Pak Eğitim İş Genel Başkanı, AYM'ye tepki gösterdi

Pak Eğitim İş Genel Başkanı Abdullah Kayışkıran, Anayasa Mahkemesi'ne dershaneler ile ilgili şimdiye kadar kararın çıkmamasına tepki gösterdi. Kayışkıran, "Söz konusu yasa, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştı. Binlerce eğitim kurumunu ve milyonlarca öğrencimizi yakından ilgilendiren başvuru, ne yazık ki aradan geçen bir yılı aşkın süreye rağmen hala karara bağlanmadı." dedi.

Pak Eğitim İş Genel Başkanı Abdullah Kayışkıran, Anayasa Mahkemesi'nin dershaneler ile ilgili şimdiye kadar karar çıkmaması ile ilgili yazılı olarak basın açıklaması yaptı. Kayışkıran, Türkiye'nin son dönemde, eğitimden medyaya, ekonomiden siyasete hemen her alanda hukuksuzluklara sahne olduğunu belirterek, "İktidar odaklı bu keyfi uygulamaların bedelini, ne yazık ki toplumun tamamı ödüyor. Bu nedenle, ülkemiz bir an evvel içine düşürüldüğü bu hukuksuzluk girdabından çıkmalıdır. Bu konuda en büyük görev de başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere, yargı kurumlarına düşmekte." ifadelerini kullandı.

Kayışkıran, 'Anayasa Mahkemesi'nin geçtiğimiz günlerde sendikalara dayatılan yüzde 3'lük işkolu barajını yüzde 1'e indirerek bu konuda umut veren bir adım attığını' ifade ettiğini söyledi. Ancak Yüksek Mahkemenin önünde halen karara bağlanması gereken birçok önemli konunun olduğunu belirten Kayışkıran, "Bunlardan birisi de, dershaneleri dönüştürme adı altında hukuksuz şekilde kapatan yasa düzenlemesidir. Siyasi iktidar, Anayasa'mızın ve uluslararası yasaların güvencesi altında olan teşebbüs hürriyetini ve eğitim alma özgürlüğünü hiçe sayarak, 'dönüştürme' yalanıyla dershaneleri kapatma kararı almıştı. Söz konusu yasa, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştı. Binlerce eğitim kurumunu ve milyonlarca öğrencimizi yakından ilgilendiren başvuru, ne yazık ki aradan geçen bir yılı aşkın süreye rağmen hala karara bağlanmadı." sözlerini kaydetti.

Türkiye'de 3 bin 600 dershane ve buralarda 60 binin üzerinde eğitim emekçisi, milyonlarca öğrenci ve veli, büyük bir belirsizlik içerisinde olduğunu vurgulayan Kayışkıran, "Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına iki ay gibi kısa bir süre kaldı. Teşebbüs hürriyetleri gasp edilerek yıllardır emek verdikleri kurumları adeta ellerinden alınan işletme sahipleri, öğretmenler, dershane hizmeti almaya ihtiyaç duyan öğrenci ve veliler halen ne yapacaklarını bilmemektedir." ifadesinde bulundu.

Dönüşmek isteyen dershanelere Milli Eğitim Bakanlığı'nın ayrımcılık yaptığını iddia eden Kayışkıran, "Ağırlıklı olarak siyasi iktidara yakın görünen dershanelere dönüşüm izni verirken, yandaşlık etmeyenlere hukuksuz şekilde engeller çıkarıyor. Hukuksuz şekilde dönüşüm hakkı engellenen işletmeler ne yapacak?" diye sordu.

Yılda sadece bin 500– 3 bin TL ödeyerek dershane hizmeti alan aileler olduğunun altını çizen Kayışkıran sözlerine şöyle devam etti: "Aileler çocuklarını liseye dönüşen okullara gönderebilmek için en az 7-8 bin TL'yi gözden çıkarmaları gerek. Bu nedenle çoğu dershane öğrencisinin bu okullara gidebilmesi mümkün değil. Dershanelerin hazırlık kurslarından mahrum kalan, maddi imkanları yetmediğinden özel okula da kaydolamayan milyonlarca öğrenci ne yapacak?"

