Yargı paketi TBMM’ye geliyor: Tutuklu bebekler özgür olacak mı?

İstanbul seçimleri öncesi gündeme gelen yargı paketi, bu hafta TBMM’de tartışmaya açılacak.
Paketten en önemli beklentisi olanlar ise, çocuklarıyla cezaevlerinde olan kadınlar ve hasta tutuklular. Ahwalnews'in hazırladığı haberde Muhalefet partileri sık sık, tutuklu kadınlar ve hastaların sorunlarına dikkat çekiyor.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, başta prematüre ikizleriyle Ağrı Patnos Cezaevi’nde kalan Filiz Karaoğlan olmak üzere, 700’den fazla çocuğun anneleriyle birlikte cezaevlerinde kaldığını söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, 15 Temmuz sonrası hamile kadınların ve çocuklu annelerin gözaltına alınıp hukuksuz bir şekilde tutuklanmalarına dikkat çekiyor ve şöyle diyor:

“Türkiye’de 700 bebek anneleri ile birlikte cezaevinde. Ayrıca hamile kadınlar var. Bunlar içinde hüküm alanların infazlarına ara verilmelidir. Tutuklulara ise başka bir tedbir uygulanmalı ve cezaevinde çıkarılmalıdır.” Yargının bu kadınlara karşı düşman ceza hukuku uyguladığını söyleyen Tanrıkulu yaşadığımız dönemi, 12 Eylül darbesi günleriyle de karşılaştırıyor:

“Bu dönemin en önemli insan hakları ihlali hamile kadınların gözaltına alınması, tutuklanması, çocukları ile birlikte cezaevlerine gönderilmeleridir. Çünkü hiçbir dönemde bu kadar yaygın kadınların gözaltına alınıp tutuklandığı bir dönem olmamıştır. 12 Eylül faşist askeri darbesi dâhil olmak üzere.”

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, cezaevlerinin anne ve çocukları için cehenneme çevrildiğini söylüyor. Geçen yıl hamile ve yeni doğum yapmış kadınların 5275 sayılı kanunun emrettiği gibi serbest bırakılması için imza kampanyası başlatan Gergerlioğlu şu hatırlatmayı yapıyor:

“5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanun, hamile kadınlara altı aydan daha küçük bebeği olan kadınların tutuklanmasını yasaklamıştır. 5275 sayılı Kanunun 16/4 maddesine göre, hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur. 5275 sayılı Kanunun 116. maddesine göre, yukarıdaki hüküm “tutuklular” hakkında da uygulanır.

Kanunun 16/4 hükmünün kullandığı dil ile tutuklanan şüphelinin mahkûm oluncaya kadar masum olduğu ve 116. madde, Anayasanın 19 ile AİHS’nin 5. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, hamile ve altı aydan küçük bebeği olanların tutuklanması yasaktır. Bir suçtan dolayı mahkûm olmuş kişiler için öngörülen yasak, tutuklama gibi bir tedbir açısından getirilen önlemlerde kesinlikle uygulanır. Zira tutuklanan kişinin atılı suçu işleyip işlemediği henüz bir mahkeme kararı ile tespit dahi edilmemiş yani henüz masumdur.”

Siyasi arenada bunlar yaşanırken Türkiye’de bebekler cezaevinde büyümeye devam ediyor. Darbe girişimi sonrasında başlatılan nefret operasyonları yüzbinlerce yuvayı matem evine çevirdi. Türkiye'de neredeyse her gün bir bebek veya çocuk annesi ile cezaevine giriyor. 2016 yılında 560, 2017 yılında 668, 2018 yılında 743 ve 2019 yılı mayıs ayı itibariyle de 864 bebek veya çocuk cezaevinde büyüyor.

Bu yetmezmiş gibi, cezaevlerindeki çocuklar pek çok yasağı da küçük yaşlarında deneyimliyor. Bu çocukların oyuncaklara, üzerinde yazı olan giysilere erişimi yasak, betonda emekliyorlar, ek gıdalarını alamıyorlar, ihtiyaç duydukları ilaçlara erişemiyorlar.

