AYM’nin kararı önceki kararlarıyla çelişti

Anayasa Mahkemesi, eski Cumhuriyet çalışanları Akın Atalay, Murat Sabuncu, Bülent Utku ve Ahmet Şık’ın yaptığı bireysel başvurularda gazetecilerin “terör örgütüne yardım” iddiasıyla tutuklanmasına onay veren bir karara imza atarak tepkileri üzerine çekti.



Yüksek mahkeme, bireysel başvurularda hak ihlali olmadığına karar verirken bunlardan üçünün tutuklanmasını hukuka aykırı buldu, “hak ihlali” saydı: Kadri Gürsel, Ali Bulaç ve Murat Aksoy...

Karar’ın hukukçu kimliği ile bilinen yazarı Taha Akyol, “Gecikerek de olsa doğru bir karar” diyor. Ancak Akyol, eski Cumhuriyet çalışanları ile birlikte aralarında Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan’ın da bulunduğu altı gazetecinin başvurusununun reddinin ise daha önce benzer davalarda verilen AYM kararlarıyla çeliştiği için sürpriz etkisi yarattığını söylüyor. 

Pek çok hukukçunun, AYM’nin yerleşik içtihatlarına bakarak bu gazeteciler hakkında da “tutuklanmaları insan hakları ihlalidir” diye karar vermesini beklediğini kaydeden Akyol, yine darbe teşebbüsüyle ilgili olarak daha önce verilen Şahin Alpay ve Mehmet Altan kararlarına atıf yapıyor.

AYM’nin delillerin “tereddütsüz” olması gerektiğini vurguladığına dikkat çeken Akyol, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Hukukta yazı ve sözlerin darbeye destek diye suçlanabilmesi için ‘tereddütsüz bir şekilde darbe çağrısı olarak nitelendirilmesi ve ... gerçekleşecek olan darbe teşebbüsünü bilerek kamuoyunu buna hazırlamak amacıyla söylediğinin’ somut delillerle ortaya konulması lazımdı. Bunun ötesine geçen “anlamlar yükleyerek” tutuklama yapılması insan hakları ihlali olurdu. (B. No: 2016/23672)

Demek ki, Ilıcak ve Altan’nın suçlu sayılması ancak FETÖ’nün sonradan ortaya çıkan gizli yönlerini ve hazırlanan darbeyi önceden bilerek desteklemiş olmaları halinde mümkündü. Bunun “tereddütsüz” delillerle ortaya konması gerekirdi. Ben iddianamelerde böyle bir delil görmedim.”

“Şimdi açıklayacağı gerekçeli kararda AYM’nin bu ‘tereddütsüz’ somut delillerin neler olduğunu teker teker göstermesi gerekiyor” diyen Taha Akyol, “AYM aynı nitelikteki Alpay ve Mehmet Altan davalarında böyle deliller olmadığını tespit etmiş, tutuklamanın ‘ihlal’ olduğuna karar vermişti” diyor ve ekliyor:

“Bütün davalar gibi FETÖ’ye ilişkin davalarda da belirleyici husus kişilerin bilerek, yani kasten hareket edip etmediğini ‘tereddütsüz’ şekilde gösterecek delillerin olup olmamasıdır. FETÖ’nün iç yüzünü bilerek destek vermek kesinlikle suçtur. Öbür yanda, teröre karşı tatbikat veya operasyon diyerek kışladan çıkarılan, ama darbe niteliğini gördüğünde dönen asker suçsuzdur. Hayır ve eğitim gibi duygularla ‘ne istedilerse’ veren, kanun dışı eylemi de bulunmayan işadamı ve esnaf suçsuzdur. Gazetecinin yüz defa bin defa eleştirel hatta ‘irkiltici’ manşetler atması, yazılar yazması yanlış olabilir ama hukuken suç değildir, fakat kanunsuz şekilde emir alarak tek bir manşet atması, yazı yazması suç olabilir. Sosyal ilişkiler de içeriği belli olmadıkça suç sayılmaz. Aynı sebepten ‘gazetenin yayın politikası’ diye suç olmaz, bu politikanın FETÖ’den gelen emirle oluşturulduğunu ispatı gerekir. AYM’nin bu son kararlarında “hak eksenli” değil, “otorite eksenli” bir bakış olduğunu düşünüyorum. Tabii gerekçeli karar açıklandığında, fiil ve deliller hakkında AYM’nin değerlendirmelerini somut olarak göreceğiz, somut analiz yapmak o zaman mümkün olacak.”

05 Mayıs 2019 10:39
DİĞER HABERLER