Ebrehe Ordusundan Nebî Bakıcılığına

  • Safvet Senih
  • Safvet Senih
    23 Ağu 2023 05:19
    Kolayıma geldiği için vuslat isimli kitaptan kısmen bazı tasarruflarla aktarmak istiyorum. Ümmü Eymen Validemizin asıl ismi Bereke’dir. Fil olayında Habeşistan’dan çıkıp anne babası ile Ebrehe’nin ordusuna dahil olmuştur. Ordu Ebabil tayyarelerinin attığı bomba tesirli ufacık taşlarla perişan olunca, anne babasını kaybetmiş, yapayalnız kalmıştır. Sonunda Abdülmuttalib’in hizmetçisi olmuştur. Hz. Âmine’nin hamileliğinin doğumu yaklaşınca da bu câriye ona hediye edilmiştir. Efendimizin doğumundan itibaren de ona bakıcı olmuştur. 


    Hz. Âmine’ye Cenab-ı Hak sevgili eşi Abdullah’tan tek bir hatıra Muhammed’ini vermişti. Öyle bir evlat ki, Hz. Âmine, seyretmeye doyamıyordu. Biricik evladı büyüyüp altı yaşına geldiğinde Ümmü Eymenî de yanına alıp beraberce dayılarının Hz. Abdullah’ın kabrini ziyarete gittiler. Bir ay kadar orada kalıp sonra dönüş yolunda gelirken, Ebva denilen mevkide Hz. Amine hastalandı. Hz. Âmine oğluna sarılıp: “Oğlum ben çok hastayım” dedi. Oğul da “Anneciğim nedir hastalığın?” deyince “Ölüm hastalığı!..” dedi.  “Babamın tutulduğu hastalıktan mı?” deyince de “Evet oğlum babanın hastalığı” deyip doğruldu ve sanki derman gelmiş gibi konuşmaya başladı: “Evladım Allah seni mübarek kılsın… Eğer rüyamda gördüklerim doğru ise, Allah seni bütün varlığa gönderecektir. Beklenen Nebi sen olacaksın. Ölüyorum ama ismin bâki kalacaktır. Çünkü temiz bir çocuk dünyaya getirdim, en hayırlı olanı arkamda bırakıp gidiyorum” deyip tekrar sarıldı. Sonra kolları yavaş yavaş gevşemeye başladı, gözleri kapandı, nefesi tükendi. Bu mübarek evlat artık tek başına kalmıştı. 


    Ümmü Eymen o zaman on yedi yaşındaydı. Artık Ümmü Eymen o yaşta sanki küçük bir anne olmuştu. Evet, böylece Ebvâ denilen mevkide anne Âmine de vefat edince Bereket, tekrar dede Abdülmuttalib’in evine yerleşerek Dürr-i Yetime (Eşsiz İnciye) bakmaya başlamıştır.


    Sonra dede vefat edince birlikte Ebu Talib’in evinde yaşamaya başlarlar. Bu beraberlik Efendimizin (S.A.S.) evliliğine kadar devam eder. Ondan sonra Efendimiz  (S.A.S.) onu azat eder. O da evlenir. Bu evlilikten Eymen isimli bir oğlu olur. Bereke, bundan sonra Eymen’in annesi mânasına gelen Ümmü Eymen künyesi ile anılır. Eymen, annesiyle beraber İslamiyet’i kabul ederler. Efendimizin (S.A.S.) azatlısı olan Zeyd büyümüş bir delikanlı olmuş imanından dolayı da eza cefa çekmişti. Efendimiz (S.A.S.) dul Ümmü Eymen’i evlendirmek isteyince “Cennet ehlinden bir kadınla evlenmek isteyen Ümmü Eymen ile evlensin.” Buyurdu. Bunun üzerine orada bulunan Hz. Zeyd hiç tereddüt etmeden, evlenmek istediğini söyledi. Aralarında 19 yaş fark olmasına rağmen böyle bir evlilik gerçekleşti. Nikahlarını da Efendimiz (S.A.S.) kıydı. Bu evlilikten Usame bin Zeyd dünyaya geldi… Onu Efendimiz (S.A.S.)  torunlarından ayırmadı.


    Üsâme 18 yaşına gelince Hz. Ebu Bekirlerin Hz. Ömerlerin içinde bulunduğu  orduya Hz. Usame’yi komutan tayin etti. Efendimiz (S.A.S.) M. 632 tarihinde vefat edince, Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer (R. Anhüma) birbirlerine “Haydi Ümmü Eymen’e gidelim. Resulullah’ın ziyaret ettiği gibi biz de onu ziyaret edelim” dediler.


    Yaşlı Ümmü Eymen onları görünce ağladı. Sebebini sorduklarında, “Ben Resulullah’ın Allah’ın katında olmasının daha hayırlı olduğunu biliyorum; onun için ağlamıyorum. Ağlamamın sebebi, gökten vahiy kesildiği için. Biz hayırlı bir iş yaptığımız zaman Allah (c.c.)  âyet indirerek bizi takdir eder; yanlış bir şey yaptığımızda da itap âyetleriyle uyarırdı. Biz de hemen yanlışlarımızı düzeltirdik.” dedi. Bu sözler hem Hz. Ebu Bekir’i hem de Hz. Ömer’i ağlattı.
    (Naciye Temizyürek, Vuslat)


    Biz Cenab-ı Hakk’ın sırlı icraatlarını ve hikmetli lütuflarını okuyup anlamaya çalışıyoruz. Kâbe’yi yıkmaya gelen bir ordu içinde bulunup da Cenab-ı Hak’tan bir mazhariyetle Habîb-i Edîbine (S.A.S.) anne olmak, ona ilk iman edenlerin içine katılmak gibi bir konuma yükselmek ne mübeccel bir durum!..  Cenab-ı Hak şefaatlerine nâil eylesin. Âmin…

    23 Ağu 2023 05:19