Cezaevinde doğan en son çocuk, Safiye bebek. Safiye bebek için dünyanın dört bir yanında ‘Safiye Bebek özgür olsun’ kampanyaları başlatıldı. Annesi Hatice Şahnaz hamileyken tutuklandı. Yaklaşık iki ay önce doğan Safiye bebek, henüz dört günlükken change.org’da başlatılan imza kampanyasında şu çağrı yapılıyor:

“Hatice Şahnaz, 4 Eylül 1990 tarihinde Antalya’da doğmuş, Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu olup, 26 Mayıs itibari ile 4 günlük bebeğiyle birlikte Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulmaktadır. Henüz 3 haftalık hamile iken 4 Eylül 2018 tarihinde gözaltına alınmış,  6 Eylül 2018 tarihinde Antalya 1. Sulh ceza hakimliğince silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla tutuklanmıştır. 8 Kasım 2018 tarihinde yapılan ve yaklaşık 10-15 dakika süren ilk duruşmada, Hatice Şahnaz hamile olduğu için sorulara “evet-hayır” şeklinde cevaplar verebilmiş, etkin şekilde kendisini savunamamıştır. Mahkûmiyet kararında kullanılan gerekçedeki deliller önceden kendisine tebliğ edilip cezaevi koşullarında hamile bir kadın olarak savunmasını hazırlamasına da imkân tanınmamıştır. 
28 Şubat 2019 tarihinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, duruşma açmadan, yeniden yargılama yapmadan, Hatice Şahnaz’ın savunmasını almadan, tanıkları dinlemeden, bağımsız ve objektif bilirkişi incelemesi yaptırmadan, dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucu, “istinaf başvurusunun esastan reddine ve tutukluluğun devamına'' şeklinde karar vermiştir.

Cezaevi koşulları, hamile bir kadın açısından hayatı fazlasıyla çekilmez hale getirmekteyken yeni doğmuş bir bebekle daha da zor hale gelmiştir. Annenin, yeni doğan bebeğiyle birlikte dinlenebileceği uygun ortam bulunmamaktadır.

Koltuk, minder ve yastık gibi malzemeler bulunmamaktadır. Anne ve bebeği yeterli ve düzenli beslenme imkânlarından mahrum olduğu gibi, bebeğin gelişimi için gerekli olan vitamin, protein, mineral vb. desteklerden de yoksun durumdadır.

Hatice Şahnaz’ın eşi ve annesi, yeni doğan bir bebeğin ihtiyacı olan gerekli eşyaları cezaevine götürdüklerinde, cezaevi idaresi bebeğin ihtiyacı olan bu eşyaların birçoğunu kabul etmemiş ve içeriden tedarik edilebileceklerini söylemişlerdir; cezaevine götürmelerine rağmen, biberon, bebek battaniyesi, puset, bez ve diğer giysileri kabul edilmemiştir.
 


Hem bebeğin hem annenin birçok ihtiyacı cezaevinde bulunmadığı gibi, var olanların da cezaevinden tedarik edilmesi pahalı olup, Hatice Şahnaz’ın eşi de asgari ücretle çalışmaktadır. Hatice Şahnaz’ın 23 Mayıs 2019 tarihinde cezaevi koşullarında doğumu gerçekleşerek, Safiye isminde bir kız çocuğu dünyaya gelmiştir. 4 günlük Safiye bebek annesiyle birlikte tekrar cezaevine gönderilmiştir.  

4 günlük Safiye bebeğin ve yeni doğum yapmış annesinin sağlığı, uygun şekilde beslenmesi, anne ve özellikle bebeğin gelişimi ve iyiliği (well-being) için derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması; hamile, yeni doğum yapmış ve küçük çocuklu kadınların tutuklanması uygulamasına son verilmesi çağrısında bulunuyoruz.”

Safiye bebek belki bir sembol ama onun gibi pek çok çocuk da benzer mağduriyetleri yaşamayı sürdürüyor. 

Onlardan biri de Muaz bebek. 60 günlükken hapse atılan kalp hastası Muaz bebek hala Tarsus cezaevinde. Altı aydır Anne ve bebeği parmaklıkların ardında yaşam savaşı veriyor, tedavisi engelleniyor. Anne Nurhan Bahadır’ın tahliye talepleri ise reddediliyor. 

 

Bir başka bebek ise, bir buçuk yaşındaki Akif bebek. Annesi Halime Kaman ile birlikte 19 aylık olduğu zamandan beri, Erzurum Cezaevi’nde. Yaklaşık 18 aydır cezaevinde olan Akif bebek, şimdi dört yaşına yaklaşmış durumda.

Utku Çakırözer’in dikkat çektiği Filiz Karaoğlu ve sekiz aylık ikiz bebekleri de hala tutsak. Patnos Cezaevi’nde, hayata cezaevi parmaklıkları ardında,  her şeyden habersiz bir şekilde tutunmaya çalışan minik ikizlerin dört yıl daha cezaevinde tutsak olacakları öğrenildi. 

