Uzun yaşamanın sırrı Mavi Bölge mi?

Samanyoluhaber.com yazarı Akademisyen Esra Büyükcombak bu haftaki yazısında ' Uzun yaşamanın sırrı ' ile ilgili önemli hatırlatmalarda bulundu
ESRA BÜYÜKCOMBAK
Akademisyen (Genetik ve Biyoloji Mühendisliği)

Yazar ve Eğitimci Dan Buettner’in kitabından uyarlama olan ve şu anda Netflix'te yayınlanan 100 Yıl Yaşamak: Mavi Bölgelerin Sırları (Live to 100: Secrets of the Blue Zone) belgeselinde uzun yaşayanların bulunduğu yerler ve ortak özellikleri konu ediliyor. Buettner Mavi Bölgeler olarak adlandırılan, en az 90'lı yaşlarına kadar sağlıklı ve aktif kalan insanlardan oluşan bölgelere götürüyor. Bu beş bölge; Okinawa, Japonya-Sardinya, İtalya-Loma Linda, ABD-İkarya, Yunanistan-Nikoya, Kosta Rika’dır. Buralarda yaşayanları inceleyerek farklı yerlerdeki insanların bu kadar uzun ömürlü yaşayabilmek için neler yaptıklarını ve varsa ortak noktalarının ne olduğunu uzun bir araştırmayla anlamaya çalışan Buettner’e göre; Mavi Bölgelerdeki insanlar, ekstra çaba harcamadan daha uzun yaşıyorlar.

Ben de bu yazımda bu araştırmaya dair bazı tespitleri paylaşıp gerekli çıkarımları size bırakacağım.



Nedir Bu Mavi Bölge Formülü?

Mavi bölgede fiziksel ve zihinsel olarak uzun ve sağlıklı yaşam sürenlerin en belirgin ortak noktası hep birlikte hareket etmeleri olarak karşımıza çıkıyor. Yani bireysel yaşam tarzı seçimleri veya beslenme alışkanlıklarından daha çok çevre ve kültürün şekillendirdiği toplu etkileşimle sağlıklı yaşamaya birbirlerini teşvik ediyorlar diyebiliriz. Buettner yaptığı araştırmalarla, sağlıklı yaşlanmanın % 20'sinin genler, %10'unun kişisel tercihler,  %10'unun sağlık sistemi ve geri kalan % 60'ının da çevre olduğunu belirtiyor.

Bu bölgelerdeki yaşlıların hepsinin güçlü bir yaşam amacı var, toplumla ve aileyle bağlarını sürdürüyorlar, günlük doğal hareketlerle meşguller ve en önemlisi ortak bir beslenme şekline sahipler.



Beslenme Şekli

Mavi Bölgelerdeki insanlar ağırlıklı olarak vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve lif açısından zengin olan meyve, sebze, fasulye ve tam tahılları tüketirler. Et, balık ve süt ürünleri az tüketilirken, kuruyemişler ve tohumlar genellikle sağlıklı yağların ana kaynağını sağlar. Kültürel olarak farklı olmasına rağmen, her Mavi Bölgedeki diyetlerin tümü basit, bütün ve yöresel kaynaklı bitki bazlı ortak içeriklere sahiptir. 

Buettner, diyeti resmi olarak formüle ettiğinde, et ve süt ürünlerini tamamen dışarıda bırakmak gerektiğini vurguluyor. Hayvansal gıdalar mümkün olduğunca az tüketiliyor. Peynir tüketilecekse koyun veya keçi peyniri tercih ediliyor. Şeker tüketimleri ise yok denecek kadar az ve neredeyse işlenmiş gıda tüketimi hiç yok. Vücudun protein ihtiyacı mümkün olduğunca bitkilerden (sebze, meyve, bakliyat) gideriliyor. 
Bitkisel besinler içerikleri açısından zengindir, kalorileri hayvansal proteinlerden daha düşüktür ve kolesterol veya doymuş yağ içermezler. Bu da kalp sağlığı için oldukça önemlidir. Çünkü Akdeniz tipi diyetler, kalp hastalığı, hipertansiyon, tip 2 diyabet ve bazı kanserler dahil olmak üzere kronik hastalık riskinin azalmasıyla ilişkilendiriliyor. 
Mavi Bölgelerdekilere göre, önemli olan yalnızca hangi yiyeceklerin yenildiği değil, aynı zamanda ne kadar yenileceğidir ve onda sekiz kuralı uygulanır. Yani mide % 80 dolduğunda yemeyi bırakmanız gerekir. (Sünnet olan yeme şeklini hatırlatmak isterim; üçte bir kuralı…)



Doğal Hareket Etme

Buettner, hemen hemen her sağlıklı yaşam önerisinde yer alan spor salonuna gitme veya egzersize zaman ayırma Mavi Bölge insanlarının hayat tarzında yoktur diyor. Eminim bu ifade sizi de şaşırtmıştır. Nedeni ise zaten gün boyu doğal bir şekilde aktif hareket etmeleridir. Bu şekilde vücutta yakılması gereken kaloriler birikmiyor. Bir yerden bir yere giderken yürümeyi tercih ediyorlar veya bahçeyle uğraşıyorlar. Örneğin Sardunya'daki bir dağ köyünde dik yollar çok fazladır ve patikalara tırmanmak zorludur. Buradan yola çıkarak ilginç bir tespit, uzun ömürlülüğün en büyük göstergelerinden birinin yaşanılan yerin dik olmasıyla ilişkili olmasıdır.  (Yokuşlar daha fazla enerji harcanmaya ve dolayısıyla kalori yakılarak sağlıklı kalmaya katkı sağlar.)
Doğal harekete bir başka örnek, Okinawa’da evlerin çok az mobilyalı olması ve insanların sıklıkla yere oturması gösteriliyor. (Ev içinde sürekli kalkıp oturmak, alt vücut kaslarını güçlendiren squat yapmaya eşdeğerdir.)


Hayata Dair Olumlu Bakış Açısı
Kaliforniya’daki Loma Linda'da, gönüllülük ve topluluk faaliyetlerine önem veren inanç temelli bir topluluk olarak karşımıza çıkıyor. Veya Okinawa sakinleri ise kutsal günlük ritüelleri uygularlar. Buettner, bu uzun ömürlü popülasyonların "amaçlarını bildiklerini ve ona göre yaşadıklarını" vurguluyor. 


Genellikle aile ve arkadaşlarla paylaşılarak yemeğin sosyal yönünün gücüyle refah düzeyinde de artış fark ediliyor. Maneviyat ve sosyal ilişkiler yaşam tarzı faktörleriyle birleştiğinde, Mavi Bölge popülasyonlarında gözlemlenen uzun ömürlülük ve mutluluğun etkenlerinden biri olarak fark ediliyor. Sosyal izolasyonun günde 15 tane sigara içmek kadar ölümcül olduğu tespit edilmiş ve Buettner, "Ailelerini ön planda tutuyorlar ve yaşlanan ebeveynleriyle  yaşıyorlar" diye açıklıyor. 

Bu sağlıklı yaşam tarzı ve uzun ömürlülük sırlarını göz önünde bulundurarak, hayatımızı daha bilinçli bir şekilde yönlendirebiliriz. Unutmayalım ki, uzun bir yaşamın sırrı sadece genlerde değil, çevremizde, ilişkilerimizde ve yaşam amacımızda da yatıyor olabilir. Sağlıklı ve uzun bir yaşam dileğiyle!
[email protected]                                         X:@esrabc
27 Eylül 2023 13:23
DİĞER HABERLER