Türkiye’de demokrasi ve hukuk daha da yara alacak

Seçim sistemleriyle ilgili çalışmalarını sosyal medya üzerinden paylaşan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Bağce, AKP ile MHP arasındaki ittifaka dair seçim kanunu teklifinin bu haliyle kabul edilmesi halinde, Türkiye’de demokrasi ve hukukun ciddi şekilde yara alacağını savundu.


Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Emre Bağce, seçim sistemleriyle ilgili çalışmalarını sosyal medya üzerinden paylaşarak AKP ve MHP arasındaki seçim ittifakını eleştirdi. ‘Seçim sistemleri ve ittifak teklifine 21 not’ başlığı altında sosyal medya üzerinden paylaşımda bulunan Bağce, “Bu bir ittifaktan ziyade yüzde 10 ve d’Hondt sistemi kullanılarak, partilerin ittifak adı altında ayrı ayrı girip, oyları ittifak hanesine yazdırarak fazla oy alma ve sonra aralarında paylaşma stratejisi olarak gözüküyor. Akla, mantığa, eşitlik prensibine aykırı görünüyor.” dedi. Bağce, maddeler halinde yaptığı değerlendirmelerde şu hususlara dikkat çekti:

Yüzde on barajı temsilde adaleti örseliyor

Parti ve liderler ne derse o deniyor. Böylece adaylar seçmenlerin değil, parti başkanlarının gözünün içine bakıyor. Yüzde 10 barajı temsilde adaleti ciddi şekilde örseliyor; demokrasiyi felç edip, kötürüm bırakıyor.

İttifak düzenlemesi demokrasi ve hukuk açısından ciddi sorunlar taşıyor. Haliyle, yönetimde istikrar ilkesi denerek, Milletvekili seçim sistemindeki yüzde 10 barajını sürdürmenin hukuki, rasyonel, meşru, ahlaki hiçbir temeli ve gerekçesi kalmıyor. Dünyanın çoğu ülkesinde seçim barajı bulunmuyor; bulunanlarda da yüzde 1, 2, 3, 4, bilemediniz en fazla 5 baraj bulunuyor. Yarı otokratik Rusya bile seçim barajını yüzde 7’den yüzde 5’e indirdi. Başkanlıklarda ise neredeyse hiç baraj yok. Seçim barajları yerleşik parlamenter ülkelerde temsilde adaleti sağlayacak ve yönetimi kolay kuracak şekilde uygulanıyor. Bazı ülkelerde birkaç bölgede milletvekili çıkarılırsa, ülke barajı aranmıyor. Bazı ülkelerde ise çoğulculuk adına azınlıklar için baraj koşulu aranmıyor. Norveç gibi birçok Avrupa ülkesi günümüzde Türkiye’nin 1965 seçimlerinde uyguladığı temsilde adaleti en iyi sağlayan Milli Bakiye Sistemi gibi bir sistemle birlikte nispi temsil sistemini uyguluyor.

Demokratik ülkelerde kapalı aday listesi yok

Demokratik bakımdan yerleşik sistemlere sahip ülkelerin büyük çoğunluğunda partilerin aday listeleri kapalı olmuyor; yani parti veya parti başkanı ne derse ona oy vermiyor seçmen. Seçmenler tercihte bulunabiliyor; listelerden diledikleri adayları seçebiliyor. Hatta birçok ülkede, seçmenler oy pusulasında sadece bir partiden değil, dilediği partinin listesinden, dilediği adayı seçebiliyor. Bu da parti ve lider sultasının oluşmasını önlüyor. Seçmenler adaylara bakıyor, adaylar da parti başkanlarına değil seçmenlere önem veriyor. Türkiye’de ise 1980 darbesinin getirdiği ‘83 model yüzde 10 ülke barajı uygulanıyor. Seçmenlerin dilediği partiden dilediği adayı seçmesine izin verilmiyor. Parti ve liderler ne derse o deniyor. Böylece adaylar seçmenlerin değil, parti başkanlarının gözünün içine bakıyor.

Yürütme tek başına Cumhurbaşkanından ibaret olacak

Anayasaya göre “Seçim kanunları temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir.” Önümüzdeki dönemde, yürütme tek başına cumhurbaşkanından ibaret olacak; bakanların belirlenmesinde, yürütmenin oluşumunda Meclisin herhangi bir rolü kalmayacak. Haliyle, yönetimde istikrar ilkesi denerek, Milletvekili seçim sistemindeki yüzde 10 barajını sürdürmenin hukuki, rasyonel, meşru, ahlaki hiçbir temeli ve gerekçesi kalmıyor. Öte yandan Anayasa’da temsilde adalet ilkesi geçerliliğini sürdürdüğüne göre, seçim kanunundaki yüzde 10 barajı Anayasaya aykırı görünüyor. Buna elbette, vatandaşların veya siyasi aktörlerin başvurması halinde, nihai olarak Anayasa Mahkemesi ve AİHM karar verecektir.

