatı sıkıntılı, problemli, dert ve ıstıraplarla doludur. Bazen bir zindan oluverir, insanı boğar, hayat çekilmez bir hal alır. Fakat ölüm geldiği zaman bütün bu sıkıntıları ve dertleri silip süpürür. Geniş, ıstırapsız, sonsuz, dertsiz ve gamsız bir hayat başlar.

Ölümün dünyanın bin bir türlü sıkıntılarından kurtarıp dostlara kavuşmaya vesile olması da büyük bir nimettir. Ölüm her şeyden önce gerçek dost olan Allah’a kavuşmaktır. 
Kabir âleminde bizi beklemekte olan dostlarımıza kavuşmadır ölüm. Yüzde doksan dokuz sevdiklerimiz orada. Başta Peygamberimiz olmak üzere, bütün peygamberler, insanlığın ayı, güneşi ve yıldızları olmuş nice sevdiğimiz insanlar kabrin öbür tarafındalar. İşte ölüm onlara kavuşmaya bir vesiledir. 

İnsanın yaşı ilerledikçe hayat ağırlaşır, yaşamak zorlaşır. Kulağı az duyar, gözü az görür. Hastalıklar, ağrılar, sızılar birbiri peşi sıra gelir. Bütün bu dertler insanı ölüme biraz daha yaklaştırır. Yaşlı ve hasta olan insan bu dertlerden gerçek anlamda ancak ölüm sayesinde kurtulacağını bilir. Ölümün kendisi için bir nimet olduğuna inanır ve bu hakikati kabul eder.
Bir an için ölümün olmadığını düşünelim. Bir tarafta, dedemiz, dedemizin dedesi, onun dedesi ve sayısız dedeler... Öbür tarafta ninemiz, ninemizin ninesi, onun ninesi ilâ ahir sayısız nineler... Her biri ayrı bir dert ve hastalık içinde inleyip dursalar, hayat hem onlar hem de bizim için ne kadar ağır ve çekilmez olacaktı değil mi? Ölüm ne kadar arzu edilecekti?
İşte sadece bu yönüyle bakılsa dahi ölümün büyük bir nimet olduğu ortaya çıkar.

Ölümü bir an için yok farz ederek tahmin yürüten meşhur ilim adamı İbni Sina şöyle diyor:

“Yeryüzünün hacmi ve kapasitesi belli... Ölmeselerdi bu kadar insan nereye sığacaktı? Birbirine bitişik ve sımsıkı durmaları halinde bile dünyaya sığmazdı. Nerede kaldı ki, oturdukları ve dağınık halde bulundukları zaman bunları sığıştırabilsin? Ölüm, İlâhî bir ihsan olunca, kötü bir şey olmaz. Kötü olan şey, ondan korkmaktır. Ölümden korkan da onun gerçek yüzünü bilmeyendir.” (İbn Sina, Ölüm Korkusundan Kurtuluş Risalesi, 1/97)

Sonra dünyamız ne kadar güzel geçse de, ne kadar huzurlu ve mutlu bir hayat sürsek de âhiretin eşsiz güzelliği yanında dar, sıkıntılı, ıstıraplı, problemli ve bir zindandan farksızdır. İşte ölüm böyle bir dünyadan geniş, sevinç ve mutluluk dolu, acısız, ıstırapsız, sonsuz bir hayata ve ölümsüz sevgili olan Allah’ın rahmet memleketine geçmeye vesile olmaktadır. 
Ölümle uyku arasında çok yakın bir benzerlik vardır. Başta hastalar ve musibetler içinde kıvrananlar olmak üzere, herkes için uyku nasıl ki bir istirahat ve rahmettir. Uykunun büyük kardeşi olan ölüm de musibetten bunalanlar ve intihar girişiminde bulunanlar için bir nimet ve rahmettir.
Tohumun ölümü açan bir çiçektir, çekirdeğin ölümü yeşeren bir fidandır, insanın ölümü de sonsuz âlemde yaşamaktır. Zaten cennete gitmek için ölüm tünelinden geçmek gerekmiyor mu?

Ölüm olmasaydı!

Uzun yıllar çeşitli okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği yapmış bir hocamız anlatıyor:
Orta ikinci sınıflarda meleklere iman konusunu işliyordum. 
- Arkadaşlar! Meleklerin günah işlemezler, kötülük yapmazlar. Onların her işi Allah’a ibadet ve kulluk¬tur, diye konuya girdim. Bu sırada bir öğrencim şöyle bir soru sordu:
- Ama hocam, Azrail bunların dışında değil mi?
- Niçin yavrum?
- Çünkü o, bütün insanların canını alıyor. Herkesin ruhunu vücudundan ayırıp öldürüyor. Bu işe de mi iyi diyeceğiz?
- Evet, yavrum; o da iyiliktir. Ölüm de hayırlıdır in¬sanlar için. Düşünün bir kere, ihtiyarlar hiç ölmezse ne olurdu? Bu kadar çok bakıma muhtaç insana kim bakacak? Çalışan, kazanan azalacak; hazır yiyiciler, çalışama¬yanlar, üstelik de bakıma muhtaç olanlar çoğalacak. Sonra, bize bu kadar yük ve külfet getiren insanlara nasıl saygımız, sevgimiz devam edecek? 
Hâlbuki onlara bakmakla görevliyiz; hem de sevip saymakla. Sonsuz bir süre bakmaya mecbur olacağımız insanlara karşı bu mümkün mü? Çünkü gittikçe durumları ağırlaşacak. Elle¬ri titreyecek, gözleri görmeyecek. Yemeklerini yiyemez, sularını içemez, kaşık tutamaz, bardak alamaz olacaklar. 
Yemekleri üzerlerine döküp, suları çenelerine akıtacaklar. Bu kadarla kalsalar iyi. Tuvaletlerini de yapamaz olacaklar. Her geçen gün zorlaşan hayat artık onlar için çekilmez olacak. Siz söyleyin, böylesi yaşamak mı iyi? Yoksa itibarını yitirmeden ölmek mi? 
Hem sonra, Müslümanca bir hayat yaşayan, Müslümanca ölen kişiler için ölüm kötü müdür? Dürüst, namuslu ve dindar bir yaşayıştan sonra, imanla ölen kişi için ölüm korkunç bir olay mıdır?
Soruya cevabı kendileri veriyorlardı:
- Hayır hocam, böyle bir kimse için ölüm, şu peri¬şan, sıkıntılı dünya hayatından kurtulup zevkli, neşeli Cennet hayatına gitmek demektir.
Daha sonra özetle öğrencilerime şunları anlattım: Acılı ve ıstıraplı nice hastalar, yaşlılar için ölüm bir kurtuluştur. Hele âhiretini kurtaracak güzel bir hayat yaşamışsa; ebedî bir saadete, bitmeyen bir mutluluğa açılan kapıdır. De¬mek ki, Azrail kötülük yapmıyor, imanlı insana, adeta Cennet’in pasaportunu veriyor. Dünya hizmetinin ve külfetinin bittiğini, ebedî mutluluk ücretinin başladığını ilân ediyor... 




TWİTTER : @aliihsandemirel

07 Ocak 2019 01:54
DİĞER HABERLER