Son şeytani senaryo...

Herkul.org sitesinde yeni Bamteli sohbetinin tamamı yayınlandı . Fethullah Gülen Hocaefendi, Hizmet Gönüllüleri'ni zor durumda bırakmak için tasarlanan çok önemli bir komplo hazırlığına dikkat çekti.
Fethullah Gülen’in Hizmet Gönüllüleri’ni zor durumda bırakmak için ‘ kapalı kapılar arkasında ayağa düşmüş suikast planları hazırlıyorlar” uyarısı yaptığı Bamteli sohbetinin tamamı yayınlandı... 

Herkul.org internet sitesinde yayınlanan Bamteli Sohbetinde   Fethullah Gülen Hocaefendi, şunları söyledi:

   “Dedim: ‘Mü’minlere cevr ü cefan nedir a tiran? / Dedi: Kur’an’a hizmet edenler üstüne SS sürmelidir!”

Hazreti Pîr’in ölçüleri içinde, dört şeyden dolayı dünyayı “kesben” değil “kalben” terk etmek lazım. Demek ki, insan kazanabilir ama Hazreti Ebu Bekir gibi, vereceği yerde her şeyini bir dağarcık içine koyar, getirir, Allah Rasûlü’nün huzuruna bırakır. Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Çoluk-çocuğuna, baban Ebu Kuhâfe’ye bir şey bırakmadın mı?” buyurunca, “Onlar için Allah’ı ve Rasûlünü bıraktım!” der. Böyle kazanmanın hiçbir mahzuru yok; Hazreti Ebu Bekir gibi, Hazreti Ömer gibi, Hazreti Osman gibi…

Dinin i’lâsı adına, her yerde ruh-i revân-ı Muhammedî’nin şehbal açması adına, millî mefkûremizin dünyanın değişik yerlerinde bayraklaşması adına, insan, kazanabildiği kadar kazansın. Ama hepsini verdiği yerde bile, içinde bir ukde hâsıl olmaması ve “O (celle celâluhu) verdi, ben de O’nun yolunda verdim!” diyebilmesi çok önemlidir.

Kur’an-ı Kerim ferman ediyor:  “Allah, karşılığında kendilerine Cennet vermek üzere mü’minlerden öz varlıklarını ve mallarını satın almıştır.” (Tevbe, 9/111) Satın alan, Allah’tır. Önce “nefis”ler zikrediliyor. Sonra, Bi-enne” ibaresindeki “be”, “be-i mukâbele” veya “sebebiyye”. Şart-ı âdî planında “sebep”; karşılık manasında. Onun karşılığında, Allah (celle celâluhu) Cennet’i veriyor. Bütün hezâfiriyle, dünyanın binlerce sene mesûdâne hayatı, bir dakika içinde yaşamaya mukabil gelmeyen Cennet karşılığında. Allah (celle celâluhu) kendi verdiği “nefisler”ini alıyor, kendi verdiği “mallar”ını alıyor, karşılığında Cennet’i veriyor. İşte böyle kazanma, ayrı bir kazanım.

Öyle bir kazanım ki bu, bir taraftan siz kazanıyorsunuz, zengin de oluyorsunuz; fakat her şeyi Hak yolunda kullanma/istimal etme istikametinde hazır ve teşne bulunuyorsunuz. Ne mutlu böyle düşünen ve böyle yaşayanlara!..

Ama bir de meşhur bir sözde işaret edilenler var; ben onu biraz değiştirerek şöyle söylüyorum: “Dedim: ‘Mü’minlere cevr ü cefan nedir a tiran? / Dedi: Kur’an’a hizmet edenler üstüne SS sürmelidir!” SS’leri biliyorsunuz; Hitler’in etrafı yakıp-yıkan adamları idi, “SS”. Bir de işin başında bir “S-S” varsa, iş arızasız yürür-gider. SS’i, “S-S” idare eder; kapılar kırılır, pencereler yarılır, kadınlar derdest edilir, insanlar zindana atılır, gidilir malın-mülkün üstüne konulur. “Eşkıyalık” olduktan sonra, her şey yapılır; çünkü eşkıyanın kurallarında “helal-haram” mülahazası yoktur. Onlarda sadece “ezme” vardır, “gasp etme” vardır, “tagallüp” vardır, “tahakküm” vardır, “tasallut” vardır, “Bana benzeyeceksin, beni kabul edeceksin!” şeytanî mülahazası vardır. Zavallı Firavun, bunun altında ezilip gitmişti; Şeddâd, bunun altında ezilip gitmişti; Nümrûz da bunun altında ezilip gitmişti.

Nümrûz’a biz Nemrut deriz; o Babil’de şatafat ve debdebenin çıldırttığı/zehirlediği/şirazeden çıkardığı adam. Onun da sarayları, kapkara sarayları vardı. Daha neleri vardı, neleri vardı!.. Ama bir şeyi yoktu: “Allah” yoktu onun nazarında; “iman” yoktu, “haşr u neşir” yoktu, “mizan” yoktu, “terazi” yoktu, “sevap” yoktu, “günah” yoktu. Ve bu “yok”lar altında “yok olup gitti” zavallı. Ne ile? “Bir sinek ile.” derler. Nasıl ki bir örümcek ile, Allah, koruduğunu koruyor; bir güvercin ile koruduğunu koruyor; Sevir sultanlığında, Sultanlar Sultanı’nı, bir güvercin ile, bir örümcek ile, örümcek ağı ile koruyor; bir Nemrut’u da bazen bir sinek ile, bazen bir mikrop ile yere seriyor.

Bekleyip göreceksiniz!.. Şimdiye kadar hiçbiri pâyidar olmadı; ne eskiler, ne yeniler. Dünya ne Firavun’a vefalı olabildi, Nemrut’a vefalı olabildi, Jull Sezar’a vefalı olabildi, Hitler’e vefalı olabildi, Leninlere, Stalinlere vefalı olabildi; ne de Saddamlara, Kazzafîlere vefalı olabildi! Onlar, dünyaya taptıkları halde, bir gün ondan öyle bir tokat yediler ki, dünyevî itibarlarını yitirmelerinin yanı başında, ahirete ait mev’ûd şeylerini de yıktı, öyle yuvarlandı gittiler, heder oldu gittiler. Allah bizi, onların yoluna düşmekten muhafaza eylesin!

   “Bilemiyorum hangisine daha çok sevineyim; Cafer’in gelişine mi, Hayber’in fethine mi?!.”

Allah için işlemeli, Allah için başlamalı, Allah için görüşmeli, Allah için konuşmalı, Allah için koşmalı; Allah için koşarken, bir küheylan gibi, o yolda kalbi durmalı ve öbür tarafa yürümeli!.. Kazanım, budur; hayatın her hamlesinde “Allah!” deme!.. Hazreti Pîr, Besmele’de, tâ işin mebdeinde, bunlara dikkati çekiyor. Cenâb-ı Hak, anlama idrakiyle idraklendirsin; gönüllerimizi O’na karşı vefâ hissiyle doyursun, itmi’nâna ulaştırsın!..


14 Ağustos 2017 14:43
DİĞER HABERLER