Türkiye özgürlüğüne sahip çıkıyor

Türkiye özgürlüğüne sahip çıkıyor
Twitter fenomeni Fuat Avni'nin 28 Ağustos'ta ‘1 Kasım'daki seçimler öncesinde özgür medyaya operasyon yapılacak' iddiası doğru çıktı.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ekipleri, İpek Medya Grubu, Koza İpek Holding, İpek Üniversitesi, KanalTürk ve Akın İpek'in evine hukuksuz gerekçelerle dün baskın yaptı. Geçici hükümetin, seçim arifesindeki skandal operasyonuna, muhalefet partileri sert tepki gösterdi.

Operasyonun iktidarı eleştiren herkesi susturma amacı taşıdığını vurgulayan muhalefet partileri, yaşananların Türkiye'nin dünyadaki imajını daha da sarsacağının altını çizdi. Anamuhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, medyası susturulan bir ülkede demokrasiden söz edilemeyeceğini vurguladı ve “Bu konuda hükümeti dikkatli olmaya, tutarlı olmaya ve bizi dünyaya rezil etmemeye davet ediyorum.” çağrısında bulundu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bu gidişatın sonu da hayırlı olmayacaktır.” uyarısında bulunurken BBP lideri Mustafa Destici, operasyonun muhalifleri susturma ve yıldırma amaçlı olduğunu bildirdi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ayhan Bilgen de, iktidarı eleştiren, yanlışlarına itiraz eden her yayın grubunun tehdit altında olduğunu söyledi.

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU:
Medyası susturulan bir ülkede demokrasiden söz edilemez
Baskı devam ediyor ama dikkatle takip ediyoruz. Medyası susturulan bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Bu konuda hükümeti dikkatli olmaya tutarlı olmaya ve bizi dünyaya rezil etmemeye davet ediyorum.

MHP GENEL BAŞKANI DEVLET BAHÇELİ:
Medyaya büyük baskı var, bu gidişatın sonu hayırlı olmayacak
“Uzun zamandan beri Türkiye'de basın üzerinde çok büyük bir baskılar olduğu gibi sermaye grupları üzerinde de büyük tedirginlikler yaratacak davranışlar sergilenmektedir. Bunlardan bir kötü örnek bugün gerçekleşmiş oluyor. Bunu tasvip etmek mümkün değil. Bu gidişatın sonu da hayırlı olmayacaktır.”

HDP SÖZCÜSÜ AYHAN BİLGEN:
iktidarın istediği gibi yayın yapmayan basın tehdit altında
“Siyasi iktidara muhalefet eden, eleştiren yayın kuruluşlarını düşmanlaştırmak ve cezalandırma yoluyla teslim almaya çalışmak, otoriter rejimlerin karakterleridir. Bir süredir gazetecilerin gözaltına alınması, tutuklanması, Türkiye'nin demokratikleşme değil otoriterleşme yolunda yürüdüğünü göstermektedir. Son operasyonlar da zaten ne yazık ki beklenen ve siyasi iktidarın yargı üzerindeki baskısını çok açık biçimde gösteren bir gelişmedir. Muhtemeldir ki eleştiren, itiraz eden, muhalefet eden ya da iktidarın istediği düzeyde yayın yapmayan basın kuruluşları tehdit altındadır. Bu duruma tepki göstermeyen herkes bu baskının altındadır.”

BBP GENEL BAŞKANI MUSTAFA DESTİCİ:
Operasyon yıldırma, yok etme ve susturma amaçlı
“Operasyonun hukukî olmadığı, yıldırmaya, susturmaya ve yok etmeye yönelik bir siyasî operasyon olduğu gerçeği var. Üretime ve istihdama en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde bu tür kuruluşlara yapılan operasyonlar, kimseye bir fayda sağlamaz. Büyük zararlar doğuracağı da aşikârdır. Özgür medya, demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Özgür medyanın olmadığı, muhalefetin sesinin duyulmadığı ülkede demokrasiden bahsedilemez.”

İktidar, Türkiye'nin kuyusunu kazıyor
CHP Grup Başkan Vekili Levent Gök: “Bu operasyonlar 17-25 Aralık'ın etkisini kırmaya yöneliktir. Tek kelimeyle rezalet. Bugün yaşanan karmaşa, bütün dünya tarafından dikkatle izleniyor. Çünkü dünyanın demokrasi ölçütü olarak baktığı zaman ana değerlendirmeleri içerisinde medya özgürlüğü büyük bir yer tutar. Bugünkü operasyonun çok farklı boyutları var. Devlet, gittikçe kötüleşen ekonomimizde bir sermaye grubuna yapmış olduğu baskınla bu grubun Türkiye'de yaptığı üretimlerini ve onun yan etkilerini bir anda çökertecek işe girişiyor. Bu, akıl tutulmasından başka bir şey değildir. Bunun sadece İpek Grubu'yla ilintili olmayacağı açıktır. Türkiye, kendi kuyusunu kazan bir ülkedir.”

