Seçim bitti... Kriz daha da derinleşecek...

Piyasalar için hiç istenmeyen oldu.
SEMİH ARDIÇ- TR724.COM

Türkiye 24 Haziran 2018 Pazar günü sandık başına gitti. 56,3 milyon seçmenin 50 milyonu (katılım oranı: yüzde 88) reyini verdi. Böylece 16 Nisan 2016’da halk oylaması ile kabul edilen anayasa değişikliği resmen yürürlüğe girmiş oldu.


 
Her ne kadar 13 aydır fiilen öyle hareket etse de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ilk partili cumhurbaşkanı olarak seçildi.

CİHAN HABER AJANSI KAPATILDI, AA TEK BAŞINA

“Erdoğan seçildi.” derken ekranlara akseden ve hiç de hafife alınmayacak şaibe iddialarını tarihin hafızasına emanet ediyorum.

Makalenin kaleme alındığı saatlerde Yüksek Seçim Kurulu (YSK) herhangi bir beyanda bulunmadı. Sadece devletin ajansı AA’nın açıkladığı oranlar üzerinden mütalaamı paylaşıyorum.

Herkesin seçimlerde teyit merci haline gelen Cihan Haber Ajansı (Cihan) bu seçimde yok. Nitekim 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü bahanesi ile kapısına kilit vurulan 200’e yakın medya kuruluşundan biri de Cihan idi.

MHP İTTİFAKI ERDOĞAN’I KURTARDI

Erdoğan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile kurduğu Cumhur İttifakı’nın semeresini sandıkta fazlasıyla aldı ve oyların yüzde 52’sini topladı. Seçim de ikinci tura kalmadı.

Muhalefet cenahında en iddialı ikinci aday olan Muharrem İnce oylarını yüzde 31’e çıkararak Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) nihai hududu olarak kabul edilen yüzde 25’i çok rahat açtı.

Amma velakin İnce’nin aldığı oy diğer cumhurbaşkanı adayları İyi Parti lideri Meral Akşener, Selahattin Demirtaş ve Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’nun oylarının anketlerde geçen oranların altında kalması sebebiyle Erdoğan’ı ilk turda yüzde 50’nin altına çekmeye kâfi gelmedi.

KİMSE İÇİN “ZAFER” DEĞİL

Siyaset tarihine en yüksek katılımla yapılan seçim olarak geçen Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekilliği Seçimi’nden çıkan netice hakiki mânâda kimse adına “zafer” sayılmaz.

Bu tespitim seçimi ilk turda kazanan Erdoğan ve partisi için de geçerli. Zira Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 291 sandalyeye sahip olacak. AKP 1 Kasım 2015’te aldığı yüzde 49,49’a kıyasla yüzde 7 puan oy kaybetti. 317 milletvekili vardı, bunların 25’ini 24 Haziran sandığında bıraktı.

Yüzde 42,36 oy oranı yürütmeyi kendine bağlayan Erdoğan’ı yasama organında başkalarına muhtaç bıraktı.

SEÇİMİN TEK GALİBİ BAHÇELİ

Bu seçimde nispeten zafer ilan edebilecek bir isim varsa o da Erdoğan’ın gözünün içine bakacağı MHP lideri Devlet Bahçeli olabilir.

Bahçeli’nin partisi 49 sandalye ile TBMM’nin kilit partisi haline geldi. 1 Kasım 2015 ile hemen hemen aynı oranda oy aldı.

Gayri resmi neticelere göre Erdoğan namına MHP’nin desteğini almadan hareket edemeyeceği bir başkanlık dönemi olacak.

Erdoğan ayak bağı istemiyordu ki! Yargıyı bile ayak bağı olarak gören bir siyasetçi muvakkat seçim ittifakının vadesini uzatmayı hiç arzu etmez.

Bahçeli en küçük bir ihtilafta bile müttefik odasının kapısını Erdoğan’ın suratına çarpıp çıkabilir. Bu zaviyeden bakıldığında Başkan Erdoğan tek başına iktidarı kaybetmiştir.

