Yerli, kalitesiz ve pahalı!

  • Kadir Gürcan
  • Kadir Gürcan
    14 Tem 2025 00:52


     

    Medya'da “Bu hafta vizyona sekiz film giriyor!” haberlerini merak edip bakıyorum. Hepsi de yabancı filmler. Tamamıyla yerliye dönüp sadece ucuz propaganda dizileri üreten devlet destekli şirketlerin kalite dertleri yok. Devlet bütçesine sırtını dayayıp yerli ve kalitesiz üretim konforunun kalıcı tahribatı telafi edilemiyor.

     

    Son üç yıldır, hemen her hafta vizyona giren film haberleri gibi mevcut iktidarın kabine değişikliği teşebbüsleri heyecan vermiyor. Aciliyeti olan bir iş üç yıl savsaklanabiliyorsa, olmasa da olur demektir. Ağır-aksak nasıl olsa mesaiyi dolduruyorlar. Artık değişim ev girimi dediğimiz Sonbahar aylarına kaldı. Acelesi yok. 2025 Sonbaharı olmazsa 2026 Bahar'ı olsun! Öyle ya, Türk Yüzyılı'na yeni başladık.

     

    Kulislerde dolaşan dedikodularda, Saray “Bu son toplantımız!” iması ile yine kabine değişikliğinin sinyallerini vermiş. Neden bu kadar uzatıldığına bir mana vermiş değiliz. Nasıl olsa, hemen hepsi numara eri; sağdan sağ aynı, soldan say aynı. Saray arada bir kendini hatırlatıp “I am the freaking Boss!”, “Asıl patron benim!” diye gürleyip herkesi hizaya getiriyor.  İyice asfalta yapışan hükümet itibarı kurusıkı hatırlatmalarla kurtarılacak gibi değil. Kabinede değişik yapılamayacağından değil. “Nasıl olsa öyle ya da böyle gidiyor!” umursamazlığından bahsediyoruz.

     

    Coğrafyanın en hareketli yıllarını yaşadığı şu günlerde mevcut hükümet oyun dışı kaldığının farkında. Tam kadro orta sahaya odaklanıp muhalefetin seçim ile aldığı mahalli idareleri orantısız bir güç ile geri alma seferberliği deplasmandaki ağır yenilginin hasarını onarmaya yönelik. Bu toz duman içerisinde herkesin “Başkan ve Cumhurbaşkanı”olması beklenen Saray'ın herşeyi bir kenara bırakıp bir sene önceki yenilginin rövanşı ile uğraşan haris bir lider portresindeki ısrarı pek şık durmuyor. İnşallah kimsenin aklından “İstanbul'a adaylığını koysa kazanır!” türünden avunmalar geçmiyordur. Malum hazret İstanbul'da üç kez kaybetmişti.

     

    Bölgedeki terörle irtibatlı oluşumları devlet töreni ile karşılanması bu hükümete ait garipliklerden. Hamas Liderleri'nin devlet hiyerarşi geleneğinde hangi seviyede ağırlanacağına dair bir yönetmelik yok mu? Saray'a ederinden fazla rol yükleyen havuz medyası bu görüşmeleri nakde çevirme peşinde. Sözümona İsrail “Türkiye İran'dan daha tehlikeli!” diyesiymiş. Kerameti kendinden menkul meczup ve divane takımının nerelerden kahramanlık dilendiğine bir bakın! İran'ın burnunu yere sürten İsrail'in Türkiye'yi ciddiye alacağına ihtimal vermiyoruz. En azından şimdilik!

     

    Son altı aydır Saray ve iktidarın mahalli idareler için başlattığı cadı avı beklenen ilgiyi uyarmayınca, durumdan havuz medyası bile sıkıldı. Bu tıkanmışlıktan olsa gerek “Dünyayı idare edecek liderler!”, “Son yirmi yılın öne çıkan liderleri!” türünden haberlerle güya popülarite devşirecekler. Listeye aldıkları liderlerin tamamı, Saray da dahil, anti-demokratik uygulamalarıyla öne çıkan devlet başkanları. Devlet başkanlarını kutsayan propagandist medya kuruluşları, listenin başına kendi liderlerini koymaktan ölümüne haz alıyorlar. Söz konusu listenin hangi kriterleri esas aldığını tespit edemedik ancak, mahalli idarelere kafayı takıp lokale saplanıp kalan devlet başkanlarının dünyayı idareye liyakatları ikna edici olmaz.

     

    Hafta başı itibariyle havuz medyası haftalık film listesini yayınlamanın yanında, Saray'ın çözüm sürecine ait tedirginlik ve isteksizliğini aşmasına büyük değer atfettiler. Son bir kaç gündür Saray'ın geçtiğimiz Cumartesi yapacağı sürpriz açıklamaya tarihi bir vizyon yükleyeceklerdi. Olmadı! Saray'ın dahil olduğu bütün senaryolar yerli, renksiz, kalitesiz ama pahalı ve işe yaramayan proje olmaktan kurtulamıyor. Öyle olmalı ki, aynı gün kabineden dört bakanın değişeceği haberi ile yeni bir rüzgar arayışı ihmal edilmedi.

     

    Saray'ın Cumartesi günü yaptığı sözümona tarihi açıklamaların ne alt ne de üst başlıklarında yeni bir şey yoktu. Mevcut iktidar, koltuk değneği milliyetçi muhafazakar parti ve çözüm sürecinin İmralı ekibi ile Türkiye Yüzyılı başlatmak kolay olmayacak. Anamuhalefetin belediyelerini ellerinden alınca, siyasi bir oluşumu oyun dışında bırakacağına şimdiden çok inanmışlar. En kötü tahmin ile yüzde yirmiikibuçukluk bir partiden bahsediyoruz.

     

    Anlıyacağınız, bu hafta da vizyona giren filmlerde yerli ve kaliteli bir yapım göremedik. İktidarın propaganda yayınlarına ölesiye mana yükleyen ekip de hafta sonu fiyaskosundan rahatsız oldu ve birbirlerinin yüzüne bakıp “Çıka çıka bu mu çıktı!” şaşkınlığı yaşıyorlar.

     

    Çözüm süreci hakkındaki kafa karışıklığı hala devam ediyor. Bu yüzden topa girmekte acele etmenin bir manası yok. Taraflar daha birbirlerinin dilini anlamıyorlar gibi bir izlenim uyarıyorlar. İmralı'nın çözüm meylini Saray, kayıtsız şartsız boyun eğme ve biat olarak mı anlıyor ne? “Silahların yakılması!” ne demektir, a dostlar! O kadarcık ateş ile on kişilik bulgur pilavı bile zor pişer!
    14 Tem 2025 00:52