Onların vesveselerinden

  • Safvet Senih
  • Safvet Senih
    23 Mar 2022 10:14
    Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de kötülüğü en iyi tarzda sav. Biz onların, senin hakkındaki asılsız iddialarını pek iyi biliriz. Sen de ki: ‘Yâ Rabbî! Şeytanların vesveselerinden, onların yanımda bulunmalarından Sana sığınırım! ’Âhireti inkâr edenlerden birine ölüm gelip çatınca işte o zaman: ‘Yâ Rabbi!’ der. ‘Ne olur beni dünyaya geri gönderin, tâ ki zayi ettiğim ömrümü telâfi edip sâlih ameller işleyeyim. ’Hayır, hayır. Bu onun söylediği mânasız bir sözdür. Çünkü dünyadan ayrılanların önünde artık, diriltilecekleri güne kadar bir berzâh (kabir âlemi) vardır. Sûra üflendiği zaman, o gün artık, ne aralarındaki akraba tutkunluğu bir fayda verir, ne de kişi bir başkasının halini sormayı hatırından geçirir.’ (Müminûn Suresi, 23/ 96-105) 


    Bediüzzaman Hazretleri On Üçüncü Lem’a olan Şeytanın şerrinden Allah’a sığınmanın hikmetini anlattığı Risalede on üç işaret üzerinde durarak pek çok sırları çözmüştür. Bazılarını nakledelim. “Mutlak ekseriyetle dalâlet ve şer, menfidir, tahriptir, yoklukla ilgilidir ve bozmaktır. Hidayet ve hayır ise çoğunlukla müspettir, varlıkla ilgilidir, imâr ve tamirdir. Herkesçe malumdur ki, yirmi adamın yirmi günde yaptığı bir binayı, bir adam bir günde tahrip edebilir. Evet bütün aslî organların ve hayat şartlarının varlığı ile devam eden insan hayatı, Cenab-ı Hakkın kudretine mahsus olduğu halde; bir zâlim, bir uzvu kesmesiyle, hayata nispeten yoklukla ilgili olan ölüme o insanı maruz bırakır. Onun için tahrip çok kolaydır, darb-ı mesel hükmüne geçmiştir.


     “İşte bu sırdandır ki, ehl-i delâlet, hakikaten zayıf bir kuvvet ile pek kuvvetli ehl-i hakka bazen gâlip oluyor. Fakat ehl-i halkın öyle muhkem kalesi var ki, onda sığındıkları vakit, o müthiş düşmanlar yanaşamazlar, bir halt edemezler. Eğer muvakkat bir zarar verseler ‘Güzel âkıbet, elbette takım sahibi müminlerdir. ’(7/ 128) Sırrıyla ebedî bir sevap ve menfaatle o zarar telâfî edilir. O metin kale ve sağlam sığınak ise, Şeriat-ı Muhammediye (SAS) ve Sünnet-i Ahmediye Aleyhisselamdır. 


    “Şeytanlar ve şeytanlara uyanlar, dalâlet yoluna tuttukları için, küçük bir hareketle çok tahribat yapabilirler. Çok mahlukların hukukuna, az bir fiil ile çok zarar veriyorlar. Nasıl ki, bir sultanın büyük bir ticaret gemisinde bir adam az bir hareketle, belki küçük bir vazifeyi terk etmekle, o gemi ile alâkadar bütün vazifedarların çalışmalarının semerelerinin ve amellerinin mahvına ve iptaline sebebiyet verdiği için, o geminin Şanlı Sahibi o âsiden, o gemi ile alâkadar olan bütün raiyetinin hesabına büyük şikayetler edip dehşetli tehdit ediyor ve onun o cüzi hareketlerini değil, belki o hareketin müthiş neticelerini nazara alarak ve o Şanlı Sahibin Zâtına değil, belki Kendine bağlı halkın hukuku namına dehşetli bir cezaya çarpar. Öyle de Ezel-Ebed Sultanı Cenab-ı Hak da, küre-i arz gemisinde hidayet ehliyle beraber bulunan ehl-i dalâlet olan Şeytan taraftarlarının zâhiren cüz’î hatalarıyla ve isyanlarıyla pek çok mahlûkatın hukukuna tecavüz ettikleri ve mevcudatın yüce vazifelerinin neticelerini iptal olmasına sebebiyet verdikleri için, onlardan büyük şikayetler ve dehşetli tehditler; tahribatlarına karşı da mühim tahşidat yapmak yığınakta bulunmak, belagatli ifade içinde tamamen hikmetlidir ve gayet münasip ve muvaffaktır. Hem de belagatin tarifi ve esası olan hâlin iktiza ve icabına uygundur. Kelâm israfı olan mübalağadan münezzehtir. Malumdur ki, böyle az bir hareketle çok tahribat yapan dehşetli düşmanlara karşı gayet metin bir kaleye sığınmayan, çok perişan olur. İşte ey ehl-i iman! O çelik ve semâvî kale, Kur’an’dır. İçine gir, kurtul. 


    “İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem de büyük bir insandır. Bu küçük, insan, o büyük insanın bir fihristsi ve hülâsasıdır. İnsanda bulunan numûmelerin büyük asılları, en büyük insan olan kainatta mecburen bulunacaktır. Meselâ, nasıl ki, insanda hâfıza gücünün varlığı âlemde Levh-i Mahfuzun varlığına kesin delildir. Öyle de, insanda kalbin bir köşesinde şeytanın hortumu denilen bir vesvese aleti ve vehim gücünün telkinleriyle konuşan bir şeytanî dil ve ifsâd edilen vehim gücü, küçük bir şeytan hükmüne geçtiğini ve sahiplerinin iradesine zıt ve arzusuna muhalif hareket ettiklerini hisseden ve sezgi olarak herkes nefsinde görmesi, âlemde büyük şeytanların varlığına kat’î bir delildir. Ve bu şeytanî hortum ve vehim ve kuruntu gücü, bir kulak ve bir dil olduklarından, ona üfleyen ve bunu konuşturan hârici bir şerli şahsın varlığını hissettirirler.” Aslında on üç işaretin hepsini birden mütalaa ve müzakere etmek gerekir.

     

    23 Mar 2022 10:14