Barış atmosferi ve ıslah kahramanları

  • Prof. Dr. Osman Şahin
  • Prof. Dr. Osman Şahin
    01 Ağu 2025 12:20

     

    İnsanlara hakkı ve hakikati ulaştırabilmek ve sahip oldukları zaman üstü değerleri, bunlara çok muhtaç olan başkalarına sunmak isteyen mü’minler, Hizmet insanları bu çok hayati olan işte başarılı olmak için gerekli olan bütün sebeplere uygun hareket etmelidirler.

     

    Bu işte atılan adımların çok bilinçli bir şekilde atılması, sistemli ve planlı olması, zamanın yorumunu hesaba katması, hayalci ve maceraperest olmayıp realitelere uygun hareket edilmesi, şakaya tahammülü olmayan ve herkes için çok hayati olan bu işte her türlü fizibilitelerin yapılarak işlerin tesadüfe bırakılmaması ve başkalarının manipülasyonuna imkân vermeyecek şekilde bir yapılanma gerçekleştirilmesi çok önemlidir:

     

    “Şayet inandığınız, yaşadığınız ve temsil ettiğiniz değerler manzumesinin, insanların dünya ve ukba hayatları adına bir mana ifade ettiğini düşünüyorsanız, bu konuda cimrilik yapamazsınız. Bilakis çok cömert olmalısınız. Her yere sergiler sermeli ve Alvar İmamı gibi, “Tevhid Güneşi doğmuş; yağmadır, alan alsın!” demelisiniz. Kitaplarla, panellerle, sempozyumlarla duygu ve düşüncelerinizi günümüzün şartlarına ve insanların anlayış ufuklarına uygun olarak ortaya koymalısınız. Bunların hepsi size ait sorumluluklardır.

     

    Bu hususta, ulemanın yaklaşımları çerçevesinde ister “cüz’-i ihtiyari” (insan iradesi), ister “istitaat” (bir fiili yapma veya yapmama konusunda serbest iradeye sahip olma), ister “meyelan”, ister “meyelanda tasarruf” (İki tarafı eşit olan iki şey ortasında, birisi istikametinde pozitif ya da negatif bir eğilim göstermek) diyelim, Allah bize irade adına her ne vermişse onun hakkını vermeli, milimini zayi etmeden son kertesine kadar kullanmalıyız. Çok küçük bir sermaye ile büyük işler başarma istikametinde hareket eden bir iş adamı, bir yatırımcı, bir tüccar gibi hareket etmeli, atacağımız adımların fizibilitesini çok iyi yapmalı ve irademizi çok rantabl kullanmalıyız.” (Islah Kahramanlarına Düşen Sorumluluklar)

     

    BARIŞIN HAKİM OLDUĞU BİR DÜNYA

     

    Allah Rasûlü (SAV) hayatı boyunca savaşlardan ve kavgalardan çekinmişlerdir. Barış köprüleri kurmak için de her türlü yola başvurmuş ve her türlü imkânları seferber etmişlerdir. Çünkü, tam bir tebliğ ve temsil için barış ortamına ve insanlar arasında diyalog köprülerinin kurulmasına ihtiyaç vardır. İnsanlığın gerçek anlamda maddi ve manevi saadeti ancak bu ortamlarda gerçekleşebilir.

     

    Maalesef günümüzde, hala birçok bölgede çok şiddetli savaşlar ve kavgalar devam etmektedir. Bazı güç ve menfaat odakları bunlardan beslenmekte, kendi varlıklarını ve menfaatlerini bu kavga ve savaş ortamının devam etmesinde görmekte ve bu yüzden de bunların bitmemesi adına her türlü tedbire başvurmaktadırlar.

     

    İnsanlığın medeniyet asrı olduğu iddialarına rağmen, maalesef savaşlar, çatışmalar, sömürmeler ve hak ihlal ve gaspları bütün hızıyla devam etmektedir.

     

    İşte bu problemin çözümünde veya tedavisinde de Hizmet insanlarına çok büyük vazifeler düşmektedir:

     

    “Bunların yanı sıra adanmışlara düşen önemli bir sorumluluk da günümüzde insanların doyma bilmeyen bir hırsla birbirine saldırdığı, birbirini yemeye koştuğu ve çıkardıkları savaşlarla ülkeleri bölüp parçaladıkları bir dönemde insanlar arasında yıkılmayacak köprüler oluşturma, çok güçlü irtibat bağları tesis etme ve böylece bütün dünyada genel bir sulh atmosferinin oluşmasına katkıda bulunmadır.

     

    Bütün insanlığın Hz. Âdem’den geldiğinin bir kere daha hatırlatılmasına ve insanca yaşama yollarının gösterilmesine şiddetle ihtiyaç var. Şayet sürekli düşmanlık ve çatışmaların körüklendiği ve her yerde öldürücü silahların üretildiği bir dünyada böyle bir sulh atmosferi tesis edilemezse, hiç kimse emniyet, güven ve huzur içerisinde bir hayat yaşayamayacaktır.

