Savcı Aziz Takçı'dan yaşanan son olaylarla ilgili çarpıcı değerlendirme!

Savcı Aziz Takçı'dan yaşanan son olaylarla ilgili çarpıcı değerlendirme!

Takçı, "Bu serbestiden yararlanan binlerce Selefi örgüt militanı Suriye'ye gidip eğitim almış, savaşmış; bir kısmı geri dönmüştür. Körü körüne Esat karşıtlığı üzerine şekillenen dış politika IŞİD ve El-Kaide gibi örgütlerin kontrolsüz şekilde güçlenmesine sebep olmuştur. Çoğu teröristi ismen bilen TEM ve Emniyet İstihbarat görevlileri görevlerinden alınmış; Selefi örgütlere yönelik teknik takipli dosyalar kapatılmış ve örgütler rahat hareket alanı kazanmıştır." dedi.

Adana ve Hatay'da 'silah ve mühimmat' taşıdıkları iddiasıyla durdurulan MİT'e ait TIR'lar davasında tutuklanan Cumhuriyet Savcısı Aziz Takçı, 32 gencin hayatını kaybettiği ve 100'den fazla kişinin yaralandığı Suruç'taki bombalı saldırıyla ilgili www.tirsavcilari.com internet sitesinde çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

8 Mayıs'ta Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce savcılar Süleyman Bağrıyanık, Ahmet Karaca, Özcan Şişman, Albay Özkan Çokay ile birlikte tutuklanan Takçı, 'Suruç saldırısı ve arkasındaki dinamikler' başlıklı açıklamasında bir süre önce verdiği röportajda "önümüzdeki dönemde Türkiye'yi ciddi bir terör tehdidinin beklediğini" söylediğini kaydetti. Takçı, "Acı bir şekilde bu tahminim doğru çıktı. Esasen, 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce HDP'nin Diyarbakır mitingi sırasında yapılan bombalı saldırı bunun habercisiydi. Üzülerek belirtmeliyim ki bu tür saldırıların artarak devam etme potansiyeli bulunmaktadır." dedi.

"Nereye gidiyoruz?' sorusuna cevap verebilmek için 'Nereden geldik?' sorusuna cevap vermemiz gerekir. Bu sayede tehlikenin büyüklüğünü daha somut olarak görebiliriz." ifadelerini kullanan Takçı, 2011'de başlayan Suriye iç savaşı sonrasında Türkiye sınırlarının kevgire döndüğünü bildirdi. Halen sınır güvenliği konusunda yeterli düzeyde adımlar atılmadığını vurgulayan Aziz Takçı, şunları kaydetti: 

"Bu serbestiden yararlanan binlerce Selefi örgüt militanı Suriye'ye gidip eğitim almış, savaşmış; bir kısmı geri dönmüştür. Bu sayede ciddi sayıda militan hem Türkiye'yi hem Suriye'yi tanımış, tecrübe kazanmıştır. Körü körüne Esat karşıtlığı üzerine şekillenen dış politika IŞİD ve El-Kaide gibi örgütlerin kontrolsüz şekilde güçlenmesine sebep olmuştur. Bu örgütlere eleman kazandıran yayınlara göz yumulmuş. Eleman toplamalarına ideolojik eğitim vermelerine imkan sağlanmış. Evlatlarının Suriye'ye savaşa gittiği konusunda binlerce ailenin feryadı göz ardı edilmiştir. 

Adana, Hatay, Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa'da görev yapan ve terör örgütlerine yönelik ciddi tecrübesi bulunan, hatta çoğu teröristi ismen bilen TEM ve Emniyet İstihbarat görevlileri görevlerinden alınmış; yerlerine atananlar yeterince tecrübe kazanamamıştır. Yapılan toptan değişiklikler tecrübe aktarımına engel olmuştur. Özellikle Adana TMK 10. Maddesiyle görevli Cumhuriyet Savcılığı başta olmak üzere Selefi örgütlere yönelik teknik takipli dosyalar kapatılmış ve örgütler rahat hareket alanı kazanmıştır. MİT görevlilerinin bir kısmı, bazı örgüt üyeleri ile kirli ilişkilere girmiş; bunun sonucu olarak sağlıklı haber alınması imkanı ortadan kalkmıştır. (Suriyeli Albay Harmuş'un kaçırılması, Niğde'de yakalanan IŞİD üyelerinin bağlantılı olduğu Heysem Topalca gibi kişilerle girişilen kirli ilişkiler bunların somut örnekleridir.)"


