Hurma ile İftar Etmek

  • Abdullah Aymaz
  • Abdullah Aymaz
    21 Nis 2020 10:34
    İnsan vücudundaki proteinlerin yapılması için amino-asitlere ihtiyaç vardır. Amino-asitler 20 çeşittir. Bunların 8 tanesi, TEMEL  AMİNO-ASİTLER  olarak bilinir ve bunlar insan vücudunda yapılamaz; muhakkak ve mutlaka bitkilerden alınması gerekir. Diğer 12 amino-asiti ise, insan vücudu bitkilerden aldığı temel amino-asitlerden sentezleyebilir. Protein sentezi için gerekli amino-asitlerden biri bile eksik olsa, ihtiyaç duyulan o lüzumlu protein yapılamaz. Bu durum ise, vücutta beslenme bozukluklarına bağlı ciddi hastalıklara sebep olur. Onun için çok çeşitli meyve ve sebzeler yiyerek temel amino-asitlerin eksik olmamasına dikkat ederek beslenmek gerekir. Bitkiler içinde yalnız hurmada bütün temel amino-asitler eksiksiz olarak bulunmaktadır. Yani insan hurmadan başka hiçbir şey yemese, vücudunda hiçbir eksiklik, zafiyet ve hastalık  olmadan hayatını sürdürebilir.

    Top Direkten Dönünce

    Doksan dakikalık  bir maçta, top direkten dönünce, atamadık diye futbolcular hatta taraftarlar göğüslerini ve kafalarını dövüyorlar… Buna göre, çağın BÜYÜK  MESELESİ, HİZMET meselesi karşısında nasıl olunması gerektiğini bir düşünelim. Eğer bu iş, Allah’a niyaz ve yakarışlara bağlanmışsa, mutlaka bunun gerçekleştirilmesi gerekir.
     
    Dolap  Beygirine  Benzemeyelim

    Artık belli bir yaştan sonra insanın iç derinlik kazanması ve Rabbânî olması lazım gelir. Yani artık büyük cihat sayılan nefisle mücadele etme, ibadette derinleşme cismaniyetten sıyrılıp kalbin ve ruhun derece-i hayatına yükselmeye gayret etme hedefli yaşama icap eder. Hedefteki bu niyete göre Cenab-ı Hakkın misafiri oluruz. O da bizi inşaallah korur, hedefimize ulaştırır. Yoksa dolap beygiri gibi  yerimizde döner dururuz. Kalbin Zümrüt Tepelerinde denildiği gibi, dar beşeriyete mukabil, melekî enginliklere açılma gayreti göstermeliyiz.

    Gam  Turabiyle Yoğrulmuş

    Anlatıldığına göre, Yavuz Sultan Selim’in Şair  Vehbi  isimli  bir şair arkadaşı vardır. Sultan’ın bir şakasından gücenen şair, bunu dargınlık vesilesi yapar ve gizlice İstanbul’dan Urfa’ya gider. Orada Müftü Kâtipliği yapmaya başlar. Yavuz onu bir türlü bulamayınca pişman olur ve kendisine ulaşabilmek için şöyle bir yola başvurur. Kendisi:  “Bütün dünya benim olsa, gâmım gitmez nedendir bu?” diye bir mısralık bir şiir yazar. “Bunun gerisini getirip beyti tamamlayana bin altın verilecektir” diye ilan eder. Urfa Müftüsü bir şeyler yazıp göndermesi için yazdığı mısrayı kâtibe verir. Kâtip onun yerine kendisinin yazdığı “Ezelden gam türabiyle  yoğrulmuş bir bedendir bu!”  mısraını yazıp gönderir. Yavuz meseleyi anlayıp Müftü’ye “Tamam sana bin altın gönderiyorum, ama sen de benim şair arkadaşımı bana gönder”  diye yazar. Sonra barışırlar. Elbet cevher kıymetinden cevher-fürûşan anlar. Elbette padişahına göre de şair dost olur.

    Akla  İhtiyacı  Olmayanlar

    Hocaefendi diyor ki: “Benim akla ihtiyacım yok!”  sözü aslında gücün tuğyanıdır. Eğer bir başarı, küstahlığa kendini aşırı güvenmeye sebep olur da, çevresindeki danışmanlar doğruyu göstereceklerine, onu şımartacak  yalaka lâflar ederlerse, artık o zavallı söz dinlemez bir azgın hale gelir. Darlık ve tahammülsüzlük içinde çırpınır  durur. Hocaefendi  de zaten şöyle diyor:
    “Gücün genetiğinde zulüm ve taşkınlık vardır.”

    Şehit  Cenazelerinde  Abdest  Gerekmezmiş!..

    Doğu Perinçek, şehit cenazelerine katılınca, abdestsiz olduğunu fark eden gazetecilere  “Bu namaz için abdest gerekmez”  diye bir de fetva vermişti!..

    Çin  İşkencesi

    İşkence edilecek kişiye önce en sevdiği müzik parçaları soruluyor. Sonra hücresinde devamlı onlar çalınıyor. Bir müddet sonra müthiş işkence rahatsızlığı vermeye başlıyor…
    Öbür taraftan Kur’an’dan bir sure, bir ayet, binlerce defa tekrar edilse alsa hiçbir sıkıntı vermiyor. Kur’an, nur ve şifa…  Kur’an harflerinin dizilişi harika… İnsan bünyesiyle âhenk içinde… Nasıl ki, aynı frekansta  olan iki diyapazon aletinden birisi titreştirilince, hemen ötürü de ihtizaza gelir yani Rezonans olayı meydana gelir. İnsan vücudunda, atomların, hücrelerin ve hücreler içindeki DNA ve RNA’ların dizilişi de Kur’an harflerinin dizilişi gibi…  Gen uyumu var aralarında âdetâ…  Onun için Kur’an okununca, bilhassa hüzünle nâzil olan Kur’an hüzünlü şekilde ve ağlayarak  okununca müthiş bir rezonans meydana geliyor ve asla sıkıntı vermiyor, ruhâni bir HAZ  veriyor…

    Abdullah Aymaz 
    21 Nis 2020 10:34