Ömer Halisdemir Bylock kullanıcısı mı?

Albay Kılıç, savcının kendisine Halisdemir'in çocuklarını Cemaat okullarına gönderdiği ve Bylock kullandığını söyledi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın eski özel kalem müdürü Kurmay Albay Osman Kılıç, "Çocukları örgütün okullarında okuyan ve Bylock kullanıcısı olduğu iddia edilen şehit Ömer Halisdemir'in görevi tamamladıktan sonra öldürülmesi emri verildiği yönünde iddialar var" ifadelerini kullandı.

15 Temmuz'da Genelkurmay Başkanlığı'ndaki eylemlerle ilgili aralarında sözde 'Yurtta Sulh Konseyi' üyelerinin de bulunduğu 221 sanık hakkında açılan davada, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın eski özel kalem müdürü Kurmay Albay Osman Kılıç savunma yaptı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafında Sincan Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmada, Kılıç, darbeyi kimin yaptığı yönünde kendisine soru sorulacağını bildiğini belirterek, bunun 3 ayrı grup tarafından emir komuta zinciri içinde rütbeli ve rütbesiz TSK personelinin kullanıldığını iddia etti.

Yaşamını yitiren Astsubay Ömer Halisdemir'e, bildiklerini anlatmasın diye Semih Terzi'yi vurma emri verildiğini iddia eden sanık Kılıç, "Çocukları örgütün okullarında okuyan ve Bylock kullanıcısı olduğu iddia edilen şehit Ömer Halisdemir'in görevi tamamladıktan sonra öldürülmesi emri verildiği yönünde iddialar var" yönündeki ifadeleri üzerine salondan tepkiler yükseldi.

HALİSDEMİR'İN BYLOCK KULLANDIĞINI SAVCI SORMUŞ

Müşteki avukatların duruma tepki gösterirken Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, "Ölmüş insanların arkasından bari konuşmayın. Kim dedi sana bunları, kim iddia etti?" şeklinde soru yöneltti. Sınık Kılıç ise Ömer Halisdemir'le birlikte görev yaptıklarını, sevdiği bir astsubay olduğunu belirterek, "Başkanım benim amacım maddi gerçeklerin ortaya çıkartılması. Bana bunları sorgum sırasında savcı söyledi. Savcı Halisdemir'i sordu. Ömer'i tanıyor musun? 'Bylock kullanıyor mu? Cemaatçi olabilir mi? diye sordu" iddiasında bulundu.

Kılıç savunmasında, Akıncı Üssü'nde bulunduğu sırada, Cumhurbaşkanına suikast davasında yargılanan eski Binbaşı Şükrü Seymen'e 'görev iptal' mesajını iletmesini söylediklerini iddia etti.

Darbe günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı oteli aradığı ve suikast girişimini organize etmekle suçlanan Gökhan Şahin Sönmezateş ve Şükrü Seymen ile sık sık konuştuğu iddia edilen kişi de Kılıç'tı.

'SİLAH DOĞRULTUP BİR ODAYA KAPATTILAR'

Darbe gecesi Akıncı Üssü'ne tören görevi için gittiğini belirten Sanık Kılıç, "19.15 gibi kendi özel aracımla sivil kıyafetle Akıncı Üssü'ne giriş yaptım. Tören için geldiğimi söyledim ve beni 143. Filo önüne götürerek burada beklememi söylediler. Bir süre sonra görevi sormak için Ramazan Albay'ı askeri hattan aramak için bulunduğum yerden ayrıldım. Ramazan Albay bana o gün böyle bir görev olmadığını kendisinin böyle bir emir vermediğini söyledi. Burada beklerken ikinci bir emre kadar hava aracı hareketlerinin yasaklandığını öğrendim. Görevin olmadığını ve orada olağanüstü bir hareketlilik görünce, saat 20.30 gibi üsten çıkmak istedim. Ancak nizamiye bölgesinde bana silah doğrulttular. İkinci bir emri kadar üsten çıkışların yasak olduğu söylendi. Beni karargah binasının bulunduğu bölgede bir odaya kapattılar. Bulunduğum oda binanın girişinde ve salona yakın bir mesafedeydi. Salonda konuşulanları duyabiliyordum" dedi.

'ŞÜKRÜ SEYMEN ISRARLARINA RAĞMEN GÖREVİN NE OLDUĞUN SÖYLEMEDİ'

Odada beklerken, saat 21.30 sıralarında daha önce ÖKK'da birlikte çalıştığı Binbaşı Şükrü Seymen'nin kendisini aradığını söyleyen sanık Kılıç, "Nerede olduğumu ve Genelkurmay Başkanı'nın durumunu sordu. Akıncı Üssü'nde olduğumu bu nedenle Genelkurmay Başkanı'nın durumunu bilmediğimi ilettim. Bana Genelkurmay Başkan'ının Akıncı Üssü'ne geleceğini, kendisine de bir kısım görevler verildiğini, benim bilgim olup olmadığını sordu. Herhangi bir bilgim olmadığını ve görevin ne olduğunu kim tarafından verildiğini sordum. Semih Paşa'nın aradığını ancak görevi paylaşamayacağını söyledi. Ben olağanüstü bir durum olduğunu ve uçuşların yasaklandığını duyduğumu anlatarak, görevin ne olduğunu ısrarla sordum. Ancak bulunduğu ortamda çok yoğun sesler geliyordu. Bu nedenle tam olarak anlaşamadığımız için mesajlaştık" diye konuştu.

