TÜİK elini ürkek tutmuş

Samanyoluhaber.com yazarı Ekonomist Tarık Ziya, OECD verilerine göre Türkiye'nin artık 'yüksek gelirli ülkeler sınıfı'nda olduğunun açıklanmasının ardından bunun yalan çıkmasını ve TÜİK'in istatistik oyunları ile havuz medyasının Saray'ı nasıl yanılttığını kaleme aldı...

TÜİK elini ürkek tutmuş

Kulağa ne hoş geliyor. "Türkiye, yüksek gelirli ülkeler arasına girdi." 

Artık zenginiz. Dilediğimiz gibi harcayabiliriz. Bankalara 360 milyar TL kredi borcumuzun olması gözümüzü korkutmayacak. Bir o kadar daha borçlanmanın, kredi kartlarına yüklenmenin, birkaç aydır yolunu unuttuğumuz AVM'lerde çılgınlar gibi harcamanın vakti geldi çattı. 

Yüksek gelirli ülkeyiz ne de olsa! Harca harca bitmeyecek kadar bol paramız var.  

Nerede o Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 12 Aralık'ta açıkladığı formül değişikliğine dil uzatan yazar-çizer takımı? 

Neymiş efendim! 

Ekonominin yüzde 1,8, daha doğrusu yüzde 2,7 daraldığı devirde millî gelir (GSYH) yüzde 20 nasıl artmış? Artar artar. Size mi soracaktı TÜİK. 

Hatta TÜİK elini ürkek bile tutmuş. Bir gecede fert başına geliri 9 bin 200 dolardan 11 bin dolara çıkarmış. Tevazudan kaynaklanıyor tabii. Orta gelir grubunda bir ülke olmayı kâfi görmüş mütehassıs arkadaşlar. 

"Zenginlikse murat ettiğiniz, onu da memlekete AKP getirecek." dedik, işte getirdik.  

AYRAN MERASİMİNİ BEKLEMEZ BU HABER

Gelelim sebeb-i hasbihale. 

OECD diye bir teşkilat var. Uzun uzun okumak isteyen için açılımı da var: İktisadî İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı. Bu teşkilat Türkiye'nin yüksek gelirli ülkeler kategorisine girdiğini açıkladı. Hâlâ duymamış olabilirsiniz. Biz de bunu kutlamak için Yenikapı'da miting yapmayı düşündük. Amma velakin böylesine müjdeli haberin ne Yenikapı'yı ne de millî içki ayran merasimini beklemeye tahammülü var.  

Bütün iletişim vasıtalarını seferber edip bu müjdeli haberi süratle duyurma gayreti içerisindeyiz. Yine de aksaklıklar olabiliyor. "Müjde"mizi istemiyoruz. Bu seferlik karşılıksız bir müjde paylaşımı... Hepimize iyi gelecek zenginler kulübüne terfi etmek. 

Dile kolay 'orta gelir tuzağından kurtulamıyoruz' diye ne makaleler yazdı iktisatçılarımız. Artık bıraksınlar o mevzuda kafa yormayı. Tuzaktan kurtulduk. Zenginliğin getireceği fırsatlardan bahsedilen şatafatlı makaleler bekliyoruz hamiyetperver iktisatçılarımızdan, gazetecilerimizden. 

'Sonradan görme' vaziyetine düşmemek için kırk gün kırk gece şehrayin tertip etmekten de vazgeçtik. Sessiz sedasız intibak edeceğiz ultra zenginliğe. 

78 MİLYON SARAYLI OLDUĞUNA GÖRE

Bin odalı Saray'ın 15 milyon TL'yi bulan günlük harcamaları, tanesi bin TL'lik varaklı kadehleri, altın kaplama klozetleri ve 4 bin liraya mal edilen beyaz çayı da bir zahmet artık dile dolanmasa. Hazır 78 milyon bu kadar servete gark olmuşken nice Saray ve köşkler, rezidanslar inşâ edeceğimizi zikretmeme lüzum var mı? 

Zengin memleketin zengin insanlarına servet düşmanlığı yakışmaz.

2016'da TL'ye karşı yüzde 20 kıymetlenen ABD Doları'nın 3,60 TL'ye doğru yeniden hareketlenmesi,
'Dolarını bozdur, çorba bedava' kampanyasına rağmen bankalarda döviz mevduatlarının artması, 
Merkez Bankası'nın rezervlerinin erimesi, 
İstanbul Kapalı Çarşı'da bin dükkanın iflas etmesi, 
Beş kişiden birinin işsiz kalması, 
Turizm ve ihracatın çökmesi,
Küçük esnafın siftah etmeden eve dönmesi,
6 milyona yakın hanenin 1.300 TL (2017'de 1.404 TL) asgarî ücretle geçinmeye çalışması, 
Ülker'in bile parasını kayyıma kaptırmamak için Londra'da şirket kurması, 
Dış borcun 402 milyar doları bulması,
Gazetecilerin, akademisyenlerin, işadamlarının, sanatçıların, iktidara muhalif her fâninin tevkif edilmesi,
İşkence ve kötü muamelenin rutinleşmesi,
OHAL'deki Türkiye'nin bu hallere düşmesi gibi insanın keyfini kaçıran başlıkları tamamen gündemden çıkarırsak 'zenginliğin' hazzını iliklerimize kadar yaşarız. 

DELİKLİ CEPLER İNANCINIZI KIRMASIN

Yüksek gelirli ülkeler arasına girdik bir kere. Delik ceplere, Avrupa Birliği'nden gelen tenkitlere bakıp inancınızı kaybetmeyin. 

OECD, ülkeleri gelir seviyesine göre kategorize etmiyormuş. Raporda 2030 tahminlerinden bahsediliyormuş. Tamamen temenniden ibaretmiş. Tercüme hatası imiş. İhale havuzundan beslenen Sabah'ın uydurmasıymış... Reis-i cumhur hazretleri fena halde yanıltılmış... -Mış -mış da -mış -mış... 

Bunları konuşmanın ne yeri ne de vakti. 
 
TARIK ZİYA
samanyoluhaber.com
shaber3.com

29 Aralık 2016 13:03
DİĞER HABERLER