TBMM’DE MHP’SİZ HAREKET EDEMEYECEK

Kanunlar için de MHP ile birlikte hareket edecek. Başka çaresi yok.

Seçmen hiç bir partiye tek başına TBMM’de çoğunluk mührünü vermedi. Yeni dönem “çok partili siyaset”e kapı araladı. Artık İyi Parti de Meclis’te olacak.

Tek adam ve çok partili bir TBMM. Erdoğan’a kalsa en son arzu edeceği netice. Erdoğan her halükârda siyasî darbelere hedef olabileceği bir denklemle karşı karşıya. İçinin rahat etmesi mümkün değil mevcut sandalye dağılımında. Meclis’te milletvekili transferleri hiç sürpriz olmaz.

Bahçeli kemikleşmiş MHP tabanını İyi Parti’ye rağmen kendi etrafında tutmaya muvaffak oldu. Bunu biraz da Meral Akşener’e borçlu.

İyi Parti lideri ve cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener MHP’den fazla oy devşiremedi, milliyetçi seçmenin beklentilerine cevap veremedi.

AKŞENER BAŞARAMADI, ÇÜNKÜ…

Sebepler muhtelif. En mühim iki sebep ise “isim tercihlerinde hata ve kullandığı siyaset dilinin Erdoğan ve Bahçeli’nin kopyası olması” şeklinde hülasa edilebilir. Değişim yerine milliyetçi statükoya vurgu yaparsanız aslı varken seçmen gölgesine niye itibar etsin ki!

Ulusalcı isimlerin partinin vitrinine geçmesi kurucu teşkilatları küstürdü. Ham verilere bakılırsa Akşener’e MHP’den ziyade AKP’den kopanlarla birlikte kararsız sağ seçmenin destek verdiği anlaşılıyor.

Seçimde gözler Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) üzerindeydi. İki eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ve Pervin Buldan mahpus. Belediye başkanları da öyle. Yine de HDP yüzde 10 barajını aştı. Erdoğan’ın korktuğu başına geldi.

KÜRT SİYASETİ İÇİN “BARAJ” YIKILMIŞTIR

Bilvesile ifade edeyim… Türkiye’de Kürt siyasetinin yüzde 10 ülke barajı ile durdurulamayacağını artık herkes kabul etmeli. Sırf Kürtleri, TBMM’nin haricinde tutmak için 1980 darbesini yapan askerlerin anayasaya koyduğu bu antidemokratik “şart” şu ana kadar iptal edilmeliydi.

AKP’nin kendi ikbali uğruna bel bağladığı yüzde 10 barajını halk kendisi yıktı.

Bu seçim göstermiştir ki Türkiye’de milliyetçi seçmen tabanı genişliyor. MHP ve İyi Parti’nin toplamı yüzde 22’ye yaklaştı. HDP ve CHP’deki sol milliyetçi seçmenler de dikkate alındığında oran yüzde 30-35’leri buluyor.

AKP’yi destekleyenler içindeki milliyetçiler de ilave edildiğinde belki de iki seçmenden biri milliyetçi kabul edilebilir. Dünyada da böyle bir temayül olduğuna göre demek ki insanlar 50-60 senede bir aynı hataları tekrar ediyor. Milliyetçilik, faşizm ve otoriterlik… Birbirini besleyen kanserli hücreler…

ERDOĞAN’IN HEVESİ KURSAĞINDA KALDI

Oyların çalınması ve hile iddialarının gölgesinde 1. Erdoğan devrini İstanbul’da Boğaz’ın kenarında Huber Köşkü’nün salonunda dünyaya ilan eden AKP liderinin hevesinin kursağında kaldığı yüzünden okunuyordu. Bu saatten sonra muhalefetin itirazlarının ilan edilen gayr-i resmi oranları değiştirmesi mümkün görünmüyor. Yine de Erdoğan’da zafer sevincinden eser yok.

