Sürgündeki avukatlar adli yıl açılışını Berlin’de yaptı

Yeni adli yıl açılışı için Berlin'de bir araya gelen sürgündeki avukatlar: "Evrensel hukuk ilkelerinin tam manasıyla uygulandığı gerçek bir hukuk devletinin tesisi için yürüttüğümüz mücadeleye sürgünde de olsa devam edilmesinin insanlığın gereği olduğu bilincindeyiz."

Sürgünde Yaşayan Avukatlar platformu yeni adli yıl açılışı için Almanya'nın başşehri Berlin’de bir basın açıklaması yaptı. 

Alman Barolar Birliği, Berlin Barosu ve Alman Avukatlar Birliği’nin önünde yapılan açıklamada, “Evrensel hukuk ilkelerinin tam manasıyla uygulandığı gerçek bir hukuk devletinin tesisi için yürüttüğümüz mücadeleye sürgünde de olsa devam edilmesinin insanlığın gereği olduğu bilincindeyiz.” ifadeleri kullanıldı.



Lawyers in Exile Platformu adına açıklama yapan avukat Barış Çelik, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’na cevap verdi.

"HUKUK TEFERRUAT DEĞİLDİR"

Çelik, “Adalet, hukuk, hak ve özgürlükler, kişi hürriyeti ve güvenliği konuları ‘teferruat’ değil ‘asli’ konulardır. Unutulmamalıdır ki “teferruat” zannedilen asli konulara karşı bir umursamazlık olursa sonunda zarar eden tüm vatan olur. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına inanan hukukçuların yapacağı mücadeleyle hukuksuzlukların sona erdirileceğine inancımız tamdır. Bu inançla mücadele etmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Avukatlar Barış Çelik, Ahmet Özer, Ahmet Doğan, Celal Paşaoğulları, Hasan Uysal, Gökhan Güney’in hazır bulunduğu basın açıklamasında avukat Mustafa Dokumacı Lawyers in Exile Platformu adına okuduğu metinde, “Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına inanan hukukçuların yapacağı mücadeleyle hukuksuzlukların sona erdirileceğine inancımız tamdır. Bu inançla mücadele etmeye devam edeceğiz…” dedi.


Dokumacı’nın okuduğu basın açıklaması şöyle:

"Türkiye’ deki mevcut otoriter rejimin baskı ve insanlık dışı muamelelerine karşı yürüttüğümüz hukuki mücadele nedeniyle sürgün edilen avukatlar olarak yeni adli yıla bir kez daha, Türkiye’de yapılan işkenceler, adam kaçırmalar, halkın seçme ve seçilme hakkına yapılan hukuk dışı müdahaleler ile yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmaları gölgesinde Berlin’de giriyoruz.

İnsan hak ve özgürlüklerinin lütuf olarak sunulmadığı, evrensel hukuk ilkelerinin tam manasıyla uygulandığı gerçek bir hukuk devletinin tesisi için yürüttüğümüz mücadeleye sürgünde de olsa devam edilmesinin insanlığın gereği olduğu bilincindeyiz. Bu bilinçle de çalışmaya devam edeceğiz.

Türkiye’de şu an en önemli sorun bağımsız ve tarafsız olmayan bir yargının etkin olmasıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre bir organ bağımsız ve tarafsız değilse, ismi mahkeme de olsa “mahkeme” sıfatının kullanılmasını hak etmez. Yeni adli yıl açılış programının, Cumhurbaşkanlığı sarayında AKP Genel Başkanının nezaretinde yapılacak olması tek başına mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerinden yoksun olduğunu göstermektedir.

Dönemin Adalet Bakanı, Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması kapsamında yapılan yasal değişiklikle ilgili, “bundan sonra özel yetkili mahkemeler kurulmayacağını, ağır cezalık suç işlediği iddiasıyla suçlanan herkesin, doğal hâkim güvencesine uygun olarak, herhangi bir Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanacağını” açıkça beyan etmiş olmasına rağmen, HSYK kararı ile ülke genelinde yeni ve özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kurulmuştur. 

Bu görevlendirmelerden 12 gün önce de ülke genelindeki Ağır ceza mahkemelerinin başkan ve üyelerinin büyük çoğunluğu değiştirilmiş, yerlerine iktidarın istediği atamalar yapılmıştır. Evet, iktidarın yaptığı bu tür yasal düzenlemeler ve yaptığı atamalarla yargı bağımsızlığı ortadan kaldırılmış ve bağımlı bir yargı oluşturulmuştur.

Yargı mensupları verdikleri kararlar sonrası görevden alınmış veya tutuklanmış, avukatlar tutuklanma tehditleri nedeniyle savunma yapma imkânı bulamamış, 2.000’e yakın avukat hakkında soruşturma açılmış ve 1.000’e yakın avukatta tutuklanmıştır.

Yaşanan tüm hukuksuzlukların çözümünün ilk adımı olarak hâkim, savcı ve avukatlara yapılan baskılara son verilerek yargının tam anlamıyla bağımsız ve tarafsız olması için çalışılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, kamu görevlileri tarafından herkesin gözleri önünde işkence yapılması, emniyet binaları içerisinde gözaltına alınan kişilerin ölüme gönderilmesi, güpegündüz insanların kaçırılarak gizli dehlizlerde işkenceler yapılması, hamile ve yeni doğum yapmış kadınların yasalara aykırı olarak bebekleriyle tutuklanması ve insanların seçme ve seçilme hakkı yok sayılarak, siyasi nedenlerle, seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden alınması yargının iktidara tam bağımlı ve tarafsız olmamasından kaynaklıdır.

Türkiye ne yazık ki yurt içinde sergilediği hukuksuzluğu yurtdışına ihraç etmekten de çekinmemektedir. Yurtdışında bulunan insanların yasadışı olarak kaçırılması, hukuk dışı fişlemeler yapılması, hedef gösterilmesi, ihbarcılık adı altında casusluk faaliyetlerinin yapılması ve yabancıların Türkiye’ye yapacakları seyahatleri esnasında gözaltına alınmaları uygulamasına derhal son verilmelidir.

Evrensel hukuk adına çaba sarf eden hukukçuların ve Baroların mücadelesiyle hukuksuzlukların sona erdirileceğine, haksızlık ve hukuksuzluklara imza atanların da yargılanıp, tarihte birer nefret objesi olarak yer alacağına inancımız tamdır.

Bu düşüncelerle Lawyers In Exile Platformu olarak, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı için herkese sorumluluk düştüğünü hatırlatarak bu doğrultuda mücadele etmeye çağırıyor, yargı mensuplarını da iktidarın istekleri doğrultusunda değil, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde adaletle hüküm vermeye davet ediyoruz."

04 Eylül 2019 13:22
DİĞER HABERLER