Taşıma su ile doları düşüremezsiniz

Samanyoluhaber.com yazarı Tarık Ziya ekonomideki son durumu analiz etti. Dolar niye yeniden yükselişe geçti, faizlerde artırımın şu an neden kıymeti yok?
Taşıma su ile doları düşüremezsiniz

Amerikan Doları yeniden 3,62 TL'lere geldi. Borsa'nın sun'i rekorları bile doların Mayıs'ta tırmanışa geçmesine mani olamadı. Bu arada faizlerdeki artış gözden kaçırılmasın. Merkez Bankası'na sorsanız faiz artmadı, lakin piyasada bankaların mevduata senelik yüzde 14'ten fazla faiz veriyor. 

Kredilerde bir seneyi geçen vadeler için yüzde 22 şimdiden telaffuz ediliyor. Faizin artmadığı hali bu. Faizin bu şekilde yükseldiği bir ekonomide doların tepe takla olması beklenirdi. 

Gelin görün ki Türkiye o treni çoktan kaçırdı. Doların 3,87'ye kadar çıktığı günlerde, "Merkez Bankası faizi artırmalı, TL'yi cazip kılmalı. Yoksa ileride daha fazla faiz verse de tansiyonu düşüremez." ikazında bulunmuştuk. Jöleli müşavirler faizlerin indirilmesi icap ettiğini söyleyip duruyordu. Faizler inecek ve dolar da 3 TL'ye düşecekti.

PİYASAYI KREDİYLE CANLANDIRMA PROJESİ

Saray'ın yazdığı senaryodan ötesine kim cesaret gösterebilirdi ki! Faizleri sanal biçimde aşağı çekip kredilerle canlandırma senaryosu AKP hükûmetinin kolayına geldi. Böyle yapınca ekonomi büyüyecek, borçluluk millî gelire nazaran göreceli olarak azalacaktı. 

Bankalara talimatlar yağdı: Gelen herkese kredi verilecek, faizler aşağı çekilecek! Ekseriyeti batık vaziyetteki şirketlerin ödeyemeyeceğini bile bile kredilere imza atıldı. Bunların faturası 5-6 ay içinde çıkacak. Üç ayda 8 milyar liralık kredinin üzerine su içildi. Sene sonunda bu 15 milyar lirayı geçecek. Hükûmete yakın şirketleri kurtaralım derken bankaları ateşe attılar!

YÜKSEK FAİZ VE YÜKSEK KUR YENİ KRİZ DEMEK

O kadar kredi pompalandı yine de çok fazla değişmedi ekonominin seyri. Ne büyüme ne de istihdam verileri istedikleri gibi tahakkuk etti. İşsizlik ve, enflasyonu yüksek kur ve yüksek faiz cenderesinde çözmek mümkün olmadığına göre hepsi referanduma kadar oynanan bir tiyatroydu. Artık hükûmet eskisi kadar asılmayacak ipe. Asılacak ne kuvvet ne de kasada para kaldı. 

Yüksek kur yüzünden bu seneyi çift haneli enflasyonla kapatacağız. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek istediği kadar Gıda Komitesi'ni toplasın. Talimatla çarşı pazara ucuzluk geldiği ne vakit görülmüş.

VUR-KAÇ İÇİN GELEN SICAK PARAYA NİYE SEVİNİYORSUNUZ?

Esasında doların 3,52 seviyelerine gerilemesinde Amerikan Merkez Bankası'nın (FED) marttaki artıştan sonra Haziran'a kadar bekleyecek olması yegane faktör oldu. Fonlar, o tarihe kadar Türkiye gibi yüksek faiz getirisi sunan ekonomilerde vur-kaç yapmak için hızlandırılmış seyahate çıktı. 

Ne güzel değil mi? Doları yüksekten bozdur, geç Türk Lirası'na. Orada yüksek faizden nemalan, 3,52'den tekrar topla dolarları. Girerken de çıkarken de kazanıyorsun. Türkiye son üç senede işte böyle bir oyuncağa döndü fonların elinde. 

ÜÇ HAFTADA 8,9 MİLYAR DOLARI KİM ALDI?

Eskiye nazaran sözü bile edilemeyecek kadar az tutarda sıcak para girişi kurları biraz gevşetse de işin uzmanları bunun kalıcı bir düşüş olmadığının farkındaydı. Şirketler de farkındaydı. Vatandaş son üç haftada 8,7 milyar dolar aldı. Bankalardaki döviz mevduatı her ay istikrarlı biçimde artıyor. Hali hazırda 160 milyar dolar var bankalarda. 

TL'ye itimad etselerdi döviz hesapları birkaç ayda 129 milyar dolardan bu seviyelere gelmezdi. Bir iddia da şu ki son dönemde artan TL kredilerle döviz alanlar da olmuş. Hani şu hükûmetin Hazine'yi kefil yaptığı Kredi Garanti Fonu (KGF) üzerinden bankaların şirketlere tahsis ettiği krediler var ya! İşte o kredilerle döviz toplamış KOBİ'ler, holdingler. 

Böyle vakitlerde hep o dövizini bozdurana bedava çorba ikram edenleri hatırlarım! 

AKP İÇİN DEMOKRASİ LÜKS HARCAMA 

Kimsenin önünü göremediği bir atmosferde büyüme, istihdam, üretim ve sabit sermaye yatırımı teşekkül edecek, öyle mi? 

Taşıma suyla değirmen dönmez. Demokrasiyi lüks harcama sayan AKP'nin hukuk cinayetlerine bahane olarak kullandığı OHAL rejimi sanayi, ziraat ve turizm sektörlerini derin bir krize sürükledi. 

Dünya endüstri 4.0 devrimini konuşurken biz mevsimden mevsime değişmekle beraber patatesin, domatesin, kırmızı etin niye ucuzlamadığını tartışıyoruz. Sadece tartışıyoruz. 20 sene geçse de sadece tartışmış olacağız. 

Doların düştüğü her seviye hâlâ alım fırsatı olarak görülüyorsa -ki kanaatimce hâlâ öyle- domates 6 liraya da çıkar işsiz sayısı 4,5 milyonu da bulur! 

Parası 30 sene cebinden kesileceği halde 'Adamlar köprü yaptı' diyenler için bütün bunlar Türkiye'yi kıskanan dış mihrakların oyunundan ibaret! 

Oyun hepsi oyun!

Tarık Ziya
10 Mayıs 2017 12:15
DİĞER HABERLER