Erdoğan da biliyor ki artık tehir ettirdiği iflasla yüzleşecek. Halının altına süpürdüklerini temizlemek için sandıktan birinci çıkmak kâfi değil. Bütçe açığını kapatmak için seçmene hediye paketi olarak zam gönderecek!

Sandıktan çıkan netice seçimden evvel kaleme aldığım “Türkiye iki ihtimalden birini seçecek” başlıklı makalede (http://www.tr724.com/turkiye-2-ihtimalden-birini-sececek/) yer verdiğim birinci ihtimalin tahakkuk ettiğini gösteriyor.

PİYASALAR İÇİN EN İSTENMEYEN İHTİMAL

Piyasalar için hiç istenmeyen oldu. Erdoğan yarından tezi yok Merkez Bankası’ndan (TCMB) kamu bankalarına kadar eskiden kalma ne varsa hepsini kendisine bağlayacak.

Seçimden evvel Adana’da, “24 Haziran’da bana yeter ki vekâlet verin, görün bakın faiz nasıl düşürülüyormuş göstereceğim hepsine!” diyordu.

İlk rövanş maçının ismi dünden belli. Kendi tabiri ile ilk hesaplaşmayı doları ve faizi yükselten lobilerle yapacak.

Böyle bir iklimde Türkiye’nin bizzat Erdoğan’dan mütevellit riskleri daha da artacak. TL ve Borsa İstanbul cenahında hafif bir toparlanma olsa bile dövizde keskin düşüş beklemek hayal olur.

Yatırımcılar Erdoğan’ın nasıl bir ekonomi siyaseti takip edeceğinden emin oluncaya dek mevcut seviyelerin etrafında dolanacak.

Erdoğan’ın yasama tarafında ‘topal ördek’ durumunda olması kısa vadede yatırımcıları rahatlatacak bir tablo. İlk günlerde piyasalardaki iyimserlikte bu hususun da payı olacak.

SÖZ VERDİĞİ GİBİ OHAL’İ KALDIRACAK MI?

Kamu maliyesini çökerten ‘ballı ihaleler’den geri adım atılırsa, İhale Kanunu aslına rücu ettirilirse ve ekonominin beklediği hakiki ıslahata (restorasyona) ‘evet’ denilirse piyasa Erdoğan’a bir miktar destek de verebilir.

Seçimden evvel taahhüt ettiği gibi 15 gün içinde Olağanüstü Hal’i (OHAL) kaldırıp kaldırmayacağı da takip edilecek.

“Ekonomiyi bildiğim gibi idare edeceğim.” diye ısrar ederse dolar yeniden fırlayacak, faizler yüzde 25’i geçecek. Piyasalardan hesap soracağını söylemişti, nasıl bir tavır sergileyeceğini mührü alınca anlayacağız.

Faiz artışının doğru olmadığını belirtmişti. Faize, TCMB’ye müdahale ettiğinde Londra ziyaretinin akabinde yaşananlar daha sert haliyle tekrar edecek maalesef.

Dünyada faizler yükselirken Türkiye’nin döviz açıkları ile başa çıkması çok zor. Siyasette kan değişimi belki kaybedilen yatırımcıyı geri getirebilirdi. O fırsat kaçtı.

HALK KENDİ KRİZİNE İMZA ATTI

Ekonomi bu halde iken bunların müsebbibi bir isme yüzde 52 destek veren halk da Pirius zaferini kutlayabilir. Türkiye, Erdoğan’ın elinde küçülecek, halk daha da fakirleşecek. Halkın tercihine hürmet etmekle beraber mevcut şartlarda bunun yanlış bir tercih olduğunun altını çizdim.

Velhasıl 24 Haziran 2018 Pazar günü sandıktan çıkan netice kimse namına zafer değildir. Top yekün Türkiye adına hüsrandır.

Yaşayarak müşahede edeceğiz…
25 Haziran 2018 10:16
DİĞER HABERLER