'Vatanımızı, milletimizi sevdiğimiz için yaptıklarımız suçsa her cezaya razıyız'

İzmir'de, önleme dinlemesi yapan emniyet mensuplarına yönelik, gazete kupürü delil kabul edilerek düzenlenen ikinci operasyonla ilgili davaya devam edildi. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tamamı tutuksuz yargılanan 26 emniyet mensubundan 14'ü ve avukatlar hazır bulundu. Davaya, haklarında dava açılan polislerin savunmalarıyla devam edildi.

Emniyet Müdürü İbrahim Şimşek, "Eğer önleme dinlemesi yapmazsanız 97 can gider, Suruç olur. Bir hatamız, suçumuz varsa vatanımızı, milletimizi sevdiğimiz için yaptığımız çalışmalardır. Bunun için de verilecek her cezaya razıyız." diyerek savunmasına başladı. Malum bir tarihten sonra özellikle önleme dinlemesi yapan polislerin "tu kaka" ilan edildiğini söyleyen sanık Şimşek, "Biz, görevimizi yaparak suç işlemişiz gibi algı oluşturmaya çalışıyorlar. Biz görev yaparken sadece 92 dinleme mi yapılmış? Kaç IMEI dinlemesi yapılmış, mahkemeniz sorarsa ortaya çıkar." dedi.

'DEVLETİMİN POLİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİM'

Halen görev yaptığı ilde yıllardır tanıdığı insanların bile, "Bu kişiye selam verirsem hakkımda işlem yapılır mı, müfettiş görevlendirilir mi?" korkusu yaşadığını söyleyen Şimşek, şöyle devam etti: "Eğer savcı bizi suçlamak istiyorsa ses kayıtlarını çıkarır, tapeleri koyar, 'Sen şunu dinlemişsin.' der ya da log kayıtlarını çıkartır. Ben ve arkadaşlarım sadece işimizi yaptık. Evimize gitmeden, çocuklarımızı görmeden çalıştık. Hafta içi mesai arkadaşlarında kahvaltı yapmamız örgüt üyeliğine sokuluyorsa o zaman örgütçüyüz. Benim tek örgütüm var, o da emniyet teşkilatı örgütü. Bu zamana kadar çok seviliyorduk, devlet bir sürü ödül verdi ama bir tarih var, o tarih Türkiye'nin miladı. Ben devletin 20 yıllık polisiyim, ben parti polisi olmadım, devletin polisi oldum, olmaya devam edeceğim."

'AYNI ÖRGÜTÜN YÖNETİCİSİ OLDUĞUM İDDİA EDİLEN EMNİYET MENSUBUYLA NEZARETTE TANIŞTIM'

Her iki kupür operasyonunda da tutuklanan ve itirazlar sonucu tahliye edilerek tutuksuz yargılanan emniyet müdürlerinden Memduh Tosun ise savunmasında, ayakları yere basmayan, sanal delillendirme yapılan bir iddianameyle karşı karşıya olduklarını söyledi. Kendilerinin 2008-2009 teknolojisini kullanarak yanlış kişileri dinlediklerinin iddia edildiğini söyleyen Tosun, dinlendiği iddia edilen 92 hatla ilgili 2015 teknolojisiyle çalışma yapılarak hatırlanan iddianamede dahi bunlardan 12'si hakkında yanlış bilgiler yer aldığına dikkat çekti. Net bir ayrımcılıkla karşı karşıya olduklarını, aynı dönemde görev yaptıkları bazı kişilerin, kendilerine yöneltilen suçlamalara konu aynı işlemlerin altında imzası olmasına rağmen "iş yoğunluğu" gibi gerekçelerle dosyadan çıkarıldığını belirten sanık Tosun, "Kanun ve hukuk önünde eşitlik ilkesi çiğnenmiştir." dedi. İddianamede örgüt yöneticisi olmakla suçlandığını da anlatan Memduh Tosun, aynı örgütte yönetici olmakla suçlanan Tarkan Kolik'i tanımadığını, bu kişiyle gözaltına alındıktan sonra nezarethanede tanıştığını söyledi. İlk operasyonda örgüt üyeliğinden tutuklandıklarını dile getiren Tosun, ikincisinde tutuklama kararı veren hakimin, gerekçe olarak örgüt üyeliğini dahi koymadığını aktardı. Tosun, "Gerçekten afaki örgüt kurulmuş, hiçbir somut bir şey yok." diye konuştu. Savcının iddianamede, "TibNOT" programını kullandıklarını yazdığını ancak İstihbarat'ta TibNOT diye bir program olmadığını, bunu TEM ve KOM şubelerinin kullandığını dile getirdi.