     

    Kavga etme, birbirine diş bileme, birbirini yeme, birbirinin yaptığını yıkma, despotluk yapma, insanlar üzerinde hegemonya kurma yerine, onlara kardeşçe paylaşma ufkunu göstermek gerekiyor.” (Islah Kahramanlarına Düşen Sorumluluklar)

     

    Bu zor işte başarılı olmak ise zamanın ruhunu doğru okumayı gerektirmektedir. Önceki asırlarda geçerli olan mücadele şeklinin bu zamanda geçerli olmayacağını bilmek gerekir. Hazret-i Üstad önceki asırlara göre değişen çok önemli bir prensibi “medenilere galebe ikna iledir” diyerek ortaya koymakta ve Hak ve hakikatin temsilcilerinin buna uygun bir maddi ve manevi donanıma sahip olarak bu işe koyulmaları gerektiğinin ısrarla altını çizmektedirler:

     

    “Fakat bunun da günümüz dünyasının şartlarına göre yapılması lazım. Yeni osmanlıcılık gibi düşünceler olsa olsa birer fantezi olabilir. Hz. Pir, “Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal” diyor. Bu açıdan bütün bir cihanda sulh ve salah temin etmek için yola çıkan kimselerin mutlaka modern dönemin gereklerine göre hareket etmeleri ve buna ne ölçüde muvaffak olacaklarsa realitelerden kopmadan onu temin etmeye çalışmaları gerekir.

     

    Bütün bunların çok iyi yetişmiş bir kadroyla gerçekleşeceği unutulmamalıdır. Onların hem maddî hem de manevî donanımları tam olmalıdır. Aklî, fikrî ve mantıkî açıdan belirli bir olgunluğa erişmeli ve çok ciddi bir müktesebata sahip olmalıdırlar ki hem teşriî hem de tekvinî emirleri doğru okuyabilsin, doğru değerlendirebilsin ve her şeyi yerli yerine koyabilsinler.

     

    Tekvinî emirleri, Kur’ân’ın bize sunduğu bakış açısıyla okuyabilmelidirler. Natüralist, pozitivist ve materyalist mülahazalardan kurtularak, kâinattaki her şeyi Yaratıcısına bağlayabilmeli, bunların Sanatkârı hakkında ve O’nun katında ne ifade ettiğini okuyabilmelidirler. Yani onların zihin ve gönül dünyaları, tabiatın yanında mavera-i tabiata da açık bulunmalıdır. Zira sağdan soldan akıp gelen sızıntıları birer marifet hüzmesi hâline getirebilmeleri ve yakînin mertebelerinde terakkiler yaşayabilmeleri buna bağlıdır.(Islah Kahramanlarına Düşen Sorumluluklar)

     

    Islah kahramanları bütün bir insanlık için büyük öneme sahip bu ıslah hareketini gerçekleştirebilmeleri için metafizik gerilimlerini, aşk ve şevklerini ve motivasyonlarını canlı tutup korumalarıdırlar.

     

    Diğer taraftan, Hizmet insanları himmetlerini ve kıvamlarını bozabilecek çok sayıda engellerin var olduğunun farkında olarak onlarla sürekli mücadele içerisinde olmalı ve bu kadar çok engelle baş edebilmek için ise Rablerine karşı tam bir teveccüh içerisinde olup ona dayanmalıdırlar:

     

    “Kazanımları korumak, başta onları elde etmekten daha zordur. Çaba ve gayretlerinizle ciddi bir müktesebata (birikime) sahip olabilirsiniz, marifetullah ve muhabbetullah noktasında belirli seviyeleri ihraz edebilirsiniz. Fakat daha sonra makam ve mansıp gibi başınızı döndürecek şeyler karşınıza çıkabilir. Maruz kalacağınız bir kısım baskı ve zulümler karşısında yol ve yön değiştirebilirsiniz. Korku damarıyla bazı değerlerinizden birtakım tavizler verme durumuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Rahata düşkünlük ve tenperverlik gibi illetlerin pençesine düşebilirsiniz. Haset, çekememezlik ve kıskançlık gibi duygular araya girebilir. Bütün bunlar da kıvam kaybına sebep olabilir. Bu açıdan, kaymadan, sürçmeden, düşmeden ve çürümeden sürekli başağa yürüyen rüşeymler gibi canlı kalabilme çok önemlidir.

     

    Allah’ın, gaye-i hayalimiz olan meselelerin gerçekleşmesini hangi hususlara bağladığını tam olarak bilemiyoruz. Bu hakikaten belli bir kıvama sahip olmakla veya kıvamı korumakla doğru orantılı mıdır? Bu kıvamı yakaladığımızda Allah birdenbire bizim arzuladığımız neticeleri gerçekleştirir mi? Yoksa meşiet-i ilahiyenin başka muradâtı mı vardır? Bunların hiçbirini bilemeyiz.

     

    Allah’ın bilgisinde her şeyin bir vakt-i merhunu vardır. Her zaman bizim isteyip arzu ettiğimiz neticeleri yaratmayabilir. Her ne olursa olsun, bize düşen vazife, kıvamımızı korumaktan, emanete sahip çıkmaktan ve sorumlu olduğumuz mükellefiyetleri arızasız kusursuz yerine getirmekten ibarettir. Zira âyet-i kerimenin açık beyanıyla, insan için ancak sa’y ve gayretinin neticesi vardır. (53/39) Bunun ötesindeki şeyler bizi alâkadar etmemeli. Sonucu yaratmak Allah’a aittir.” (Islah Kahramanlarına Düşen Sorumluluklar)

     

    01 Ağu 2025 12:20