'SÖNMEZATEŞ VE SEYMEN'E ULAŞAMADIKLARINI GÖREVİN İPTAL OLDUĞUNU SÖYLEMEMİ İSTEDİLER'

İfadesinde, bulunduğu odada salonda konuşulanları rahat bir şekilde duyduğunu tekrarlayan Kılıç şöyle devam etti:

"Yarım saat sonra salondaki seslerden İstanbul'daki Boğaz köprülerinin kapatıldığını ve TSK'nın sıkıyönetim ilan ederek yönetime el koyacağı, Genelkurmay Başkanının da Akıncı Üssü'ne gelerek faaliyeti yöneteceği ve idare edeceği konuşuldu. Bunları bulunduğum odada duydum. Bunun üzerine oradan ayrılmak istedim ve kapıya vurdum. Güvenlikten sorumlu havacı Albay geldi ve çıkışların yasak olduğunu, biraz sonra Genelkurmay Başkanının geleceğini ve geldiği zaman beni onun yanına götüreceklerini söyledi. Saat 23.00 sıralarındaydı, helikopter sesi duyulunca Genelkurmay Başkanının üsse geldiği konuşuldu. Belli bir süre sonra tam saatini hatırlamıyorum ama Mehmet Dişli generalin bulunduğum binaya geldiğini gördüm. Yine bundan yarım saat sonra salonda Gökhan Şahin Sönmezateş ve Şükrü Seymen ile irtibatı olan var mı diye sordular. Benim kapıma gelip bana da sordular. Ben de Seymen ile akşam saatlerinde irtibat kurduğumu söyledim. Kendilerinin ulaşamadığını ve Şükrü'ye görevin iptal olduğunu söylememi istediler. Ne görevi diye sorunca, 'o görevi biliyor' diye cevap verdiler. Ben de akşam saatlerinde kendisiyle görüştüğümü uçuşların iptal edildiğini söylediğimi belirttim. Bununu üzerine konuştuğum kişi kızdı ve salona doğru yürürken, 'kendi kafanıza göre iş yapmayın, kendi kafanıza göre cep telefonlarıyla istediğiniz kişiyi aramayın' dedi. Sonra telefonumu aldılar ve orada beklememi söylediler. Gece nizamiyede vatandaşların içeri girmeye çalıştığını ve çatışmalar olduğunu öğrendim. Sabah saat 10.00 sıralarında karargaha gittik ve öğle sonuna doğru savcı gelerek gözaltına alındık."

'DİŞLİ'NİN 'YERİNDE KALSIN' ŞEKLİNDE TALİMAT VERDİĞİ DOĞRU DEĞİL'

Sanık Kılıç, savcılıkta verdiği ifadenin baskı altında alındığını ve bazı isimlerin zorla orada olduklarını söylemesinin istendiğini belirterek, "Bu ifademde geçen isimleri orada görmedim. Orada sadece hava subaylar vardı. Genelkurmay başkanının yanına gitmek istediğim ve bana Dişli generalin, 'yerinde kalsın' şeklinde talimat verdiği doğru değildir. Hakan Evrim'i gördüğü reddediyorum. ifademe ilave etmişler" iddiasında bulundu.

Darbe hazırlıklarını denetleyip sonrasında Akıncı Üssü'ne gittiği yönündeki iddiaları reddeden Sanık Kılıç, o gün çocuklarına okul baktığını ardından Merkez Orduevi'ne gittiğini belirterek, gittiğini söylediği okulların ve Merkez Orduevinin kamera kayıtlarının incelenmesini talep etti.

'BU BİR SUİKAST GİRİŞİMİ DEĞİL OLSA OLSA TİYATRO OLUR, KUMPAS OLUR'

Muğla'da görülen duruşmada Cumhurbaşkanına suikast girişiminden yargılanan Gökhan Şahin Sönmezateş ve Şükrü Seymen ile toplantı yaptığı ve bu kişilere talimat verdiği iddialarının da gerçekleri yansıtmadığını ileri süren Kılıç, "Şükrü Seymen ifadesinin işkence altında alındığını belirtmiş ve kabul etmemiştir. Sönmezateş ise bu davada verdiği ifadede yapıldığı söylenen bu toplantıyı kabul etmemiştir. Şükrü Seymen'e talimat verdiğim söyleniyor. 2 saat önce otelinden ayrıldığı bilinen Cumhurbaşkanın suikast girişimini anlamak çok zor. Bunun adı suikast olamaz. Tiyatro olur, kumpas olur" dedi.

Savunmasını, "Tiyatro sanırım halen devam ediyor. Gelecek günlerde Allah devletimize, milletimize zeval vermesin" şeklinde tamamlayan sanık Kılıç'ın çapraz sorgusu sürüyor.

