Troller ve trol ordusu

Samanyoluhaber.com yazarlarından Numan Yılmaz Yiğit, son yılların tartışmalı grubu troller ve trolcülük üzerine dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.
15 Temmuz sonrası yeni bir ordu türedi. Bunun adı “Trol ordusu.” Trol kelimesine takılıp bunun sadece denizcilikle ilgili bir kavram olduğu zannedilmesin. Bu kelimenin bugünlerde çok popüler olması, daha çok sosyal medya açısından. Şimdilerde sosyal medyada “Trol, trol ordusu” denilen bazı gruplar var.

Öncelikle trol kimdir, trollük/trolcülük nedir, yaptıkları işler ve takip ettikleri metotlar nelerdir? Konularına kısaca göz atarak asıl meseleye, yani dini açıdan bu kavramlar ve işlevleri ne kadar doğru, ne kadar yanlıştır, ona bakmaya çalışalım.

Trol kimdir, Trolcülük nedir, yöntemleri nelerdir?

2015 yılında yayımlanan “Dijital Dünyanın Yeni Gerçeği: Troller” isimli akademik bir makaleye göre, “Trol kime denir ve yaptıkları işler nelerdir?” konularında şu bilgiler verilmektedir: “Sosyal medyada ve çeşitli platformlarda kasıtlı olarak kullanıcıları manipüle ederek, düşmanlık, tartışma ve çatışma çıkaran kişilere ‘trol’ denir.” Bir başka tarifte ise “Trol (ya da bazen İngilizce hâliyle Troll), internette insanların keyfini kaçırmak ya da münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan, çeşitli şekilde ironik (alaycı) söylemlerle hakaret eden veya kişilere dolaylı olarak rahatsızlık veren kişi” olarak tarif edilmektedir.

Troller ne iş yapar diye bakıldığında, çoğunlukla muhatap aldıkları kişileri kışkırtmak, galeyana getirmek, kızdırmak ve üzmek gibi olumsuz tepki ve duyguları uyandırmak amacıyla çeşitli paylaşım ve yorumlarda bulunurlar. Troller, genellikle provokatif, küfürlü, cinsiyetçi, ırkçı, alevlendirici ve yıkıcı bir yazım biçimini tercih etmektedir (Özsoy, 2015). (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/200425)

Görüldüğü gibi trol ve trollük konusu dijital dünyanın bir gerçeği olarak görülmektedir. Tabii ki bu, iyi bir şey olduğu anlamına gelmemektedir. Bugüne kadar ki uygulamalara bakıldığında, genellikle gerek kişiler gerekse de gruplar hakkında oldukça tahripkâr bir rol üstlendikleri müşahede edilmektedir. Bu işlevi icra edebilmek için farklı yöntemler takip etmektedirler.

Bunlardan biri “dikkat dağıtma”; gündemdeki hayati bir konuyu sulandırma, kamuoyunun dikkatini başka bir mecraya çekme ve asıl konudan uzaklaştırma şeklinde olmaktadır. Bir diğeri “aşırı tepki verme”; ilgili kişi veya kurumu birden binlerce mesaja boğup o kişi veya müesseseyi yaptığı işten vazgeçirmeye çalışmaktır. Kullandıkları başka bir yöntem de “ağır hakaret”; yani ağza alınmayacak galiz söz ve küfürlerle söz konusu kişi ve gruplara saldırmak. Bir başka yöntem de “zihni teşviş”; yalan ve yanlışı çok tekrar ile kamuoyunun zihnini doğrudan haktan uzaklaştırmak, yalan ve yanlışı yerleştirmeye çalışmaktır. Bir diğeri “olmayanı olmuş gibi gösterme”; yani düpedüz kişi ve tüzel kişiler hakkında iftira ve fitne içeren paylaşımlarda bulunmaktır. Ayrıca “tehlikeye atma”; bazı kişi ve kurumları şikâyet etme, cevap vermeye zorlama, ispiyonlama yoluna başvurulur. Bunlara ilaveten “münafıklık yöntemi”; yani mesajlarını asıl kimlikleri üzerinden değil, sahte hesaplardan paylaşmalarıdır.

Kısa kısa ifade edilen bu konunun hayra, iyiliğe yönelik nasıl değerlendirilebileceği şimdilik bir tarafa bırakılacak olursa, trol, trollük ve bu süreçte kullanılan usul ve metotlar hakkında dinen çok da olumlu şeyler söyleme imkânı yok gibidir.

Trol olmak,Trolcülük doğru mu?

