Ortadoğu rejimleri tutukluları bırakıyor ama gazeteci ve aktivistler hariç

Amerikan dergisi TIME'da Türkiye'de ve diğer Ortadoğu ülkelerindeki siyasi tutukluları ve cezaevindeki gazetecileri konu alan bir makale yayınladı

"Türk yazar ve iktisatçı Mehmet Altan, 2018'de tutulduğu İstanbul Silivri Cezaevi’nden salıverilmesi için tıbbi kontrol için gittiğinde, doktoru ciddi şekilde anemik olduğunu belirledi. Yirmi bir aylık hapis hayatı 67 yaşındaki Altan’ın demir seviyesini o kadar düşürmüştü ki, onu muayene eden doktor başlangıçta onun devam eden bir yaradan dolayı kan kaybettiğinden şüphelendi."

Yukarıdaki giriş yazısı Amerikan dergisi TIME’a ait. Yazının devamında dergi, şimdi iyileşen Mehmet Altan’ın koronavirüsten korunmak için sosyal mesafe uyguladığını, ancak Altan’ın tecrit ve sosyal mesafenin hapisteki gazeteci ve romancı ağabeyi Ahmet Altan için mümkün olmadığını söylediğini belirtiyor. 

İki kardeş Eylül 2016’da tutuklanırken, Ahmet Altan televizyon programlarında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik başarısız darbe girişimi arifesinde subliminal mesajlar göndermekle suçlandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararı sonrası Mehmet Altan 2018’de serbest bırakılırken, Ahmet Altan hapis cezası çekmeye devam ediyor. 

70 yaşındaki ünlü romancının diğer iki mahkumla birlikte altı adım uzunluğunda ve dört adım genişliğinde bir hücreyi paylaştığını belirten dergi Mehmet Altan’ın ağabeyi ile ilgili şu sözlerini aktarıyor: "Ahmet hakkında son derece endişeliyim. Onun koronavirüs salgını ortasında hapiste tutulması bence cinayete eşdeğer."

Joseph Hincks tarafından kaleme alınan haberde Ortadoğu’daki en az dört ülke adalet bakanının Kovid-19 salgınından dolayı mahkumların geçici olarak serbest bırakılması ya da cezalarının hafifletilmesini kararlaştırdıkları belirtiliyor. 

Libya devrimi sırasında Muammer Kaddafi’nin hapishanelerinden kaçanlardan veya Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın Irak'taki ABD güçleriyle savaşmaları için serbest bıraktığı militanlardan daha fazla sayıda mahkumun serbest bırakılmasının Ortadoğu’da pek görülen bir olay olmadığı vurgulanan haberde, siyasi mahkumların af kapsamının dışında bırakılması teşebbüsünün insan hakları örgütlerinin sert tepkisini çektiği belirtiliyor. 

Dergiye konuşan Uluslararası Af Örgütü'nün Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölge müdürü Heba Morayef, “Her hükümet hapishanelerini nasıl boşaltabilecekleri ve mahkumlar arasındaki etkileşimleri, özellikle grup hücrelerindeki kişileri nasıl azaltabileceklerine bakmalı” diyor ve ekliyor: “Baskıcı Ortadoğu hükümetlerinin çoğu için sorun, kitlesel hapsetmeyi muhalefeti susturmanın bir yolu olarak kullanmaya alışmış olmalarıdır. Bu durum aslında bu ülkeleri diğerlerinden daha fazla riske sokuyor.”

Mısır bu ay çok sayıda siyasi tutukluyu serbest bıraktı, ancak barışçıl bir şekilde protesto gösterileri düzenledikleri için gözaltına alınan on binlerce kişi ise hapiste kalmaya devam ediyor. Bahreyn Haklar ve Demokrasi Enstitüsü'ne göre, Bahreyn 300 siyasi tutuklu da dahil olmak üzere yaklaşık bin 500 tutukluyu serbest bıraktı. Ancak grup, sağlık durumları önceden kötü olan önde gelen bazı siyasi mahkumların parmaklıklar arkasında kaldığını kaydediyor. İran da, bazı siyasi tutuklular da dahil olmak üzere seksen beş bin mahkumu geçici olarak serbest bırakıldığını söyledi. Ancak kadın hakları aktivisti Nesrin Sutude kendisi gibi tutuklu binlercesinin daha serbest bırakılması için 16 Mart'ta açlık grevine başladı.

