Hetemlik bir adama bu kadar mı yakışır?!..

  • Safvet Senih
  • Safvet Senih
    07 Eyl 2023 08:31
    Uhud Savaşı’nda, Efendimiz’in (S.A.S.) yanağına saplanan ve dişinin kırılmasına sebep olan bir mızrak parçasını Ebu Ubeyde b. Cerrah ön dişleriyle kavrar ve çekip çıkarmak ister ama kendi ön dişleri eline dökülür. Bu sefer azı dişiyle sımsıkı tutup bir hamlede çıkarır… Bu cerrahhî müdahaleyi, bu bir nevi ameliyatı, dişlerinin dökülmesinin bedeline yapmıştır. Bu yüzden peltek konuşmaya başlar. Bu durumda olanlara hetem derlerdi. Onun için Ebu Ubeyde b. Cerrah’a: “Hetemlik bir adama bu kadar mı yakışır?!..” diyerek, simasına bu yüzden gelen nurânîliği ve güzelliği ifade ederlerdi. 


    Bir yurdumuzda görev yapan bir arkadaşımız anlatmıştı: “Yurdumuzda Aydınlı bir öğrenci vardı. Teheccüd namazlarını hiç kaçırmaz, arkadaşlarını sabah namazına kaldırırdı. Bir gün sabah ezanları okunmuş geçmiş o, namaza bile kalkamamıştı. Rahatsız olduğu için devlet hastanesine kaldırmışlardı. Beyninde ur tespit edilmişti. Bunu kimsenin bilmesini istemiyordu. Çünkü annesi duyarsa çok üzüleceğini düşünüyordu. 


    Doktorlar 15 gün sonra gelmesini ve ameliyatla o uru çıkaracaklarını söylemişlerdi. O da bulunduğu büyük ilçeden şehirlerarası bir otobüse kimseye haber vermeden binmiş ve vilayetin yolunu tutmuştu. Araba çok dolu değildi. Yanındaki koltuk boştu. Otobüs yol alırken baktı ki, yanında garip bir yolcu peyda olmuş! Kendisine dönüp ‘Ben Ebu Ubeyde b. Cerrah’ım!.. Beynin üzerinde cerrâhî bir ameliyat yapacağız!’ demiş. ‘Ama önce İşarat’l-İ’caz tefsirinden bir ders yapacağız’ diye ilave etmiş… Bakara Suresi’nin başındaki “Hüden li’l-muttakıyn. Ellezine yü’minûne…” ifadelerini okumuş ve oradan tefsiri okumaya başlamış:


    (Hüden li’l-müttakıyn… İlahiri…  Meâli: O Kitap, müttakîler için hidayet rehberidir, onlara doğru yolu gösterir. O müttakiler gayba iman edenler, namazlarını dosdoğru kılarlar…) Bu cümlenin evvelki cümle ile nazmını (şiir gibi dizilişini) icap ettiren münasebet vecihleri ise: Bu cümle müminleri, takva sahiplerini medheden; evvelki cümle ise Kur’an’ı metheder. 


    Bu iki medih arasında bir dökülme ve ince bir münasebet vardır ki; o, onu ister, öbürü de onu ister. Çünkü ikinci medih, birinci medhin neticesidir. (Yani övülüp medhedilen Kur’an, takva sahiplerini yetiştiriyor. Onlar da gayba iman ediyor, namazlarını dosdoğru kılıyor ve Cenab-ı Hakk’ın kendilerine rızık olarak verdiklerinden Allah yolunda bağışta bulunuyor, fakirlere veriyorlar. Yani ikinci medih, birinci medih için bir delil ve burhan oluyor. Hem onun hidayetinin bir meyvesi ve şâhidi oluyor. Aynı zamanda da hidayete bir yardımcı vazifesi görüyor. Çünkü müminleri methetmekte, imana gelmek için bir teşvik vardır. 


    Ellezine (onlar ki) ile muttakıyn arasındaki münasebete gelince; bunların biri tahliye (He ile noktalı) yani boşaltıp temizleme; bir de tahliye (Ha ile noktasız) süsleme ve tezyin etme demektir. Yani kalp, takva ile kötü şeylerden temizlenir temizlenmez, hemen onun ardından iman ve ibadetlerle süslendiriliyor.


    Ebu Ubeyde Hazretleri bu dersi yaptıktan sonra bir cerrah gibi ur üzerine operasyonunu yapıp kayboluyor. Bu öğrenci hastaneye varınca doktorlar önce bir kontrol ediyorlar ve diyorlar ki, “Sen zaten ameliyat olmuşsun. Başarılı olmuş!..” Öğrencimiz bunun nerede ve nasıl olduğunu inanmazlar diye doktorlara söyleyememiş. Aynı gün yurda dönüp bir sır olarak yakınlarına anlatmış… 


    Efendimize (S.A.S.) cerrahlık yapan Hz. Ebu Ubeyde, Efendimiz’in (S.A.S.) davasının bir temsilcisine de mübarek ellerini uzatmış demek ki!.. Sahabe efendilerimizin mânevî Hızıriyet temsilcilikleri de olabilir. Âhirzaman’da onların izdüşümü olan hizmetimizle alâkaları, irtibatları mümkündür. Zaten şehitlerin efendisi olan Hz. Hamza ile ilgili pek çok gerçek olay mevcuttur. Mânevî himayesi ile ihlasla hizmette koşturanlara yardımcı olmaya çalışmıştır. Üstad Hazretleri Birinci Mektup’ta bu hususta bahsettiği gibi, M. Fethullah Gülen Hocaefendi de bizzat yaşadıklarını bize anlattı… 

    07 Eyl 2023 08:31