Öncelikle trolün tanımına bakıldığında olumlu bir husus görme imkânı yoktur. Çünkü tarifte geçen “kasıtlı olarak kişi veya grupları manipüle etme, düşmanlık, tartışma ve çatışma çıkarma” gibi hususlar, dinin sosyal hayatta yasakladığı tavır ve davranışlardır. Bunu dini literatür açısından ele aldığımız zaman, bu fiiller “fitne, fesat, nifak, zulüm veya fasık, fitneci, münafık, zalim” kavramlarına tekabül eder. Kişi veya toplumu sözle, başka vasıtalarla kötü amaçlara yönlendirmek, yani psikolojik olarak etkileyerek manipüle etmek, yanlış yaptırmak ve aldatmak; münafıkların en önde gelen vasfıdır. “Allah’ı ve iman edenleri aldatmayı planlarlar. Kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında değildirler.” (Bakara, 9) Bir de psikolojik metotlarla korku salmak vardır. “...Onlar (düşmanlar), kendilerine: ‘Düşmanlarınız sizden korktular, üzerinize yürüyecekler.’ dediklerinde bu, onların imanını artırdı da ‘Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!’ dediler.” (Âl-i İmrân 3/173)

Manipülasyon tekniklerini kullanarak veya başka bir surette insanları aldatmak haramdır. “Aldatan bizden değildir.” (Tirmizî, Büyû’, 74) Sosyal ve ticari hayat adına Efendimiz (s.a.s.)’in ifade buyurduğu en önemli hadislerden biridir. Telefonla, sosyal medya araçları ile düzmece anketlerle algı oluşturmak suretiyle bir kişiyi veya toplumu yanlışa, günaha yönlendirmek caiz değildir. Çünkü bunda ferdin ve toplumun maddi-manevi zararı ve helâki vardır. Bu ise Allah’ın razı olmadığı bir husustur.

Bir toplumda, kişiler arasında “düşmanlık ve düşmanlık hisleri”ni körüklemek de haramdır. “Düşmanlık oluşturmak” ayette şeytanın fiili olarak anılmaktadır. Şeytan, içki ve kumar gibi vasıtalarla insanlar arasında düşmanlık hislerini körüklemektedir. (Mâide, 91) Toplumda şeytanın üstlendiği bir işi üstlenmek, düşmanlık tohumları ekmek için gizli gizli buluşmak, toplantı yapmak, organize olmak Allah tarafından yasaklanmıştır. “Ey iman edenler! Şayet siz gizlice konuşacak olursanız, sakın günah, düşmanlık ve Peygambere isyan hususlarında kulis yapmayın...” (Mücadele, 9)

Kur’an, münafıkâne davranan ehl-i kitaptan bazılarını anlatırken, “Onlardan birçoğunun günaha, düşmanlık etmeye, haram yemeye yarışırcasına koştuklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kadar kötü!” (Mâide, 62) buyurarak, her ne suretle, hangi bahane veya sebeple olursa olsun “düşmanlık yapma/yayma/çıkarma”nın Allah nezdinde kötü bir iş olduğunu vurgulamaktadır.

Trollüğün tarifine göre trollerin yaptığı bir başka iş de kişi ve gruplar arasında “tartışma ve çatışma çıkarmak”tır. Bu da dinin, dini emirlerin tersine bir iştir. İslam ve Kur’an, her ne kadar konuların istişare usulüyle tartışılmasını teşvik etse de çatışmaya, iftiraka, ayrışmaya, kavgaya götüren tartışmaları katiyen tasvip etmez. Münazaa da denilen “ağız kavgası, çekişme, nizalaşma, tartışma, mücadele” doğru değildir. Kişi veya toplumu iyiliğe, hayra, doğruya ulaştırmaz. Aksine, birlik ve beraberliği bozar; aralarındaki samimiyeti, kardeşlik ruhunu zedeler. “...Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider.” (Enfâl, 46)

Efendimiz (s.a.s.) da şöyle buyurur: “Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize düşmanlık etmeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. … Her Müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka Müslümana haramdır.”
(Müslim, Birr 32; Buhârî, Edeb 57)