Erdoğan her yere saldırıyor, niyeti herkesi sindirmek
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan: “Medya özgürlüğü demokrasinin özüdür. Medyayı susturacaksınız, iktidar eliyle muhalif bütün seslerin üzerine gideceksiniz, gazeteleri kapatacaksınız, televizyonların sesini keseceksiniz ve havuz medyasının dışında kimse konuşamayacak. İktidara yalakalık yapan yazarların dışında hiç kimse konuşamayacak. Aydınlar sesini duyuramayacak. Böyle bir ortamda Türkiye'yi sandığa götürmeyi planlıyor. Medyanın sustuğu, basının ve insanların özgürce konuşamadığı bir ülkede yaşamaktan utanıyoruz. Cumhurbaşkanı her yere saldırır vaziyette. Asıl niyet korku, saldırı ve baskı ile sandıktan tekrar bir tek parti hükümeti çıkarmak. Toplumu terörize ederek temel hak ve özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldırıp bütün medyayı havuz medyası haline getirerek Türkiye'yi seçime götürme peşindeler.”

Herkes tehdit altında
DSP Genel Başkanı Masum Türker: “Bu durum Türkiye'nin ayrışma ve bölünmeye götürüldüğü noktada medyanın kontrol altına alınmak istenmesinden kaynaklanıyor. Seçim öncesi paralel devlet kavramını çıkardılar. Bu dönem paralel devlet prim yapmayacağı için terör örgütü adı altında makul şüpheyle beğenmedikleri herkesi sorgulama yolunu seçtiler. Gerekli tedbirler ve atamalar bile buna göre şekillendi. Koza grubuna yöneltilen aramalar yalnız medyanın özgürlüğünü engellemekle kalmaz, iş hayatını ve ulusal sermayeyi de tehdit eder. Tehlikede olan yalnız Koza Grubu değil, muhalif gazetelere reklam veren firmalar da dolaylı olarak destek verenler olarak baskı altında olacak. Bülent Ecevit'in sözleriyle devam etmek istiyorum. Tribünde oturmayın siz tribünde oturmaya devam ederseniz bir gün gelir biri maçı bitirir.”

Operasyon siyasî, kınıyorum
24. Dönem İstanbul Milletvekili Hakan Şükür: “Sivil darbe! Koza Holding, İpek Üniversitesi, İpek Medya ve Akın İpek'in evine operasyon. Vergi rekortmeni, vatansever aile düşmanlığı. Basını özgür olmayan ülkede kimse özgür değildir. Basının susturulduğu Türkiye'de seçimlerin özgür olacağına kimse inanmaz. Basına yönelik hukuki olmayan, siyasi operasyonu kınıyorum. Bunu yapanlar hukuk önünde mutlaka hesap verecekler.”

Bugün Gazetesi, iktidarın foyasını ortaya çıkardı
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura: “Bugün Gazetesi, IŞİD'e yapılan yardımların geçişini fotoğraflamış. İktidarın foyasını ortaya çıkardı. İnkar ettikleri ama kimseye yutturamadıkları hakikatleri ortaya çıkardı. Onun intikamını almak istiyorlar. Mahkeme kadının mülkü değil, yani bu koltuklar eninde sonunda terk edilecektir. İsteseler de istemeseler de bu yapılanların karşılığı, mahkemede hesabı sorulacaktır. Anayasa'ya dair her şey ayaklar altında paspas edildi. Tek adam rejimi için, diktatörlük uygulaması için her türlü hukuksuz uygulama yapılıyor. Bu da onlardan bir tanesidir.”

Yapılan operasyonlar, diktatörlüğü hatırlatıyor
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker: “1 Kasım'da Türkiye ya diktatörlüğe, faşizme oy verecek ya da demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne oy verecek. Bu net ayrımı halkın görmesi lazım. Operasyonlar, muz cumhuriyetlerini, diktatörlüğü hatırlatıyor. İnsanlar muhalif olabilirler, sizi çok ciddi şekilde eleştirebilirler. Polisle bir yere baskın yaparak susturmaya çalışmanız, demokratik ülkelerde olan şeyler değil.”

Halk, baskının hesabını 1 Kasım'da soracak
MHP Balıkesir Milletvekili İsmail Ok: “Bu tür hukuksuzlukları yapanlar, makamı mevkii ne olursa olsun mutlaka hesabını kanun önünde verecektir. Bu millet de bunun hesabını soracaktır. Demokrasi adına milletten oy isteyip de demokrasiyi katleden, kendisinden olmayanlara asla yaşama hakkı vermeyen Kaçak Saray'daki Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'ye biçmeye çalıştığı bu tek adamlı sultan yönetiminin sonunun hızla geldiğini göstermekte. Devlet, neredeyse ülkenin üçte birinde alan hakimiyetini PKK'ya teslim etti. Şimdi bunları görmezden gelen Kaçak Saray'daki Erdoğan ve avaneleri , maalesef gündem saptırmak amacıyla bunları yapıyor.”