'BAŞKA DAVALARDAKİ MÜVEKKİLLERİMİ ŞİKAYETÇİ OLMASI İÇİN ARAMIŞLAR'

Sanık Memduh Tosun'un avukatı Mehmet Şener Özterzi de emniyet mensubu olan müvekkilinin eli kanlı terörist gibi yargılanmasının, tamamen kanunlara aykırı olduğunu söyledi. Yargılamaya 2008-2009 dinlemelerinin konu edildiğini, hiçbir suç unsuru olmamasına rağmen zamanaşımı dolduğu için bunlarla suçlama yapılmasının da mümkün olmadığını ifade eden Av. Özterzi, "Şimdi üçüncü soruşturmayı yapıyorlar. Bundan da tutuklama çıkmazsa dördüncüsünü yapacaklar diye düşünüyorum." dedi. "Anafor", "Yakamoz" gibi birçok operasyonla ilgili dosyada da avukatlık yaptığını, buradaki müvekkillerinin aranarak, 2Polis sizi dinlemiş, gelin şikayetçi olun." denildiği belirtti. Dosyada tek bir mağdur olmadığını, dinlemelerle ilgili konuşma metni bulunmadığını kaydeden Av. Özterzi, "Bu nasıl örgüt ki üyeleri bile birbirini tanımıyor? Aynı tarihlerde aynı şubede çalışan 100 kişi var, huzura ısrarla 30 kişi getiriliyor. TCK'ya göre ayrımcılık yapılamaz ancak ayrımcılık yapılıyor. Ortada dinleme tapesi yok, bir lira menfaat yok, yargılanan sanıklar arasında tapeler yok. Bu kadar delilsizlikle neden bir şeyler yapılmak isteniyor? Bu dava hatır için mi, baskıyla mı açıldı, bunu da heyetin takdirine bırakıyorum." diye konuştu. Özterzi, iki müvekkilinin beraatini talep etti.

'MAHMUT ÖZGENER'İ DİNLEMEDİK'

Sanık Komiser Remzi Fatih Burcu ise iddianamenin çelişkilerde dolu olduğunu belirterek, "İmza edilen dinlemeler nasıl arşivlenir?" diye sordu. Görev yaptığı dönemde R.S. isimli bir kişiyi dinlediklerini, bu kişinin Mahmut Özgener'in şirketine kayıtlı telefonu kullandığını anlatan Burcu, Savcı Okan Bato'nun bunu iddianameye, Mahmut Özgener'in dinlendiği şeklinde dahil ettiğini söyledi. Burcu, "Mahmut Özgener sansasyonel bir isim, gazeteye manşet olabilir diye düşünmüş olabilir. Mahmut Özgener, itibar edip şikayetçi olmamış." dedi. Suçlandığı konulardan birinin de M.G.K. isimli kişinin dinlenmesi olduğunu anlatan Burcu, "Bu kişiyle ilgili, dosyaya dört dinleme girmiş. Ben M.G.K. ile ilgili 10-12 dinleme kararı olduğunu biliyorum ama bu sekiz karar dosyaya, altında mevcut İstihbarat Şube Müdürlüğü çalışanlarının imzası bulunduğu için dahil bile edilmemiş." diyerek, hakkındaki bütün iddiaları reddetti. Sanık Burcu, suçlandıkları konunun devletin bekası için kanunlar çerçevesinde yapılan çalışmalardan başka bir şey olmadığını söyledi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

İzmir'de 2014 Ağustos ayında, Star gazetesinin kupürü delil kabul edilerek yapılan operasyonda mahkemenin, "Değil somut delil, olgu dahi yok." kararıyla serbest bırakılan 17 ismin de aralarında olduğu 26 polise, 2015 Ocak ayında ikinci operasyon düzenlendi. Gözaltına alınan 24 kişiden 10'u savcılıkta, 12'si mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Emniyet Müdürü Memduh Tosun ve İstihbarat eski Şube Müdür Yardımcısı Taner Aydın tutuklandı, avukatlarının üst mahkemeye yaptığı itiraz sonucu serbest bırakıldı. Soruşturmayı yürüten Savcı Okan Bato, polislerle ilgili 2 bin 24 yıla kadar hapis cezaları isteyerek iddianame hazırladı. İlk davanın fotokopi belgelerle yapıldığına dikkat çeken İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi, ikinci iddianamenin kabulü için belge asıllarının tamamının temin edilip dosyaya eklenmesi zorunluluğuna dikkat çekti. Mahkemenin iade ettiği iddianame, bir üst mahkeme tarafından kabul edildi. CİHAN
14 Ekim 2015 17:14
DİĞER HABERLER