'KARŞIMIZA DEVASA BİR SELEFİ ÖRGÜTLER SORUNU ÇIKMIŞTIR'

17-25 Aralık sonrası oluşturulan 'yeni yargı düzeni' ve iktidarın bu yöndeki baskısı sonucu birçok Selefi örgüt militanının cezaevlerinden tahliye edildiğine dikkat çeken Savcı Aziz Takçı, "Bazı gazetelere yansıyan, İstanbul Ömerli'deki Selefi örgüt toplantısında konuşan Halis Bayancuk, daha önceki bir tarihte 'Şam cephesinden sonra yakında İstanbul cephesini de açacağız' demişti. Bu ve buna benzer kişiler şu anda rahatlıkla hareket etmekte, örgütsel toplantılar yapabilmektedir. Bu şekilde sıralayabileceğimiz bu sebeplerin sonucu karşımıza devasa bir Selefi örgütler sorunu ortaya çıkmıştır. Peki bunca müsamahaya (iyimser ifadeyle) rağmen bu silah neden ülkemize döndü? Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Terör örgütleri akrep gibidir. Sıkıştığı anda herkesi sokabilir. Son dönemde ABD başkanı ile IŞİD aleyhine atılan adımlardan dolayı bu saldırı bir gözdağıdır, arkası da gelecektir."

'MİT, ASLİ HÜVİYETİNE VE GÖREVİNE DÖNMELİDİR'


Bundan sonra yapılması gerekenler hakkında tavsiye ve uyarılarda bulunan Takçı, şöyle devam etti:

 "Öncelikle işin kaynağına gidilerek, bu örgütlerin eleman kazanma yöntemleri deşifre edilmeli, karşı tedbirler geliştirilmeli. Ailelerle sıkı işbirliğine gidilerek örgüte katılma sürecine giden gençlerde oluşan sosyal, psikolojik ve fiziki semptomlar iyice etüt edilmeli. Bu belirtiler görüldüğü anda müdahale edilmelidir. Ülke içindeki hücre yapıları, eleman temin eden kişi ve merkezler derhal deşifre edilerek, operasyonlar yapılmalı. Suriye'deki savaşta istisnasız bütün gruplarla araya mesafe konulmalı, hiçbirinin lehinde ya da aleyhinde olunmadığı deklare edilmelidir. Ancak Türkiye içinde faaliyete müsaade edilmeyeceği duyurulmalı.

Sınır güvenliği en seri ve sıkı tedbirlerle sağlanmalı. Giriş-çıkışlar sıkı denetimlerle kayıt altına alınmalı; bu kişiler üzerindeki takibat kesintisiz sürdürülmeli. MİT asli hüviyetine ve görevine dönmelidir. Bunlar yapılacak mıdır? Bu konuda tereddütlerim bulunmaktadır. Eski aşkları unutup mesafe koymak kolay olmayacaktır. İllegal yapılara legal muamele yapılmasından vazgeçilmesi zor olacaktır. Bu saldırının hedefi görünüşte Kürt vatandaşlarımız üzerinden Suriye Kürtleri'ne yönelik mesaj vermektir. Gerçekte ise Türkiye Cumhuriyeti'dir. Biz gerekli politika değişiklikleri ile içerideki zaruri adımları atmadığımız sürece bu tür saldırıların devam etme riski oldukça yüksektir. Allah ülkemizi ve milletimizi, her türlü terör saldırısından, basiretsiz ve bencil yöneticilerden korusun."


CİHAN

24 Temmuz 2015 10:53
DİĞER HABERLER