Tıbbi cihaz krizi büyüyor

İlaçta ve tıbbi cihazda kamu ile firmalar arasındaki ödeme krizi giderek büyürken, tıbbi cihazda feragat talebine tepkiler sokağa dökülüyor.
Sektördeki tüm dernekler 17 Ekim’de (yarın) Ankara’da Ulus Atatürk Anıtı önünde bir araya gelecek.Feragatın mümkün olmadığını belirten temsilciler, “Biz vatan haini değiliz. Bu milleti cihazsız bırakmayız ama artık gücümüz kalmadı” diyor. 

İlaçta ve tıbbi cihazda kamu ile firmalar arasındaki ödeme krizi, Amerika’nın Ankara Büyükelçisi David M. Satterfield’in yaptığı, “Türkiye’nin yabancı ilaç şirketlerine borcu 2.3 milyar dolara çıktı. Böyle giderse şirketler Türkiye’ye ilaç satmayı durdurabilir” açıklamalarıyla gündeme gelmişti.

Arkasından benzer sorunun tıbbi cihaz alanında da yaşandığını ve şirketlerin devletten yaklaşık 20 milyar TL’lik alacak için beklediklerini ortaya koyan haberiyle sektörde yaşanan ödeme krizine dikkat çekti.

Tıbbi cihaz firmalarına kamudan gelen “alacaklardan feragat edin” mailleri ise bardağı taşıran son damla oldu. Sektörde feragat sözleşmelerini imzalayan şirket sayısının bu kez çok az olduğu ileri sürüldü. Haberi hazırlarken feragat teklifi konusunda görüşlerini sorduğumuz global markaların Türkiye temsilcileri, yorumsuz kalmayı tercih ettiler.

Tıbbi cihaz sektörünün “feragat” talebiyle karşılaşması yeni değil. 2017’de benzer bir uygulamayla karşılaştıklarını belirten üreticiler, seslerini duyurmak için yarın Ankara’da bir araya gelmeye hazırlanıyorlar.

Dünya’da yer alan habere göre, bir basın açıklamasıyla kamuoyunun tıbbi cihaz üreticilerinin yaşadıkları sorunlara dikkatini çekmeyi hedefleyen şirketlerin önündeki en büyük engel koronavirüs nedeniyle her türlü toplantıya getirilen yasaklama.

Twitter hesabından buluşmayı duyuran ORDER (Ortopedi, Omurga Cerrahisi Tıbbi Malzeme İmalatçıları, İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği) Başkanı Erkin Delikanlı, “Kalp kırmaya değil, kalp almaya; ağlamaya değil, hakkına” diyerek sektördeki tüm paydaşları buluşmaya davet etti.

Buluşma çağrısı #tıbbicihazcumartesiankarada #tıbbicihaz hashtag’leriyle duyuruldu. Delikanlı mesajında, “Tıbbi cihaz akrabalarım Ankara’ya geliyormuş. Hem de dört bir yandan. Küsmeye değil barışmaya, tedarik durdurmaya değil devam etmeye; görünmez değil görünür olmaya.” ifadelerini kullandı. Delikanlı, basın açıklaması için tüm izinleri aldıklarının altını çizdi. Amaçlarının seslerini duyurmak olduğunu vurgulayan Delikanlı, şöyle devam etti:

“Maliye Bakanlığı yetkilileri bu sektörü memlekete ihanet ediyormuş gibi gösteriyor. Biz hain değiliz. Biz malzemeyi kesmeyiz. İmkanlarımızın artık bittiğini, gücümüzün kalmadığını anlatıyor ve böyle devam ederse neler yaşanabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü üç gün sonra malzeme bulamayacağız. Biz devleti tehdit etmiyoruz ama inanın bu insanlar 3-4 aydır boşuna bağırıyor olamaz. Bırakın bu sektör güçlü olsun ve Amerikan büyükelçisine cevabı kendisi versin.”

Ulus Atatürk Heykeli önünde yapılacak buluşma için üyelerine bir davet de Tüm Tıbbi Cihaz Üreticileri Derneği (TTÜDER) Başkanı Mustafa Daşcı’dan geldi. Davetinde bugüne kadar feragatin sadece tıbbi cihaz sektörüne değil; sağlığa, ekonomiye, devlete zarar verdiğini bütün bakanlıklara, siyasi partilere, Meclis Sağlık Komisyonu’na gönderdikleri mektuplarla dile getirdiklerini ama sonuç alamadıklarını vurgulayan Daşcı, “Üretici, ithalatçı ve bayi firmalarımızın sermayelerinin bittiğini, banka kredilerinin bittiğini; üretim yapmak, hammadde ithal etmek için gücü kalmadığını anlatmak için lütfen gelin” diye devam etti. Daşcı ayrıca davetinde tarih de belirterek tedarik sıkıntısı yaşanacağının sinyallerini verdi. Daşcı şöyle konuştu:

“Bütün bunlardan dolayı 20 Ekim 2020’den itibaren hayati önem arz etmeyen, acil durumlar haricinde hastanelere gidildiğinde tıbbi cihaz mağduriyeti yaşanabileceğini, bu mağduriyetin tıbbi cihaz firmalarından değil, kamunun bu firmaları ekonomik mağduriyete mahkum etmelerinden kaynaklandığını anlatmak için lütfen toplantıya katılın.”

Daşcı, feragat dayatmasının kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurguladı. İthalatçı firmaların yerli üretici kadar zor durumda kalmadıklarını öne süren Daşcı, “İthalatçı KDV’yi yüzde 8’den alıyor, yüzde 8’den satıyor. Biz ise yüzde 18’den alıyor, yüzde 8’ini satılan maldan alabiliyoruz. Zaten yüzde 10’luk kayıp buradan var. Yüzde 25 de feragat isteniliyor. Vergilerle birlikte sektörümüzün faaliyetlerinden kaybı yüzde 65’lere çıkıyor. 2017’de de feragat oldu. Bu bir ticaret değil” dedi. Sektördeki 13 bin 900 firmanın bin 300’ünün yerli olduğunu söyleyen Daşcı, bazı kamu alacaklarının 2014’e dahi dayandığını ifade etti. Daşçı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakanlık 16 aydır ödeme yapmıyor. Bugün alacağımız benim hesabıma göre 3.5 milyar dolar. 27.5 milyar TL eder. 28 milyar TL’lik bütçe fazlamız olduğu söylenmişti. Ödeme yapılmazsa elbette fazla olur.”
16 Ekim 2020 19:52
DİĞER HABERLER