Uzun süren inkardan sonra ilk koronavirüs vakasını 23 Mart’ta kabul eden Suriye’de de Cumhurbaşkanı Beşar Esad, bazı tutukluların erken tahliye edilmesini öngören bir af yayınladı. 

Türkiye merkezli Özgür Suriye Avukatlar Birliği CEO'su ve kurucu ortağı Samer Aldeyaei, affın her halükarda, ülkenin gayri resmi veya gizli tesislerindeki bilinmeyen sayıdaki siyasi mahkumu kapsamayacağını belirtiyor. Aldeyaei, "Zaten, hükümet birçok hapishanedeki ölümünün ana nedeni olarak kalp krizi gibi sağlık sorunlarını gösteriyor. [Pandemi] Esad rejimi için daha fazla insanı öldürmek ve koronavirüsten öldüklerini söylemek için iyi bir bahane." şeklinde konuşuyor. 

Mısır hapishanelerinin şöhretinin özellikle kötü olduğu vurgulanan haberde şu görüşler dile getiriliyor: ‘’İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre Mısır, ceza infaz kurumlarının bağımsız denetimine izin vermiyor ve kaç kişiyi gözaltına aldığını açıklamıyor, ancak 2015 yılından bu yana yaklaşık 15 yeni hapishane inşa edilmesine rağmen gözaltı merkezleri aşırı kalabalık durumda. Mahkumlar, beton zeminler üzerinde dönüşümlü olarak uyumak zorunda kalıyor ve maksimum kapasitesi 10 olan hücrelerde 40 veya 50 kadar tutuklu kalabiliyor.

Akrep olarak bilinen Kahire'nin Tora Maksimum Güvenlik Hapishanesi’nde mahkumlara sabun, diş fırçası ve tıraş seti gibi kişisel hijyen ürünleri verilmiyor ve akrabaların getirdiği temel ihtiyaçlara el konuluyor. Akan suya erişimin garanti edilmediği, tuvaletlerin pis olduğu ve acil hastane ziyaretlerinin doktor görüşü yerine bir müdürün iznini gerektirmesi gibi küçük düşürücü cezalar standarttır. 

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Orta Doğu ve Kuzey Afrika araştırmacısı Amr Magdi, “Hastalıkları iyileştirilebilir olmasına rağmen birçok mahkumun ölmesine izin verdik” diyor.” 

Mısır gibi Türkiye’nin de koronavirüs ile ilgili haber yapan gazetecileri hedef aldığı belirtilen haberde, Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün koronavirüs ilgili haberlerinde panik yarattığı gerekçesiyle yedi gazetecinin tutuklandığı yönündeki raporuna yer veriyor. 

Türkiye’nin de yaklaşık 100 bin mahkumu hapishaneden çıkarma konusunda çalışma yürüttüğü belirtilen haberde, çalışmanın siyasi mahkumları kapsamadığına dikkat çekiliyor. 

Türkiye’nin 2016 yılından itibaren, şiddet eylemlerinde bulunduklarına, şiddete teşvik ettiklerine ya da yasa dışı silahlı gruplara yardım ve yataklık ettiklerine dair kanıtlar olmamasına rağmen on binlerce kişiyi uzun bir süre boyunca tutuklu olarak yargıladığı ya da binlerce kişiyi terör suçlamalarıyla mahkum ettiği belirtilen haberde, ‘’Ahmet Altan da erken tahliye için uygun olmayanlar arasında.’’ ifadesi kullanılıyor.  

“Kardeşim konusunda çok ileri gittiler” diyen Mehmet Altan, “Katillerin sokaklara geri dönmesine izin verecekler, ancak hükümetin hoşuna gitmeyen üç makale yazan bir romancının hayatını koronavirüs riskiyle yüz yüze bırakacak olmaları bir delilik.” şeklinde konuşuyor. 

Altan, kardeşinin her sabah hapiste, hücresinin arkasındaki avluya adım atacağını ve hayattan korkmadığını haykırdığını söylüyor ve ekliyor, ‘Hayat ondan korkmalı’. 
29 Mart 2020 09:20
DİĞER HABERLER