Özel vasıflarıyla halifeler

  • Safvet Senih
  • Safvet Senih
    24 Ağu 2022 18:40

    BEŞİNCİSİ: Fetih Suresinin 29. Âyetinde “Muhammed Allah’ın Peygamberidir. Onun beraberindeki müminler de, kâfirlere karşı şiddetli olup kendi aralarında şefkatlidirler. Sen onları rükû ederken, Allah’tan lütuf ve rıza ararken görürsün.” (48/29) Şu âyetin başı, Sahabelerin Peygamberlerden sonra, insanlar içinde en seçkin olmalarına sebep olan yüce seciyelerini ve değerli meziyetlerini haber vermekle: Açık ve sarih mânasıyla, Sahabelerin çeşitli tabakalarının istikbalde bezenecekleri ayrı ayrı seçkin, özel sıfatlarını ifade etmekle beraber, işârî ânas ile gerçekleri delillere dayanarak araştırıp bildiren âlimlerce, Efendimiz Muhammed Aleyhisselamın vefatından sonra makamına geçecek Râşid Halifeleri, hilâfet sırası ile işaret edip, her birisinin en meşhur imtiyaz vesilesi olan özel sıfatını dahi haber veriyor: Şöyle ki; ‘Vellezîne maahû’ Yani ‘Muhammed’in maiyyetinde, beraberinde olanlar’ ifadesiyle maiyyet-i mahsusa ve özel sohbet ile ve en evvel vefat ederek yine maiyetine girmekle meşhur ve seçkin olan Hz. Ebu Bekir-i Sıddık’ı gösterdiği gibi; ‘Eşiddâü ale’l-küffarı’ Yani ‘Kâfirlere karşı çok şiddetli’ ifadesi ile istikbalde küre-i arzın devletlerini yaptığı fetihlerle titretecek ve adâletiyle zâlimlere sâika (yıldırım) gibi şiddet gösterecek olan Hz. Ömer’i gösterir. Ve ‘Ruhamâü beynehüm’ yani ‘Kendi aralarında merhametlidirler’ ifadesiyle, istikbalde en mühim bir fitnenin vukuu hazırlanırken tam bir merhamet ve şefkatinden İslâmlar içinde kan dökülmemek için ruhunu fedâ edip zâtını teslim ederek Kur’an okurken mazlum olarak şehit olmasını tercih eden Hz. Osman’ı da haber verdiği gibi, ‘Terâhüm rükkaan sücceden yebteğûne fazlen minallahi ve rıdvânen’ Yani, ‘Sen onları rükû ederken, Allah’tan lütuf ve rıza ararken görürsün’ ifades ile saltanat ve hilâfete tam bir liyakat ve kahramanlıkla girdiği halde, tam bir zühd, ibadet, fakr ve iktisadı tercih eden ve çok rükûda bulunup uzun secdelerde kaldığı herkes tarafından tasdik edilen Hz. Ali’nin (r.a.) istikbaldeki vaziyetini ve fitneler içinde yapmaya mecbur olduğu harpleriyle mesul olmadığını, niyeti, isteği ve arzusu Allah’ın lütuf ve fazlı olduğunu haber veriyor.


     “ALTINCISI: ‘Zâlike meselühüm fi’t-Tevrati’ Yani ‘Bunlar, Tevrat’taki mesel ve sıfatlarıdır’ fıkrası, iki cihetle gaybî bir haber vermedir:
     “Birincisi: Hz. Peygamber Aleyhisselam gi umumî bir zâta nisbeten gayb hükmünde olan Tevrat’taki Sahabelerin vasıflarını haber veriyor. Evet Teat’ta, Âhir zamanda gelecek Peygamber’in sahabeleri hakkında bu fıkra var: ‘Kudsîlerin bayrakları beraberlerindedir. Yani, O’nun sahabeleri ibadet ve taat ehli, sâlih ve evliya kimselerdir ki, vasıfları ‘kudsiler’ yani ‘mukaddes’ tabiri ile ifade etmiştir. Tevrat’ın pek çok ayrı ayrı lisanlarla tercüme edilmesi vasıtasıyla o kadar çok tahrifata maruz kalmasına rağmen şu Fetih Suresinin ‘Meselühüm fi’t-Tevrak hükmünü çok çeşitli ayetleriyle tasdik ediyor.
     “İkinci cihet gaybî haber verme meselesi şudur ki: “Meselühüm fi’t-Tevrat’i’ fıkrasıyla haber veriyor ki, Sahabeler ve Tâbiînler, ibadette öyle bir dereceye gelecekler ki, ruhlarındaki nûrâniyet, yüzlerinde parlayacak ve fazla fazla secde de bulunmaktan meydana gelen bir evliyalık mührü nev’inde alınlarında damga ve izler görünecek.’
     “Evet istikbal bunu vuzuh ile yani apaçık şekilde ve kesinlikle, parlak bir surette isbat etmiştir. Evet o kadar acip-garip fitneler ve siyasetin gürültü ve patırtıları içinde, gece ve gündüzde Zeynelâbidin gibi bin rekat namaz kılan ve Tâûs-î Yemenî gibi kırk sene yatsı abdestiyle sabah namazını edâ eden çok mühim pek çok zâtlar, ‘Meselühüm fi’t-Tevrat’ sırrını göstermişlerdir.”
     Bu mübaret durumdan insibağ vasıtasıyla faydalanmak için olsa gerek Üstad Bediüzzaman Hazretleri Tesbihat kitapçığında öğlen tesbihatından sonra bu âyetlerin bir aşir okur gibi okunmasını tensip buyurmuştur.

    24 Ağu 2022 18:40