Demokrasiyle bağdaşmayan hususlar bulunuyor

İttifak teklifinde, şu ana kadar insanların gözünden kaçan ve demokrasiyle bağdaşmayacak çok sorunlu hususlar bulunuyor. Neler olduğuna bakalım. İttifaklar dünyada ortak aday veya ortak liste çıkarmak şeklinde gerçekleşir. Oy pusulasında da ittifakın adayı veya adaylarının isimleri, seçime giren diğer partilerin her biri gibi bir sütunda listelenir. Demokrasi bakımından cılız ve sıkıntılı Macaristan’da bile böyledir. Fakat ittifak teklifinde (m.15) partilerin kendi aday listelerini vereceği ifade ediliyor. İttifak yapan partilerin tek liste altında değil, birden çok liste halinde ayrı ayrı yazılması planlanıyor. Bunun sorunlu üç yönü bulunuyor. Birincisi, ittifak adı altında birleşenler ortak aday veya liste çıkarmıyor; birden fazla liste ile birden fazla sütunda yer alıyor. Halbuki diğerlerinin her biri tek sütunda bulunuyor. Bu durum, oy pusulasında her bir tarafa eşit yer ayrılmaması anlamına geliyor. İkincisi, seçim bir turnuva olarak düşünülürse, ittifak altında birleşenler turnuvaya ortak bir takımla çıkmıyor; istediği sayıda takımla çıkıyor; her bir takım ayrı ayrı oynuyor, puanları ittifakın hanesine yazılıyor.

Parti ve lider sultası yerleşiyor

Demokratik nitelikler bakımından hayli sorunlu seçim ve parti sisteminden dolayı, Türkiye’de parti ve lider sultası yerleşiyor, demokrasi zayıflıyor ve toplum yeterince adil şekilde temsil edilemiyor; her bakımsız yapı gibi, demokrasi de giderek çürüyor. Yüzde 10 barajı temsilde adaleti ciddi şekilde örseliyor; demokrasiyi felç edip, kötürüm bırakıyor. Tencere-kapak misali zayıf, cılız bir toplum ve zayıf, cılız bir demokrasi birbirini tamamlıyor. Toplum fasit bir dairede dönüp duruyor. Siyasi sitem değişti fakat seçim sistemi demokratik ülkelerdeki gibi seçmenin adil temsilini ve tercihini yansıtacak şekilde düzenlenmiyor. Açık liste, tercih konuşulmuyor; yüzde 10 barajı kaldırılmıyor. İttifak düzenlemesi demokrasi ve hukuk açısından ciddi sorunlar taşıyor.

İttifak, diğer partilerden fazla aday gösterebilir

Üçüncüsü, ittifakın birden fazla takımla katıldığı oyunda her takım kendi listesini vereceğinden, ittifakın diğerlerinden fazla aday göstermesi söz konusu. Her takım 11 oyuncu ile maça çıkarken, ittifak en az 22 veya 33 oyuncu ile mi sahaya çıkacak? İttifakı oluşturanlar ortak liste çıkarmıyor; ittifaktaki her bir parti kendi listesini veriyor; oy pusulasında ayrı ayrı sütunlarda gösteriliyor; ittifak pusulada diğer partilerle eşit yer tutmuyor; ve bu yolla diğerlerinden fazla aday gösterecek gibi görünüyor. Bu bir ittifaktan ziyade yüzde 10 ve d’Hondt sistemi kullanılarak, partilerin ittifak adı altında ayrı ayrı girip, oyları ittifak hanesine yazdırarak fazla oy alma ve sonra aralarında paylaşma stratejisi olarak gözüküyor. Akla, mantığa, eşitlik prensibine aykırı görünüyor. Seçim kanunu teklifi bu haliyle kabul edilirse, Türkiye’de demokrasi, hukuk, seçmenler arası eşitlik prensibi ve temsilde adalet ciddi şekilde yara alacak görünüyor. Ne yapılması gerekir denirse, vicdana ve demokratik ülkelerde uygulanan seçim sistemlerine bakmak yetecektir.
09 Mart 2018 09:21
DİĞER HABERLER