Bürokratlar, iyi düşünsün; yarın bu siyasiler gidecek
MHP Manisa Milletvekili Zeynel Balkız: “17-25 Aralık'ta ülkeyi soyanların, yazarkasaların, paraların, ayakkabı kutularının üzerinin örtüldüğü bir Türkiye'de zorla şirketler, medya kuruluşlarına baskı yapılarak suç isnat edilmeye çalışılıyor. Buradan iktidar kendi yargısını, sermayesini yaratma peşinde. Bunların hesabı 1 Kasım'dan sonra sorulur. Bunu yapan bürokratlar, bu kararı verenler, hukuku çiğneyenler iyi düşünsünler. Yarın bu siyasiler gider. Zaten yüzde 40'ın altında gözüken bu iktidar muhakkak gidici gözüküyor. Bürokratları ve yargı çevrelerini uyarıyorum: Onlar bunun hesabını muhakkak verirler. Siyasilerin yanında bu zulmü işleyenler de zulme taşeronluk yapmasınlar. Ellerine tutuşturulan bir yazının, bir kararın, bir emrin ne anlama geldiğini bürokratlarımız ve bu kararı icra edenler görsün.”

Muhalifleri susturmak faşist diktatör yöntemidir
MHP 24. Dönem Kocaeli Mlilletvekili Lütfü Türkkan: “Basına yapılan her türlü baskı, demokrasinin topalladığının işaretidir. Dün yapılanlar da yanlıştı, bugün yapılanlar da yanlış. Koza-İpek Grubu'na düzenlenen operasyonu kınıyorum. Bunun bir terör operasyonu olduğunu, ne bize, ne de dünyaya inandıramazsınız. Muhalifleri susturarak, baskı yaparak, hapse atarak seçime gidenler; sadece faşist diktatörlerdir. Kendinize ve bu güzel ülkeye kıymayın.”

Darbeciler, hiçbir zaman rahmetle anılmamıştır
BBP Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır: “Baskıyı araç olarak kullanıp insanların görüşlerini değiştirmeyi deneyemezsiniz. Denediğinizde bu ara rejimlere özenmek, darbe rejimlerine özenmek olur. Yaşadıklarımız Türkiye'ye yakışmıyor. AKP iktidarının akıl tutulması yaşadığını düşünüyorum. Açık şekilde baskı ve yıldırma operasyonu. Hiçbir zaman bu darbe dönemlerinde, bu tür eylem ve operasyon yapanlar rahmetle anılmamıştır, hiçbir zaman da kazançlı çıkmamışlardır. Şu an geldiğimiz noktada gözdağıyla, yıldırmayla, polisi, yargıyı kullanarak, devletin birtakım aygıtlarını kullanarak, Akın Bey'in şahsında grubuna bir baskı, yıldırma operasyonu başlatılmış durumda. Bir insanın ailesine, çocuklarına baskı uygulamak bu dönemin, demokratik ülkenin kârı değil, alışkanlığı da değil.

Bu operasyon 77 milyona gözdağıdır
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal: “Bu şekilde basına ve müteşebbislere baskın yapılması gündemin değiştirilmesine yöneliktir. Bu operasyonların asıl amacı, vatandaşın iktidarın yaptığı hukuksuzlukları, adaletsizlikleri, yolsuzlukları öğrenmesinin önüne geçmektir. Eğer gerçekten operasyon yapılmak isteniyorsa buyurun şehit cenazelerini durdurun. Buyurun Türkiye'de terörü durdurun. Muhalif olan basın mensuplarına ve girişimcilerine bu operasyon aslında tüm 77 milyon insanımıza bir gözdağıdır. Bu tepkinin çığ gibi büyümesi lazım. Çünkü burada sadece basına yapılan bir operasyon yok. Bu, sokaktaki her vatandaşımızın bilgilenme hakkına, öğrenme hakkına, fikir edinme hakkına bir operasyondur. Otoriter olan rejimler, eleştirilmeyi sevmezler. Düşünce özgürlüğünü sevmezler. Anayasa diyor ki özgür basının önündeki tüm engellerin kaldırılması lazım. Bu yapılan operasyon açık ve net bir şekilde Anayasa'ya aykırıdır.”

Baskıyla diktatörlük kurmak istiyorlar
MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı: “Muhalefet olan herkese karşı bir baskı kurmak istiyorlar. Baskıyla bir diktatörlük kurmak istiyorlar. Ama tabii ki beceremeyecekler. Büyük Türk milleti buna müsaade etmeyecek. Seçime kadar muhalefet yapan kim olursa olsun üzerlerine gidiliyor. Gündemi değiştirmek için, insanlara başka türlü anlatmak için medyaya operasyon yapıyorlar. Medya susturulamaz. Büyük Türk milleti sandıkta cevabını verecek. Beceremeyecekler.”

02 Eylül 2015 07:13
DİĞER HABERLER