'DEVLET OKULLARDA VE HALK EĞİTİM MERKEZLERİNDE DESHANECİLİĞE SOYUNDU'

Devletin okullarda ve halk eğitim merkezlerinde dershaneciliğe soyunduğunu ifade eden Kayışkıran, sözlerine şöyle devam etti: "Buraların ihtiyacı karşılaması imkansız. Öğrenciler bu okulların eğitimi yetersiz kaldığı için dershaneye gidiyordu. Şimdi burada fazladan 2 -3 saat daha ders almak, onlara ne kazandıracak? Ayrıca ücretsiz yapılacağı söz verilen bu kurslar için okullar velilerden ücret istemeye başladı. O zaman bunun diğer dershanelerden daha kalitesiz olması dışında ne farkı kalacak?"

Dershanelerin kapatılmasıyla açıkta kalacak olan on binlerce öğretmenin durumu ne olacağını soran Kayışkıran, "Hükümet, onları devlet okullarına atama sözü vermişti. Ancak bu konuda deyim yerindeyse şimdi ipe un seriliyor. Kendi okullarındaki öğretmenleri dahi yandaş olanlar ve olmayanlar diye fişleyen Bakanlık zihniyetinin bu atamaları nasıl yapacağını hepimiz biliyoruz. Dilediklerini atayıp dilediklerini atamamak için hiçbir ilmi kriteri olmayan mülakatlar uygulayacaklar." dedi.

'LİSEYE DÖNÜŞME HAKKI KAZANAN DERSHANELER YENİ YILA NASIL HAZIRLANACAK'

"Temel liseye dönüşme hakkı kazanan dershaneler, yeni eğitim yılına ne kadar hazırlanabilecek?" diyen Kayışkıran konuşmasına şöyle devam etti: "Bütün bu sorular, dershanelerin 1 Eylül'de kapatılmasını öngören yasanın uygulanıp uygulanmayacağıyla yakından ilgilidir. Bu konuda nihai kararı Anayasa Mahkemesi vereceğinden, biz halen dershanelerin kapatılıp kapatılmayacağını bilmiyoruz. Dershaneler şu anda belirsizlik içinde birçok ihtimale göre alternatif yol haritaları belirlemeye çalışmaktadır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi'nin daha fazla gecikmeden konuya ilişkin kararını vermesi gerekmektedir. Çünkü karar ne yönde olursa olsun, yaşanacak gecikme yeni sorunları beraberinde getirecektir."

Anayasa Mahkemesi'nin, resmi nikahtan önce dini nikah kıyılabileceğini vakit yitirmeden karar bağladığını kaydeden Kayışkıran, "Milyonları ilgilendiren dershane düzenlemesini neden 1 yıldır beklettiğini anlamakta güçlük çekiyoruz. Pak Eğitim İş olarak, milyonlarca öğrenci, on binlerce eğitim çalışanı ve binlerce işletme sahibi adına, Anayasa Mahkemesi'nden konuya gereken önemi vermelerini bekliyoruz. Merak ediyoruz, Yüksek Mahkememizin gündeminde bundan daha mühim ne olabilir?" eleştirisinde bulundu.

'DERSHANELER YASASI BİR AN EVVEL KARARA BAĞLANSIN'

Dershaneler yasasının bir an evvel karara bağlanmasını isteyen Kayışkıran, "Ne eğitim açısından, ne hukuki açıdan, ne ticari açıdan ne de sosyolojik açıdan hiçbir savunulabilecek yanı bulunmayan dershaneler yasası bir an evvel hukuka uygun şekilde karara bağlanmalıdır. Eğitim sistemimiz, bu kadar belirsizliği daha fazla taşıyamaz. Bundan sonra ortaya çıkacak yeni sorunların vebali, bu kararı geciktirenlerde olacak. Bu tür hukuksuzluklar ve ekonominin tabiatına aykırı antidemokratik uygulamalar, müteşebbislerin şevkini kırmakta, yerlisiyle yabancısıyla yatırımcıyı ürkütmekte." dedi.