SEMİH TERZİ BİLDİKLERİNİ ANLATMASIN DİYE ÖLÜME GETİRTİLDİ

Savunmasının devamında, Semih Terzi'nin Diyarbakır'dan Ankara'ya gelmesinin neden engellenmediği sorusunu soran Kılıç, "Birileri acaba Semih Terzi'nin gelip başa geçerek daha kanlı olaylara yol açmasını sağlamak için mi, yoksa bildiği bazı bilgiler nedeniyle öldürülerek etkisiz hale getirilmesi istendiği için mi gelmesine izin verilmiştir" diye sordu. 

"SUİKAST YALAN"

Kılıç, savunmasının devamında "kontrollü" dedîği bu darbeyi kimin yaptığına dair çok kafa yorduğunu, bunun sahne önü ve sahne gerısinde aktôrleri olduğunu söyledi. Kılıç savunmasını tamamladıktan sonra başkan Dik, "Madem tören yapılacak, resmi kıyafetle gitmen gerekmez miydi?" diye sordu. Kılıç, "Törene katılmayacağım ki, hazırlıklara yardım edeceğim" dedi. Kılıç'ın avukatı Hakan Tunçkol, Balyoz'daki cami bombalanması gibi Cumhurbaşkanı'na suikastın da bir yalan olduğunu öne sürüp, "Suikast Karlov gibi olur" ifadesini kullandı. Tunçkol kötü muameleyi anlatırken, erlerin müvekkilinin üzerine işediğini iddia etti.

Erdoğan'ın Avukatı Güseyin Aydın, Kılıç'a sorular yöneltti. Soru sormadan önce Ömer Halisdemir ailesinin de avukatı olduğunu belirten Aydın, Osman Kılıç'ın Halisdemir ile ilgili iddiaları için, "Alçakça bir iftiradır." dedi. 

Avukat Aydın'ın bu sözleri müşteki sıralarından alkışlarla desteklendi. Bunun üzerine Osman Kılıç şöyle konuştu: "Cevap veriyorum, 12 yıl çalıştığım bir insan Ömer Halisdemir. Şehit olduğunu duyunca sayın Avukat herhalde benim kadar üzülmemiştir. Ekim'de ismi Kemal ve İstiklal olarak hatırladığım savcılar sordu, 'Bylock kullanıyor mu, F..Ö'cü olabilir mi diye. Arz ederim."

Bunun üzerine Avukat Hüseyin Aydın, Kılıç'ın savcılık ifadesinde böyle bir şey olmadığını söyledi. Kılıç da, "Savcılara sorulabilir" cevabını verdi. 

SALON KARIŞTI

Bir mağdur müşteki Avukatı, "Fethullah Gülen'in terör örgütü olduğunu kabul edip etmediğini" sordu. Kılıç, "Cevap vermek istemiyorum, yorum sorusu" deyince, mağdur müştekiler, "Hain, şerefsiz" diye tepki gösterdi. Başkan Dik, küfreden bir mağdur müştekinin salondan çıkarılması ve hakkında tutanak tutulması talimatını verdi.

BAŞBAKANLIK VE EMNİYETİ KORUDUĞUNU SÖYLEDİ

Duruşmanın öğleden sonraki bölümü Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğu belirtilen Ali Osman Gürcan'ın savunmasıyla başladı. Gezi olayları sırasında Ankara İl Jandarma Komutanı olduğunu, Ankara Valisi’nin sözlü isteği üzerine Başbakanlık ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nü koruduğunu, göstericilerin buralara yaklaşamadığını anlattı. Bunun üzerine mağdur ve müştekiler, "yalan" diye bağırdı. Gürcan, "yalan değil" karşılığını verdi.

“DÜN KAHRAMAN OLAN BİRLİĞİM…”

Bu iktidar döneminde General olmasından Şırnak'a gittiğini, çözüm sürecinin bitmesiyle operasyon yapmalarına izin verildiğini belirten, yaptıkları operasyonları anlatıp, "Dün kahraman olan birliğim bugün uzman erbaşından tabur komutanına hain ilan edildik" dedi. Mağdur müşteki sıralarından, "ohhh" sesleri duyuldu. Gürcan, Cizre, Sur, İdil, Nusaybin ve Şırnak operasyonlarına katıldıklarını vurgulayıp, "Şehitlerimize Rabbim rahmet etsin" deyince bir mağdur/müşteki, "Ağzına alma" şeklinde tepki gösterirken bir diğeri, "Ne ilgisi var bu anlattıklarının" diye bağırınca, Başkan Dik bu kişinin salondan çıkarılmasını istedi.

Gürcan, şöyle devam etti:

"Ne ben, ne personelim ne hain, ne teröristtir. Konu, kumpas bir emri yanlış anlama, gerçegi alınca tek bir kişinin burnu kanamadan dönmemizdir. İnşallah ailerimize kavuşacağız." Gürcan'ın bu sözlerine de bir mağdur/müşteki, "İnşallah müebbete kavuşacaksınız" diye tepki gösterdi.

aktif haber
05 Haziran 2017 16:03
DİĞER HABERLER