Benazir ve İshak Oktay çifti, Bursa’da geçtiğimiz Nisan ayının 12’sinde tutuklandılar. Bir buçuk yaşındaki oğulları da annesiyle cezaevinde.

Bir tutuklu çift de Kütahya’dan: Anne Yasemin Aladağ ve baba Kadir Aladağ, bir buçuk yıldır tutuklu yargılanıyorlar. Oğulları iki yaşındaki Mahir bebek de annesiyle birlikte tutuklu bir hayat sürüyor.

Kütahya’dan bir başka tutuklu bebek ise Yusuf Salih. Yedi aylıkken annesi Büneyye Özmen ile birlikte, Mayıs 2018’de cezaevine girdi. Şu anda iki yaşına yaklaşmış durumda. 

Mahir Said Sayım henüz bir yaşında bir bebek. Annesi Gülnur Sayım ve babası Özgür Sayım’la birlikte tutuklandı. Mahir bebek, annesiyle cezaevinde büyüyor.

Sümeyra Gökhan da, 45 günlük bebeği ile 2019 yılının Ocak ayında tutuklanan annelerden biri. 45 günlük bebeği ile tutuklanan Sümeyra Gökhan Aliağa Kadın Cezaevi'ne gönderildi. Baba Hasan Gökhan ise daha sonra tutuklandı. Selma bebek, annesiyle Aliağa Cezaevi’nde.

Zümra bebek, bir buçuk yaşında. Balıkesir Kepsut Cezaevi’nde 6 .3  yıl hüküm alan annesiyle beraber büyüyor. Baba ise ev hapsinde yedi yaşındaki kızına bakıyor.

Liya Berrin Kaya henüz iki yaşında. Anne Songül Kaya Aydın E Tipi Cezaevi kalıyor. ID bile olmayan Bylock yüzünden altı yıl üç ay hapis cezası aldı. Liya Berrin bir yıldan fazla bir süredir, annesi ile cezaevinde. 

Annesi ve babası tutuklu olduğu için, dışarıda onlardan bihaber büyüyen çocuklar da var.
 

Onlardan ikisi, iki kardeş, 10 aylık Mina ve 10 yaşındaki Hafsa Gençali’nin hem annesi hem babası tutuklu. Anne Ayşe Gençali Gebze Cezaevi’nde, baba Abdurrahim Gençali ise Kandıra Cezaevi’nde. Annesiz ve babasız kalan iki çocuğa babaanne ve dedeleri bakıyor.

Beş yaşındaki Azra’nın da hem annesi Büşra Köse, hem de babası Metin Köse Kahramanmaraş’ta tutuklu. Azra, babaannesinin yanında büyüyor.

Derya ve İsmail Yiğit çifti bir yıldır Düzce Cezaevi’nde tutuklular. Oğulları dört yaşındaki Bilal, annesiz ve babasız kaldığı için Eskişehir’de teyzesinin yanında büyüyor. Bilal, henüz dört yaşında psikolojik tedavi görüyor.

Anne ve babaları tutuklu olduğu için ayrılan kardeşler de var. Beş yaşındaki Zehra ve sekiz yaşındaki İdil Aşkın kardeşler onlardan. Anneleri Emine Aşkın, Bakırköy Cezaevi’nde; babaları Cengiz Aşkın ise Silivri Cezaevi’nde tutuklu. Yaklaşık üç aydır tutuklu olan Aşkın çiftinin durumu, kardeşlerin de ayrı büyümesine neden olmuş. Zehra, annesiyle Bakırköy Cezaevinde; İdil ise dedesiyle İstanbul’da yaşıyor. İki çocuğun da psikolojisi tamamen bozulmuş durumda.

Anne baba tutukluğunun en korkunç dramlarından biri ise geçtiğimiz haftalarda yaşandı. Samet Uzun ve Nilüfer Uzun çifti yaklaşık bir ay önce tutuklandı. Samet Uzun Eskişehir Cezaevi’ne, Nilüfer Uzun Ordu Cezaevi’ne konuldu. Çocukları 3.5 yaşındaki Gonca ve 1.5 yaşındaki Bülent Selim ise, hiçbir yakınları bakımlarını üstlenmediği için Çocuk Esirgeme Kurumu yurduna verildi.
03 Temmuz 2019 10:06
DİĞER HABERLER