Parasını TL'ye çevirme mecburiyeti gelen ihracatçı şokta

İhracatçıya gelirinin yüzde 80’ini yurda getirip bir bankaya ‘satma’ zorunluluğu getirildi. İhracatçı, gelirini önce TL’ye sonra üretim için mecburi olan ithalatı yaparken tekrar dolar kuruna çevireceği için çift taraflı bir kayıp yaşayacağını vurguluyor.
 Bu durumun bankalara ciddi bir sıkıntı getireceğini vurgulayan TİM Başkanı İsmail Gülle, kendilerinden konu hakkında görüş alınmadığını da bildirdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı yayımladığı tebliğle Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedellerin doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya getirilmesi zorunluluğunu getirdi. Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemeyecek. Söz konusu bedellerin en az yüzde 80’inin bir bankaya satılması zorunlu olacak. Dün itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle ilgili sektör temsilcileri yönetmelikte ucu açık noktaların olduğu ve mevcut atmosferde yarardan fazla zarar getireceği görüşünde. İhracat bedellerini yurtdışında tutma serbestisi 2008 yılında yapılan bir düzenlemeyle getirilmişti.

TİM: Bizden görüş alınmadı

Dünya gazetesinden Sibel Sancaklı’nın haberine göre, düzenleme yapılırken kendilerinden de görüş alınması gerektiğini vurgulayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, düzenlemenin günün ihtiyaçlarına göre yapılması gerektiğini söyledi.

“Artık eski Türkiye yok” diyen Gülle, parayı getirmenin eskiden olduğu gibi zorunlu tutulmasının yanlış olduğuna işaret etti. Birçok ihracatçının zaten parasını Türkiye’ye getirdiğine dikkat çeken Gülle, “Bu iş bankalara da ciddi bir sıkıntı getirir. Bazı ülkelerdeki uygulamalar nedeniyle de sıkıntılar yaşanabilir” diye konuştu.

Çifte kayıp

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran, düzenleme nedeniyle vadeli satışın yoğunlukta olduğu makine sektörüyle ilgili ciddi sıkıntılar yaşanabileceğini ifade etti. Sektör olarak bu uygulamanın doğru olmadığını düşündüklerini kaydeden Dalgakıran, geçmişte benzer uygulamalar nedeniyle ciddi sorunlar yaşandığını söyledi. Dalgakıran, “Şimdi bu düzenlemeye göre önce parayı Türkiye’ye getirip TL’ye çeviriyorsun. Burada parayı bozdururken zaten günlük kurdan aşağıda bir bedele bu işlemi gerçekleştiriyorsun. Burada bir kaybın oluyor. Sonra üretimin için ithalat yapmak zorundasın, orada bir daha bir kaybın oluyor” ifadelerini kullandı.

"Sorun olur

Düzenlemenin ihracatta güvenilirlik sıkıntısı oluşturacağını da sözlerine ekleyen Dalgakıran şöyle devam etti:

“Teminat mektubu ve akreditifli işlemler makine sektöründe ciddi anlamda yer tutuyor. Bu bakımdan da paranın tamamını getirmekle ilgili bir sıkıntı olacak. Çünkü makine sektöründe önce gidip makineni kurman, ardından çalıştırıp garanti süresince de paranın bir miktarını bloke etmen şart koşuluyor. Bütün bunlar sorun yaratabilir.”

“İhracat bedelleri zaten ülkeye dönüyor”

Tebliğin ihracatı zorlaştıracağını düşündüklerini aktaran Dalgakıran, “Dışarıda önemli bir rakam olduğunu düşünmüyorum. İhracat bedellerinin neredeyse tamamı zaten ülkeye dönüyor. Mevcut durumda özellikle teknolojik ürünleri yurtdışından almamız gerekiyor. Dolayısıyla satış sonrası bir miktarı ithalat için kullanılıyor” diye konuştu.

Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYİB) Başkan Yardımcısı Başaran Bayrak da yeni tebliğin özellikle ihracatta düşüşe geçen sektöre olumsuz yansıyabileceğini söyledi.

“İthalat için bir parantez açılabilir”

Türkiye Deri Sanayicileri Başkanı Erdal Matraş ise düzenlemenin ülke için gerekli olduğunu ancak ithalata bağımlı ihracatçılar için bir parantez açılması gerektiğini düşünüyor. Düzenlemenin ihracatta mevcut pazarlarda bir itibar kaybı yaratmayacağını vurgulayan Matraş, “Bu belki yeni pazarlar için geçerli olabilir” diye konuştu. Matraş, sektör olarak tek bir deri firmasının bile gelirlerini yurtdışında tuttuğuna şahit olmadığını ancak ithalat için bir takım ödemelerin yapıldığını kaydetti.

"İyi anlaşılması gerekiyor"

Konuyla ilgili tebliğin alt kırılımlarını görmek gerektiğini düşündüklerini kaydeden Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYİB) Başkanı Cem Seven de “Ülke ekonomisi konusunda elbette üzerimize düşeni yapmalıyız ancak ithalat konusunda tekrardan dövize nasıl dönüleceği konusunun iyi anlaşılması gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

2008 yılından beri serbest bırakılmıştı

Yaklaşık 10 yıldır ihracat bedellerinin tamamının yurt dışı hesaplarda tutulmasının serbest olduğunu hatırlatan Çelik Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Namık Kemal Ekinci, zaten ihracat bedellerinin genellikle Türk bankalarına geldiğini, dolayısıyla böyle bir zorunluluk getirilmesine gerek olmadığı görüşünde olduğunu dile getirdi. Türkiye ekonomisinde ihracat yoluyla sağlanan döviz girdilerinin bir kısmının zaten ithalat harcamalarında kullanıldığını kaydeden Ekinci sözlerine şöyle devam etti:

“Demir çelik sektörü özelinde ve sektörün kırılımlarına göre baktığımız zaman, toplam gelirlerin yüzde 65 ila yüzde 90’lık kısmı ithalat ödemelerinde kullanılır. Kabaca 100 milyon dolar ihracat yapan bir çelik üreticisi, 65 ila 90 milyon dolar ithalat yapıyor. Dolayısıyla ihracat gelirlerinin yüzde 80’inin Türkiye’ye getirilip, bozdurulması mantık ölçütlerine uygun değil.Tamamen yurt içinden sağlanan bir hammade ile yapılacak bir üretim ve sonucundaki ihracat için bu doğru olabilir ama ithalata bağlı sektörler için ciddi sorunlar oluşabilir.”

"İhracatçıya olumsuz dönecek"

Gümrük Müşaviri İlhan Bulut, tebliğle gelen düzenlemenin en can alıcı noktasının yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmesi ama sadece 6 ay süresince geçerli olması olduğunu söyledi. Bulut, “Düzenleme ihracatçıda kaygı yarattı, çünkü ihracat bedelinin bir kısmı kullanılan ithal giderlerinin finansmanı amacıyla döviz olarak banka hesaplarında tutuluyor. Zorunlu olarak TL’ye dönüşte hangi kurdan parasını dövize çevireceği ya da çevirebilecek mi sorusunu gündeme getiriyor. Diğer taraftan kurdaki esneklik ihracatçıya kur maliyeti yansıması olarak olumsuz dönecektir” ifadesini kullandı.
05 Eylül 2018 09:31
DİĞER HABERLER