Türk Sağlık Sen: Sağlık çalışanlarına Atatürk'ün atı ve köpeğinin adını sordular

Türk Sağlık Sen: Sağlık çalışanlarına Atatürk'ün atı ve köpeğinin adını sordular
Türk Sağlık Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Ahmet Doğruyol, Sağlık Bakanlığı tarafından açılan görevde yükselme sınavının, haksızlık ve hukuksuzluklar üzerinde tamamlandığını savundu. Yazılı olması gereken sınavın sözlüye çevrildiğini, Atatürk'ün atı ve köpeğinin adının sorulmasının mantığını ise bir türlü anlayamadığını belirten Doğruyol, sadece yandaş sendikaya bağlı olanların sözlü sınavdan geçebildiğini ileri sürdü. Sağlık çalışanlarının yıllardır bu sınavı beklediğini ancak umuttan çok hayal kırıklığına sebep olduğunu belirterek, "Sınavda yapılan haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlikler, sınava giren çalışanlarımıza, 'Bu kadar da olmaz.' dedirtti." şeklinde konuştu.

'SORU EKLEME VE ÇIKARMALARI YAPILDI'

Yönetmeliğin usulsüz bir şekilde değiştirildiğini iddia eden Türk Sağlık Sen Şube Başkanı Doğruyol, "Sınava giren bazı adaylarımızın ifadelerine göre yönetmeliğin değiştirilerek sözlü sınavın da eklenmesiyle başlayan tartışmalar sınav ücreti, sınav sorularının zorluğu, tüm unvanlara aynı soruların sorulması, onlarca sorunun yanlış olmasına rağmen iptal edilmemesi, şube müdürlüğü sözlü sınavına çağrılan adaylara beş zarf çektirilerek iki mevzuat, bir edebiyat, iki genel kültür tarzında soruların sorulduğu, bazı adaylara soru değiştirildiği, bazı adaylara soru eklenerek kimine beş, kimine altı, kimine yedi, 15'e kadar soru sorulan adaylar olduğu, sınavın sonuçlarının açıklanmasıyla tepkiler çığ gibi büyümektedir. 2 bin 437 adayın çağrıldığı sözlü sınav sonucunda sadece 450 aday başarılı kabul edilirken 265 adayın ise başarılı sayılmasına rağmen tercih hakkı elde edemediği belirtildi. Elenen bin 987 şube müdürü adayının sosyal medya üzerinde oluşturdukları dayanışma platformunda paylaşılan eleştiri ve yorumlar ise tam anlamıyla tüyler ürpertici bilgiler içermekte."

'ATATÜRK'ÜN KÖPEĞİNİN ADI SORULDU'

Şaibenin bununla da sınırlı olmadığını savunan Doğruyol, "Yönetmeliğe göre şoför, memur, şef kadrolarına atanabilmek için 70 puan şartı gerekirken şube müdürlüğü ataması için 60 puan alanlar başarılı sayılarak mülakata çağrıldı. Üstelik şube müdürlüğü sınavı sorularının yüzde 80'i, diğer unvanlara sorulan sorularla aynıydı. Buna göre şube müdürlüğü sınavında 70 alabilen sadece 819 kişiyken mülakata 2 bin 437 kişi çağrıldı. Bu kişilerin büyük çoğunluğu da sözlü sınavda başarılı kabul edildi. Sözlü sınava 2 bin 437 aday, başarı sırasına göre çağrıldı. İlk 50 sıradaki adaylar 31 Ağustos'ta mülakata çağrılırken son gruptaki adayların sınav tarihi aralık ayı olarak belirlendi. Derece yapan adaylar, sınav tarihinin ilan edilmesinden sadece bir hafta sonra mülakata alınırken son sıradaki adaylar için yaklaşık dört ay sonraya gün verildi. İlk hafta tek komisyonla 250 aday sınava alınırken ilk haftanın son günü bir duyuru yayımlanarak, sonraki günlerde sınav komisyonu sayısı dörde çıkarıldı. Bu işlem, yönetmeliğe aykırı olduğu gibi Anayasa'nın eşitlik ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. Her aday farklı kişilerce değerlendirildi, eşit şartlarda sınav yapılmadı. Bazı komisyonlar adaylara ipuçları verirken özellikle ilk komisyonda giren adaylar, hakaret sayılabilecek diyaloglara maruz kaldı. İnkılap Tarihi çalışan adaylar, Atatürk'ün özel hayatıyla ilgili sorular beklemiyordu, zira hiçbir tarih kitabı Atatürk'ün atının adı, köpeğinin adı, erkek kardeşinin adı, böbrek hastalığının tedavisi için gittiği şehir, nüfusa kayıtlı olduğu il gibi detaylar içermiyordu." dedi.

