Türkiye Kamu-Sen: AYM dershanelerle ilgili doğru karar aldı

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) dershaneler ile ilgili aldığı kararın doğru olduğunu belirtti. Koncuk, "Ülkeyi yönetenler dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkarabilirse, o zaman bu işletmeler zaten kendiliğinden kapanır. Üstelik bu işletmelerin maddi zararı karşılanmadan kapatılması hukuki de değildir. Bu noktada Anayasa Mahkemesi'nin kararı doğru bir karardır." dedi.

AYM'nin dershanelerle ilgili almış olduğu karara ilişkin yazılı açıklama yapan İsmail Koncuk, dershanelerin kapatılması konusunun Türkiye'de uzun süredir tartışma konusu olduğunu belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) tüm eleştirilere, karşı çıkışlara rağmen okul yöneticilerinin, Bakanlık Merkez Teşkilatı yöneticilerinin tüm haklarını bir gecede ellerinden alan, okul yöneticiliği koltuklarına yandaşlarını oturtmayı hedefleyen, dershanelerin kapatılmasını, dershane öğretmenlerinin KPSS'siz MEB kadrolarına atanmasını içeren bir kanun çıkardığını kaydeden Koncuk, "Bu kanunun dershanelerin kapatılması ve dershane öğretmenlerinin MEB kadrolarına atanması ile ilgili maddeleri Anayasa Mahkemesi'nden döndü. Ayrıca edindiğimiz bilgilere göre okul müdürleri ve Bakanlık Merkez Teşkilatı yöneticilerinin durumları ile ilgili madde de iptal edildi. Müdür yardımcıları ve müdür başyardımcılarının durumu netlik kazanmamıştır." diye konuştu.

AYM'nin kararı ile ilgili açıklamalarda bulunan Koncuk, dershanelerin okullara alternatif kurumlar olmasına her zaman karşı çıktıklarını söyledi. Eğitim-öğretimin yapılması gereken yerlerin dershaneler değil, okulların olduğunun altını çizen Koncuk, konuşmasına şöyle devam etti: "Dershanelerin varlığı elbette ki bizleri mutlu etmez. Ancak dershaneler bir ihtiyaç iken, ortada ciddi bir yarış varken, siyasi hesaplaşmalar uğruna satırcı mantığı ile dershanelerin kapısına kilit vurmak doğru değildir. Bu noktada yapılması gereken dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkarmaktır. Ülkeyi yönetenler dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkarabilirse, o zaman bu işletmeler zaten kendiliğinden kapanır. Üstelik bu işletmelerin maddi zararını karşılamadan kapatılması hukuki de değildir. Bu noktada Anayasa Mahkemesi'nin kararı doğru bir karardır. Tabi şunu da vurgulamak gerekir: Bu sistem bu şekilde devam etmemeli. Dershaneler okullara alternatif olmamalı. O halde ne yapılmalı? Yapılması gereken eğitim sistemini belirlenen hedeflere uygun hale getirmek ve dershanelere olan ihtiyacı ortadan kaldırmaktır. Yoksa 'benden olmayana hayat hakkı tanımam, dükkanlarının kapısına kilit vururum' anlayışıyla hareket edilmesinin hukuken kabul görmediği açık. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı hukukun geleceği açısından çok önemlidir."

Koncuk, dershanelerin bir kısmının özel okula dönüştüğünü, bir kısmının kapandığını ifade etti. Özel okula dönüşen ve dönüşmek için başvuruda bulunan okullar olduğunu kaydeden Koncuk, "Dershanelerden dönüşen özel okullara esnek kriterler getirildiği için söz konusu okulların bir kısmında ne sosyal alanlar, ne spor salonu, ne kütüphane var. Hatta bir kısmı apartman dairelerinde eğitim-öğretim veriyor. Kısacası dershaneler kağıt üstünde kapatılsa da aslında sadece isim değiştirmişti, adeta okullar dershaneleşmişti." şeklinde konuştu.

Hükümet ve MEB dershanelerin Türkiye'de ihtiyaç olduğunu vurgulayan Koncuk, "Dershanelerin bu ülkede ihtiyaç olduğunu bile bile dershaneleri kapatmasaydı, bugün bunlar yaşanmayacaktı. Güçler savaşının, inatlaşmanın fayda getirmediği, gündemi boşuna meşgul ettiği, dershaneleri, öğretmenleri, öğrencileri mağdur ettiği görülmekte." diye kaydetti.

Dershane öğretmenlerinin MEB kadrolarına KPSS'siz atanması ile ilgili maddenin de iptal edilmesinin uygun olduğunu dile getiren Koncuk, konuşmasına şöyle devam etti: "Bu ülkede yüzbinlerce insan öğretmen olmak için KPSS'ye girerken, büyük bir emek ve alın teri dökerken, yüksek puan almasına rağmen atanamazken, dershane öğretmenlerinin KPSS'siz MEB kadrolarına atanması büyük bir haksızlık olacaktı. Üstelik Bakanlığın sözlü sınavla bu öğretmenleri alacağı düşünüldüğünde kadrolarını kendi yandaşları ile doldurması kaçınılmaz olacaktı. Dolayısıyla kimileri KPSS ile öğretmen olurken, diğerlerinin KPSS'siz, adeta havadan inme bir yöntemle öğretmen olması hem çalışma barışını bozacaktı, hem de ciddi bir hak gaspına yol açacaktı."

ESKİ YÖNETİCİLER GÖREVLERİNE İADE EDİLMELİ, TÜM YÖNETİCİ ATAMALARI YAZILI SINAV SONUÇLARINA GÖRE YAPILMALI

Anayasa Mahkemesi'nin kanunun 4 yılını dolduran okul müdürlerinin görevden alınması ve Bakanlık Merkez Teşkilatı yöneticilerinin görevine son verilmesi ile ilgili maddelerinin iptal edildiği ile ilişkin kararın kendilerine ulaştığının bilgisini veren Koncuk, konuşmasını şöyle sürdürdü: "MEB kendisine biat etmeyenleri, yapılan yanlışlara, keyfi uygulamalara karşı duranları, farklı ideolojiye sahip olanları, kısacası yandaş, candaş, sırdaş olmayanları elimine etmek ve tüm yönetici kadrolarını kendi yandaşlarından oluşturmak istiyordu. Anayasa Mahkemesi'nin kararı bunun artık mümkün olamayacağı anlamına gelmektedir. AYM de AKP iktidarının ihdas ettiği sistemin hukuksuzluğa, adam kayırmaya, usulsüzlük ile koltuk doldurmaya, işi ehline vermediğine yol açtığını görmüş ve düzenlemeyi iptal etmiştir. Çok merak ediyoruz; bu kanunu ihdas edenler, "Anayasa Mahkemesi'nin kararını tanımıyoruz" diyecek midir? Danıştay kararlarını, İDDK kararını tanımayanlar, Anayasa Mahkemesi'nin kararını da mı tanımayacaktır? 'İstediğim kişilerle çalışırım', 'ben yaptım oldu', 'kimse bana kafa tutamaz', 'adamına göre muamele yaparım' diyerek, kafasına göre kanun çıkaranlar, mahkeme kararlarını uygulamamak için bin bir dereden su getirenler kazdıkları çukura düştü."
CİHAN
14 Temmuz 2015 14:41
DİĞER HABERLER