Trollerin kullandıkları usul ve metotlar dine, ahlâka, hukuka sığmayan şeylerdendir. “Dikkat dağıtma”; insanların fikirlerini doğru ve hakikatten yanlış ve bâtıla çevirmek demektir ki hiçbir zaman câiz görülemez. “Aşırı tepki verme”; manipülasyonun bir çeşididir, doğru yapan insanlara baskı kurmak, korkutmak, yıldırmak, vazgeçirmek amaçlıdır. “Hakaret etme”; ne hukukta ne de dinde yeri olan alçak bir fiildir. Bir insana sövmek, aşağılamak dinen yasaktır; sahibi de “kötü ahlâklı” addedilir. Efendimiz (s.a.s.) sövmeyi yasaklamıştır: “Bir kimsenin kendi ana babasına sövmesi büyük günahlardandır.” Ashab-ı Kirâm, “Bir kimse ebeveynine nasıl söver?” deyince, Efendimiz (s.a.s.) şöyle cevap verir: “Biri başkasına kötü bir söz söyler, o da tutar bunun ebeveynine söver.” (Buhârî, Edeb, 4) Allah (cc) başkalarının kutsalına sövülmemesini emretmiştir. Çünkü onlar da Allah ve Resulüne (s.a.s.) söverler. Buna sebebiyet vermek büyük bir günahtır.

Evet, sövmek gibi kötü fiiller reaksiyonel olarak aynen geri döner ve hiçbir faydası olmaz. “Olmayanı olmuş gibi gösterme” ise ya bir yalan ya da bir iftiradır ki ikisi de Kur’an ve hadislerde “büyük günah” olarak zikredilmiştir. “Kim bir hata yapar veya kasıtlı günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa, büyük bir bühtan ve apaçık bir günah işlemiş olur.” (Nisâ, 4/112) 15 Temmuz sözde darbe olayında aynen böyle olmadı mı?

    Ayette, müminlerin birbirlerine iyiliği emredip kötülükten nehyettikleri, şeytan ve avanelerinin ise insanlara kötülüğü emredip iyilikten vazgeçirmeye çalıştıkları anlatılmaktadır. (Tevbe, 9/67) Şeytan ve avanelerinin düştüğü duruma düşmek ne kadar acıdır.

Şimdi gelelim bugüne…

 Siyasal İslam’ı temsil ettiğini iddia eden AKP zihniyeti, politik hedeflerine “İslam devleti, hilafet” gibi bir kısım kutsallıklar atfederek halkı ve gençliği kendi pespaye politik emellerine alet etti ve kullandı. Dijital dünyanın nimetlerinden istifade ederek insanları aldatma, algı oluşturma, yanlış yönlendirme, korkutma, yıldırma, vazgeçirme ve tehdit amaçlı; bilhassa üniversiteli gençlerden oluşan bir “trol ordusu” kurdular. Binlerce üniversiteli genci hem okuma hem para kazanma fırsatı diyerek bu menfur işe alet ettiler. Farklı mekânlarda organize bir şekilde bu trol ordusuna, yukarıda ifade edilen işleri anlatılan yol ve yöntemlerle yaptırdılar.

Bu uygulama ile İslam, salih ve temiz bir nesil yetiştirilmesini emrederken; maalesef tertemiz gençliği günahlarla alûde bir atmosfere itmekte, günah işlerle meşgul etmekle kirlettiler. Yalan, iftira, hakaret, küfür, aşağılama, doğruyu yanlış; yanlışı doğru gösterme, aldatma, manipülasyon, insanları tehlikeye atma, tehdit, şantaj gibi ne kadar kötü ve alçak iş varsa, onlara yaptırılarak bu gençlerin ahlâkları bozulmasına neden oldular.

Bu kadar günahla içli dışlı olan -velev ki ciddi ve geçerli meşru bir nedenden dolayı olsun- gençlerde günahlara karşı bir bağışıklık, alışkanlık, içte manevi bir deformasyon oluşturmaması düşünülemez. Dinin en önemli hedeflerinden biri de “neslin korunması”dır. Müslümanlık açısından neslin ahlâken tahrip edilmesi kabul edilemez. Nesilleri bozmak ve onları fitne ve fesada sebep olan işlerde kullanmak, bir nifak alametidir. Kur’an, münafıklardan bahsederken “Senin yanından ayrılınca, ülkede fesat çıkarmaya çalışır; tarımı ve nesilleri mahvetmek için uğraşır. Allah elbette fesadı (bozgunculuğu) sevmez.” (Bakara, 205) buyurarak bu önemli noktaya dikkat çekmektedir.

Evet, yapılan bu kötü iş Kur’an, iman, İslam, ahlâk, insan olma, hak-hukuk, kul hakkı, vicdan gibi birçok temel değerle çelişen, çatışan bir iştir. Nesillerin sağlıklı yetiştirilmesi ve kötülüklerden korunması hiçbir amaca feda edilemez, edilmemelidir. Eğitimciler, anne-babalar, aklı başında idareciler ve yetkililer; gençliği bir an önce bu günah bataklığından kurtarmalıdırlar.
03 Nisan 2025 11:02
DİĞER HABERLER