'DERSHANELER KAPANIRSA 60 BİN KİŞİ İŞSİZ KALACAK'

Dershanelerin kapatılmasının adı konulmamış bir kriz yaşayan Türkiye ekonomisine de ciddi bir darbe vuracağını kaydeden Kayışkıran, "Yüzde 12'ye dayanmış bir işsizlik ortamında, istihdam teşvik edilmesi gerekirken binlerce işletmenin kapısına hukuksuz yasalarla kilit vurmak, istihdam edilmiş 60 bin kişiyi işsiz bırakmak, akıllara zarar bir uygulamadır. Ülkemizde tek bir kişiye istihdam sağlanabilmesi için ortalama 521 bin liralık bir yatırım yapılması gerekiyor. Kalkınma Bakanlığı verilerine göre, dershaneler kapanırsa, işsiz kalacak 60 bin kişiye yeni istihdam alanı oluşturmak için 31 milyar 260 milyon TL'lik bir yatırım yapılması gerekmekte." diye kaydetti.

Kapatma yasasını dayatan hükümetin, buralarda çalışanları kamuya geçirme sözü verdiğini hatırlatan Kayışkıran, "Gerçi bunu yapmayacağı anlaşılıyor ama sözünde duracak dahi olsa 60 bin kişinin kamuya geçişinin maliyeti 3 milyar TL. Dershaneler, çalışanları için SGK'ya her yıl yaklaşık 1 milyar TL sigorta pirimi ödemektedir. Dershanelerin kapatılması halinde, SGK da 1 milyarlık gelir kaybına uğrayacaktır. Ekonomimizin sırtına yüklenmek istenilen bu yükün bedelini, ne yazık ki saraylarda sefa sürenlere değil yoksul halkımız ödeyecek." açıklamasında bulundu.

Bu kayıpların, zaten kırılgan olan ekonomi için ciddi bir risk, açık bir tehdit olduğunu dile getiren Kayışkıran, açıklamasına şöyle devam etti: "Bu nedenle ülkemizin hızlı bir şekilde normalleşmesi ve restorasyona girmesi gerekmektedir. Bu normalleşme için bir adım yeter. O da hukuka dönmektir."

Dershaneler yasası olmak üzere, son dönemde alınmış bütün antidemokratik ve hukuksuz kararların gözden geçirilerek evrensel hukuk ve Anayasa çerçevesinde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Kayışkıran, şunları dile getirdi: "Başta dershaneler yasası olmak üzere, son dönemde alınmış bütün antidemokratik ve hukuksuz kararlar gözden geçirilerek evrensel hukuk ve Anayasamız çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir. Burada en büyük görev, en üst yargı kurumu olarak Anayasa Mahkemesine düşmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin değerli başkanı ve üyeleri, önlerinde bulunan konuları, hukukun evrenselliği ve hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda karara bağlayarak Türkiye'nin önünü açacak, bu sayede ekonomimiz rahat nefes alacak, toplumsal barışımız pekişecek, demokrasimiz güçlenecektir."

'AYM'NİN DERSHANELERİ ZORLA KAPATMA YASASINI İPTAL EDECEĞİNİ UMUYORUZ'

Kayışkıran, 7 Haziran seçimleri ile Yüksek Yargı üzerindeki iktidar baskılarının bir nebze de olsa kalktığını kaydederek, "Anayasa Mahkemesinin, dershaneler konusunda da demokrasiye, insanların eğitim alma hakkına, teşebbüs hürriyetine, evrensel hukuk normlarına uygun, hukuki, hakkaniyetli ve özgürlükçü bir karar vereceğini, dershaneleri zorla kapatma yasasını iptal edeceğini umuyoruz." temennisini dile getirdi.

Kayışkıran, "Anayasa Mahkemesi'nden başka bir karar çıkması halinde, biz Anayasamızın bize tanıdığı ruhsatı kullanarak hakkımızı uluslararası hukukta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde(AİHM) arayacağız. Ancak bizler, öncelikle sorunun iç hukukta çözülmesini istiyoruz. AİHM'den çıkacak kararla birlikte devletimiz zorla kapatılan işletmelere yüklü miktarda maddi-manevi tazminat ödemek zorunda kalacak; bundan da daha önemlisi, ülkemizin en yüksek hukuk mercii olan Anayasa Mahkememiz uluslararası ölçekte bir itibar kaybına uğrayacaktır. Ülkemizi beşinci sınıf bir demokrasi olarak gösterecek böyle bir tabloya mahkum etmemek için, gün hukuku işletme günüdür. Biz de sadece bunu istiyoruz." diye sözlerini tamamladı. CİHAN
30 Haziran 2015 20:29
DİĞER HABERLER