Tahir Elçi cinayetinde 3 polis şüpheli!

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi 28 Kasım 2015'te gazetecilerin gözü önünde katledilmişti. 5 yıldır "fâili meçhul" dosyalar arasında tutulan menfur suikaste dair soruşturmada üç polisin ifadesi alındı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Tahir Elçi’nin vurulması sırasında sokakta bulunan ve silahlarını ateşledikleri tespit edilen üç polisi "şüpheli" sıfatıyla dosyaya kaydettiği iddia edildi.

Cinayeti soruşturan savcı halen aktif görevde bulunan üç polisin "şüpheli" sıfatıyla ifadelerini aldı. 

Böylece 5 yıl sonra ilk kez dosyada şüpheliler yer almış oldu. Şüpheli polislerden ikisi başka şehirlerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEBGİS) ile biri ise bizzat savcılığa gelerek ifade verdi. Şüphelilerin ifadesi 9 ve 10 Ocak'ta soruşturma savcısı tarafından alındı.

Elçi cinayeti ile ilgili sorgulanan şüpheli polislerin üçü de suçlamayı reddetti. Şüpheli polislerden S.T. saldırı sırasında kaçan PKK’lılardan birinin açtığı ateş sonucu karnından yaralandığını belirtti. 

"ÖNÜMDEN GEÇEN BİRİNE ATEŞ ETTİM, BEN DE YARALANDIM"

Tahir Elçi’nin basın açıklaması sebebiyle bölgede görev aldıklarını kaydeden S.T., bir süre sonra silah sesleri duyduğunu ifade etti. 

Silah sesi duyduktan bir dakika sonra önünden bir kişinin geçtiğini belirten S.T., bu kişiye ateş ettiğini, hemen arkasında bir kişinin daha geçtiğini ve bu kişiye de ateş etmeye başladığını kaydetti. 

5-6 el ateş ettiğini aktaran S.T., "Şahıs beni geçtikten sonra arkası dönük vaziyette bana bir el ateş etti. Karın boşluğumdan yaralandım. Yaralandıktan sonra bulunduğum yere çöktüm ve ateş etmedim. Olay esnasında Tahir Elçi'yi görmedim. Ateş ederken atış menzilimde kimse yoktu. Tahir Elçi’yi ben öldürmedim. Teröristleri etkisiz hale getirmek için ateş ettim." dedi.

"O GÜN SUİKAST İÇİN ORAYA GELMİŞLERDİ"

Silahını ateşleyen polislerden F.T. ise çatışma başlamadan önce Tahir Elçi ile arasında bir ya da iki metre mesafe olduğunu söyledi. 

Sokağa giren ikinci kişinin kendilerine ateş ettiğini söyleyen F.T., kendisinin de bu kişiye doğru ateş ettiğini ifade etti. 

Daha sonra Dört Ayaklı Minare’nin altında bir kişinin yerde yattığını gördüğünü söyleyen F.T., "Tahir Elçi'ye ben ateş etmedim. Tahir Elçi benim atış menzilimde değildi. Kimin vurduğunu görmedim. Ben bu olayın teröristler tarafından planlandığını düşünüyorum. Olay yerinde kimlik tespiti yapılan teröristlerin siyasi ve askeri eğitim aldıklarını biliyorduk. Tahminim suikast için oraya gelmişlerdi." dedi.

"GÖMLEĞİNDEN ASILDIM"

Şüphelilerden M.S. ise ilk anda Dört Ayaklı Minare’nin altında yatan kişinin Tahir Elçi olduğunu anlamadığını belirterek, "Bir süre sonra bu kişinin Tahir Elçi olduğunu giydiği gömlekten anladım. Tahir Elçi’nin vurulduğu anı görmedim. Bulunduğumuz yerin 10 metre ötesindeki hendek kazılmıştı. Tahmin ettiğim kadarıyla başka terör örgütü üyeleri buradan bize ateş ediyordu. Tahir Elçi’yi vuran kişi ya da kişileri bilmiyorum. Olay anında silahlı şahsı durdurmak için ateş ettim. Tahir Elçi’yi ben vurmadım." diye konuştu.

Tahir Elçi'nin hayatını kaybettiği Dört Ayaklı Minare'nin önünde her yıl 25 Kasım'da anma merasimi yapılıyor.
 
Tahir Elçi soruşturmasında 2020 yılına kadar ciddi bir ilerleme olmadı. Elçi'nin öldürülmesinden saatler sonra, olay yeri incelemesi yapmak için bölgeye giden ve aralarında dönemin Başsavcısı Ramazan Solmaz’ın da bulunduğu heyete saldırı düzenlenmişti.

