Özbek Hoca cinayeti zanlıları hakim karşısında

Özbek Hoca cinayeti zanlıları hakim karşısında
Zeytinburnu'nda geçtiğimiz yıl silahla vurularak öldürülen 'Özbek Hoca' lakaplı Abdullah Buhari cinayetiyle ilgili tutuklu 2 sanığın yargılanmasına başlanıldı. Sanıklardan Eldar A., olayda tetikçilik yapmadığını belirterek suçlamaları reddetti.

Zeytinburnu'nda 'Özbek Hoca' olarak bilinen Abdullah Buhari'nin 10 Aralık 2014 günü öldürülmesi olayı ile açılan davanın ilk duruşması Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Sobir S. ile Eldar A. ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme başkanı iddianameden, sanıklar A. ile S.'nin cinayet günü Zeytinburnu'nda olay yerine yakın bölgede bulundukları ve birbirleriyle kısa süreli görüştüklerinin cep telefonlarından tespit edildiğini, S.'nin Fatih'te bir otelde yakalandığını, otel odasında ele geçirilen montun sol ve sağ kol ağız kısımlarında atış artıklarının bulunduğunu hatırlattı.

Savunma yapan tutuklu sanık Eldar A., suçlamayı kabul etmeyerek "Kimseyi öldürmedim. Bir diğer sanık Sobir S. ile yakalanmadan önce 3-3,5 ay önce tanıştım. Ben Rusya doğumluyum. Türkiye'ye 2001 yılında geldim. Sobir ile tercümanlık yaparken Antalya'da tanıştım. İstanbul'daki alacak verecek işleri nedeniyle Sobir ile dolaştık, yolları bilmediği için ben kendisine yolları gösteriyordum." dedi.

Tutuklu diğer sanık Sobir S. de suçlamaları kabul etmeyerek Eldar A. ile Antalya'da tanıştığını belirtti. Sanık S., "Esasında Zeytinburnu civarında E.'nin eski hanımını bulmaya gelmiştik. Bu nedenle Zeytinburnu civarında dolaştık. 1 senedir 3 defa Türkiye'ye geldim. Suçlamaları kabul etmiyorum." diye konuştu.

Duruşma sonrasında adliye önünde açıklama yapan İnsanı Müdafa ve Kardeşlik Derneği (İmkander) Genel Başkanı Murat Özer, davanın takipçisi olacaklarını söyledi. Abdullah Özbek Buhari cinayetinin Türkiye'de yapılmış olan Çeçen ve Tacik cinayetlerinin devamı olduğunu ifade eden Özer, şöyle konuştu: "Aynı şekilde hem Özbek istihbaratının, hem Tacik istihbaratının ve bunun büyük patronu anlamındaki Rus istihbaratının işlemiş olduğu bir cürüm olduğuna inanıyoruz. Rus istihbaratı ve bu çevresindeki bu diğer küçük istihbarat örgütleri Türkiye'ye sığınmış bulunan muhalif liderlere ve Kafkasya'daki muhalif liderlere yönelik çeşitli suikastlar gerçekleştiriyorlar. Biz bu suikastların karşısındayız. Türkiye'nin bir istihbarat mücadelesinin yapıldığı yer olmasını istemiyoruz. Buna itiraz ediyoruz. Elimizden geldiği kadar bu cürümlerin ortadan kaldırılabilmesi ve engellenebilmesi için her türlü hukuki yolun adalet önünde bu katillerden hesap sorulması gerektiğini düşünüyoruz."

Avukat Ömer Yüzgül, davanın basit bir cinayet olmadığını söyledi. Avukat Yüzgül, "Rusya ve güdümündeki devletlerle birlikte Özbekler ve Taciklerle birlikte Türkiye'de yaptıkları operasyonlardan biridir. Bu istihbarat servislerinin; ülkemizdeki muhacirleri, misafirlerimizin öldürülmesinin önüne geçilmesi için elimizden geldiği kadar bu davaları takip edeceğiz." diye konuştu.

Avukat Kamil Özçelik ise bu tip davaların Türkiye'de ilk değil ve son olmayacağını belirterek "Ama gayretimiz şudur ki, zalimin karşısında mazlumun yanında adaleti tesis ettirebilmektir." dedi. CİHAN
23 Ekim 2015 17:54
DİĞER HABERLER