"Türkiye’de serbest piyasanın bittiğini kabul ettiler"

Ankara’nın yabancı ülkelerin merkez bankalarıyla swap hattı arayışına kapılar tek tek kapanırken, iki önemli Avrupa şirketinden Türk lirasını takas işlemlerine kapatma kararı gelmesi yeni bir tartışmaya neden oldu.

Belçika merkezli menkul kıymet takas şirketi Euroclear Bank ve Lüksemburg merkezli takas şirketi Clearstream Banking, uluslararası Türk Lirası işlemlerini durdurma kararı aldı.

Buna göre Euroclear Bank ve Clearstream Banking ortak iletişim platformları Bridge üzerinden Türk lirası işlemlerini 18 Mayıs'tan itibaren askıya alıyor.

Sözcü yazarı Murat Muratoğlu, Türk lirası işlemlerini askıya alan iki Avrupa şirketinin aldığı kararın anlamını şöyle açıkladı:

“Türkiye'de serbest piyasanın bittiğini Avrupa'da çalıştığımız kurumlar da kabul etti. Bu saatten sonra sizinle işlem yapmayız dedi…”

Muratoğlu, “Kurlar artmasın diye kafaya göre sistemi bir kapatıp bir açarsan, kuralları değiştirip durursan sabaha kadar arasan Türkiye ile çalışacak yatırımcıyı bulamazsın. Açıklamada; ‘Likidite kısıtlamaları nedeniyle yapılan Türk Lirası işlemler artık uygun koşullarda takas edilemez’ deyip müşterilerini de uyarıyor! ‘Uzak durun’ diyor” ifadelerini kullanıyor. 

Clearstream Banking ve Euroclear Bank için “kim bunlar?” diye soran Muratoğlu, “Yurtdışında işlem yapmanız için aradaki aracılar. Uluslararası pazara erişim sunarlar. Daha çok saklama görevi yapıyorlar. İşlemleri gerçekleştiriyorlar” diyor.

Alınan kararlarla Türk bankalarının yurtdışına Türk lirası vermesinin neredeyse yasaklandığını belirten Muratoğlu, şunları söylüyor:

“Bunun adına dünyanın her yerinde ‘sermaye kontrolü’ denir. Zira, Türkiye son iki yılda ufak ufak sermaye kontrollerine geçmiş bir ülkedir. ‘Sermaye kontrolü’, para hareketlerine sınırlama getirilmesi anlamına gelir. Duyan yabancı yatırımcılar pılını pırtını toplayıp kapıya yönelir. Giden çoktan gitti, şarkılar söyle ardından… İstesen ekonomiyi daha kötü yönetebilir misin? Düşünüyorum durmadan!”

Bankalarda 50 bin dolardan fazla döviz transferlerinde sebep ve kaynak sorulduğunu ifade eden Muratoğlu, şöyle diyor:

“Paran var, 100 bin dolar ve üzerindeki döviz alışlarına bir gün valör getirildi… Parasını veriyorsun, dövizi ertesi gün alabiliyorsun… Sizce nedir bunun adı? Sermaye kontrolü! İhracat yapan şirketlere dövizlerini ülkeye getirme zorunluluğu… Döviz alımına vergi konuldu… Gerektiğinde bu vergiyi artırma yetkisi verildi… Ya 4 binden fazla ithal kaleme koyulan ek vergiler… Bunlara ne diyecekler… Adı sanı belli, sermaye kontrolü ama isterlerse Mahmut desinler… ‘Serbest piyasayı yok etmeyin, yarın ihtiyaç duyduğunuzda çok ararsınız dedik’ dinletemedik. İşte sonunda zurnanın son deliğine geldik.”

“Örnek vermek gibi olmasın ama Venezuela da ekonomiyi batırmadan önce bu yollardan geçti. Sanki Türkiye'nin ruh ikizi” sözlerini kullanan Muratoğlu, şöyle devam ediyor:

“Halen geçmiş yıllardaki gibi para akacağına inanıyorlar. Türk Lirası faizleri düşüyor. İhalelerde kamu bankaları piyasadan aykırı fiyat verince düşer tabii… İyi de düşen o faizlerden özel bankalar kredi verir mi? Zorluyorsun, tehdit edip ceza kesiyorsun yine vermiyorlar. Bu işler para politikasıyla olsaydı, kriz zaten hiç yaşanmazdı. Kime verecekler ki? Kârlılıkları olmayan, cirosu artmayan, borcunu öderken zorlanan şirketlere neden kredi versinler? Onlar mevcut kredileri en az hasarla toplama peşindeler. Türk Lirası'nın çok ağır darbe yediği bir ortamda özel sektörün ödemesi gereken on milyarlarca dolar döviz borcu var. Türkiye kredi ile büyüyen, ekonomisi döviz girişine bağımlı bir ülke… Döviz gelmeyeceğine göre şimdiki planı ne? Çoğu sorunun cevabı üzerinde düşünmeye değmeyecek kadar basittir. Basit düşünün. Zorlamayın! Sadece çevrenize bakın ve anlayın!”

18 Mayıs 2020 10:03
DİĞER HABERLER