'YAZILI 1, SÖZLÜ SINAV PUANI 20'

Komisyonların haksız puanlama sistemi uyguladığını iddia eden Ahmet Doğruyol, "İlk günün sonunda, sorulan sorular hızla duyulmaya başladı. Bazı adaylara sınavda, kimseye söylememesi için uyarıda bulunulsa da bazılarına böyle bir uyarıda bulunulmadı. Demek ki komisyon, 'kimseye duyurmayın' diyerek soruların benzer olacağını söylemek istiyordu ve gerçekten de birçok adaya aynı sorular soruldu. Yazılı sınavda mevzuat, İnkılap Tarihi, genel kültür ve edebiyat konularından olmak üzere 100 soru soruldu. Her sorunun puan değeri 1'di ve herkese eşit olarak, aynı anda aynı sorular soruldu. Sözlü sınavda ise adaylara yine aynı konulardan beş adet soru soruldu ancak bu kez aynı olmasına rağmen soruların puan değeri 20'ydi. Yazılı sınavda 61 alan son sıradaki bir adayın, üç ay boyunca çalışma imkanı bularak bildiği beş soru ile 100 almasının önü açıldı. Yazılı sınavda 90 soruyu doğru cevaplayarak Türkiye birincisi olan bir adaya, sözlü sınavda soruları bilemediği için olsa gerek, 20 verildi. Sözlü sınavda sadece sorulara odaklanıldı. Şube müdürü ataması sadece tarih, genel kültür ve dilbilgisinden gelen, kimsenin bilemeyeceği, sınavdan çok televizyondaki yarışma programından alınmış görüntüsü veren ilginç sorularla değerlendirilebilir mi? Yönetmeliğin 12 maddesinde yer alan değerlendirme kriterlerinin hiçbiri gözönünde bulundurulmadı. Adayların ne eğitimleri, ne mesleki deneyimleri, ne yöneticilik geçmişinin olup olmadığı, ne yabancı dili, projeleri, ödülleri, bilimsel yayınları, diksiyonu, liyakatı, ikna kabiliyeti gibi hiçbir unsur değerlendirmeye alınmadı. Sınava giren adayların kendi bilgileri ve duyumları aracılığıyla oluşturulan başarı tablosuna göre yazılı sınavda ilk 10'a giren adaylardan Türkiye 1.'si de dahil beş aday başarısız olurken ilk 20'de 11 aday, ilk 100'de ise yaklaşık 65 aday elendi. Yazılı sınavda 90.82 puan alan Türkiye birincisiyle ilk 10'daki, 87 puan alan adaylar elenirken yazılı sınavda 61.22 puan alan Türkiye 2435.'si, 2432.'si ve 2389.'su, büyük bir başarı örneği göstererek komisyon tarafından başarılı kabul edildi." dedi.

'ANKARA'DA 130 KİŞİ, YAZILI SINAVA BAKILMADAN GEÇTİ'

Çok vahim iddialar bulunduğunu ve bunların araştırılması gerektiğini söyleyen Doğruyol, "İddialara göre yazılı sınavdaki sıralamasına bakılmaksızın Ankara'da görev yapan 130 adaydan 113'ü sözlü sınavda başarılı kabul edildi. Bir diğer ciddi iddiaya göre ise bekar adayların neredeyse hiçbirisi bu sınavda başarılı olamadı. Adaylardan edinilen bilgiye göre ilk 10'da olmasına rağmen elenen beş adayın üç tanesi de bekardı. İlk 20'de ise elenen 11 adaydan altısı bekardı. Adayların mülakat sürecine ilişkin anlattıkları da bu iddiaları destekler nitelikte. Hemen hemen tüm adaylara medeni durumları sorulurken bekar adaylar, özellikle komisyon başkanı tarafından eleştirilere maruz kaldı. Neden evlenmediğinin sorulmasının yanında, bekar olanların eğitim durumu ve liyakatlarının kendisi için hiç önemli olmadığı ifade edildi. Bununla da kalınmayıp evli olmasına rağmen tek çocuk sahibi olanlar da bu uyarılardan nasibini aldı. Çok çocuğu olup başkanın gözüne giren adaylar ise çocuklarının isimleriyle sorgulanarak, bir nevi isimden karakter analizine tâbi tutuldu." dedi.

'SORULARIMIZA YANIT İSTİYORUZ'

Sınavla ilgili birçok soru bulunduğunu ve bunların cevaplandırılması gerektiğini savunan Türk Sağlık Sen Şube Başkanı Doğruyol, "57. koalisyon hükümeti döneminde sözlü sınav uygulamaları kalkmışken neden halen sözlü sınavlarda ısrar edilmektedir? Bir sendikadan, siyasi partiden, il müdürlüklerinden bakanlığa, "alınacaklar" veya "alınmayacaklar" listesinin gidip gitmediğini, adaylarla ilgili herhangi bir güvenlik soruşturması yapılıp yapılmadığını, yapıldıysa bu bilgilerin hangi kurum ve kişilerden alındığını, sınav tutanaklarının bizimle paylaşılmasını, bekar olmanın bir elenme nedeni olup olmadığını, sonuçların neden üç ay sonra açıklandığını, önceki yıllardaki mahkeme kararlarına rağmen neden kamera kaydı olmadığını soruyoruz. Sözlü sınav demek adayın liyakatini, özgüvenini, bilgi düzeyini, konuyu anlama, ifade yeteneğini, ikna kabiliyetini, yeniliklere açık olup olmadığını ölçmek ve değerlendirmektir. Sözlü sınav demek, torpil demek değildir. Sözlü sınav siyasi, sendikal bürokrasi yandaşlığı demek değildir. Adaleti ağzından düşürmeyenleri, adaletli olmaya davet ediyoruz. Kul hakkı yemekten korkmayanlara, elbet bir gün ilahi adalet tecelli edecektir." dedi. CİHAN
04 Aralık 2015 14:11
DİĞER HABERLER