Üç polisin yaralandığı saldırı nedeniyle ilk gün deliller toplanamadı. İki gün sonra olay yerine giden keşif heyetine yine ateş açıldı. 

KEŞİF ÇALIŞMASI DÖRT AY SONRA YAPILABİLDİ, DELİLLER TOPLANAMADI

Çatışma devam ettiği için keşif çalışması dört ay sonra yapılabildi. Ancak bu sürede delillerin büyük kısmı kayboldu, Elçi’ye isabet eden mermi çekirdeği de bulunamadı. 

Toplanan 23 parça delilin incelenmesi ile hazırlanan bilirkişi raporunda ise Elçi’nin nasıl vurulduğunun tıbben ve fiziken bilinemeyeceği açıklandı.

Hendek olayları sırasında yakalanan bir kişi ise Elçi’yi PKK’lıların öldürdüğünü gördüğüne dair ifade verdi. Ancak, bu ifade Elçi soruşturması dosyasına girmedi.

GÖRÜNTÜLER LONDRA'DA İNCELENDİ

Menfur suikastin fâillerinin bulunması için etkin soruşturma yapılmadığını açıklayan Diyarbakır Barosu ise suikast esnasında çekilen video görüntülerinin Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü'ne gönderip, rapor hazırlattı. 

Raporda, Elçi’yi öldüren kurşunun Yıkık Kaya Sokak’ta ateş eden üç polisten birinin silahından çıktığı ve bu polislerden birinin kesin fâil olduğu belirtilmişti.

Baro, bu raporu soruşturma savcısına sundu, ancak savcılık olası şüphelilerin ifadesini almadı ve raporla ilgili işlem yapmadı. 

ADLİ TIP "İLK RAPOR DIŞINDA BAŞKA BİR RAPOR HAZIRLANAMAZ" DEDİ

Raporla ilgili işlem yapmayan savcılık, dosyanın tamamını Adli Tıp Kurumu’na gönderip, yeni rapor hazırlanmasını istedi. Ancak ilk rapor dışında başka bir rapor hazırlanmayacağı gerekçesiyle bu talep reddedildi. 

İşlem yapılmayan dosya, 2019 yılı mayıs ayında Diyarbakır’a atanan Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Yavuz’un göreve başlaması ile yeniden açıldı. 

Elçi’nin ölüm yıldönümü olan 28 Kasım 2019 günü yaptığı açıklamada dosyada önemli mesafe kat edildiğini söyleyen Yavuz, "Baro’nun sunduğu tüm taleplere olumlu yaklaşıyoruz. Kısa sürede dosyanın tamamlanması için çalışıyoruz." dedi. 

Başsavcı’nın bu açıklamasından 43 gün sonra, Londra Üniversitesi’ne bağlı Adli Mimarlık Bölümü’nce hazırlanan raporda "muhtemel fâil" olarak tespit edilen üç polisin ifadeleri alındı.

25 YIL HAPİS TALEBİ İLE YARGILANABİLİRLER

DW Türkçe'nin haberine göre hukuk çevreleri, dört yıl boyunca ilerleme sağlanmadığı için fâiller bulunsa bile cezası iki yıldan altı yıla kadar olan "taksirle öldürme" suçundan işlem yapılacağını düşünüyordu. 

Ancak soruşturma savcısı şüphelilerin ifadelerini, "muhtemel kastla adam öldürme" suçlamasıyla aldı.

Türk Ceza Kanunu’na göre, fail suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen eylemi gerçekleştiriyorsa "Muhtemel kastla öldürme" suçundan soruşturma yapılıyor. 

Bu durumda şüpheliler hakkında 20 yıldan 25 yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırlanıp, dava açılabiliyor. 

Savcı, tam olarak aydınlatılamayan ancak yoğun şüphe bulunan olaylarda da takdiri mahkemede olmak üzere iddianame hazırlayıp, yargılama yapılmasını talep edebiliyor.

"DELİLLER YETERLİ GÖRÜLMEYEBİLİR"

İddianame hazırlanır ve kabul edilirse, şüpheliler "sanık" sıfatına girecek ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde "muhtemel kastla adam öldürme" suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis talebiyle yargılanacak. 

Ancak, savcının delilleri yeterli bulmayıp, şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verme yetkisi de var.

12 Şubat 2020 11:30
DİĞER HABERLER