Yiğit bir seyyide Hesna Şener

Samanyoluhaber.com yazarlarından Safvet Senih, Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin 'Benim manevi evladım' dediği Hesna Şener'i köşesine taşıdı.
         Senirkentli Ali  İhsan Tola Ağabeyimiz, Mehmet Kardeşimize, Denizli Mahkemesinde ilk defa BERÂAT  kararı veren Cumhuriyet Hâkimi Hesna  Şener için şunları anlatmış:

         “Cumhuriyetin ilanı ile beraber  kılıkta, kıyafette, inançta, ahlâkta değiştirmeler de başlamış. Baş örtüleri çıkarılacak, tesettür bırakılacak, daha neler olacak?!  Ecdadın yaşadığı gibi yaşayan  ‘Gerici, yobaz, lâikliğe aykırı hareket eden suçlu…’  sayılıyor. Böyle şartlarda yetişmiş bir Cumhuriyet hâkimesi. Ama düşünün babası Isparta’da Alay Müftüsü…  Vaaz ediyor. Ee şimdi bu aileden böyle bir hâkime yetişecek…

         “Öbür taraftan Ali Rıza Balaban daha hukuk talebesi olduğu zamanar, Şekerci Han’da kalan Üstad  Bediüzzaman Hazretlerini tanıyor, biliyor. Onun için İzmit’te Ağır Ceza Reisi iken bilerek Denizli’ye gönderiliyor. Ali Rıza  Efendi ile ceza verdirmek istiyorlar…

         Halbuki o zamanın bir Adliye Bakanı için ağabeyim Dr. Tahsin Tola anlattı: ‘Su sürahisi ağzına kadar rakı dolu… Diyor ki:  -Hâşâ!..  İşte bu Kitap (haşa)  Muhammed’in uydurması!..’  Üniversiteye geliyor. İki duble atıyor… Ders bitiyor… Bir şoföre “Çek üniversiteye!..’  diyor. Gittiği yer… Aklı başında ahlâklı yerinde hiç kimsenin gitmemesi gereken kötü bir yer. Bakanı böyle olursa gerisini siz düşünün…

         “Neyse Hesna mezun olmuş. Onu da Denizli’ye tayin etmişler. Ali Rıza Bey karar verecek ama diğer iki hâkim ceza verilsin istiyor. Bunlardan birisi hasta olmuş. İki hâkimle karar verilmiyor. Ali Rıza Bey yeni gelen ‘Hesna Şener’e  “Ağır Ceza âza vekili olarak davanın devam etmesi için sen katıl. İlk celse için dosyaları tetkik et… İkinci de karar veririz.” demiş.   

         Eskişehir Mahkemesinde on bir ay ceza verilince, Üstad, “Ben bunu kabul etmem. Siz beni devleti yıkmak, cumhuriyetin temelini kaldırmak ithamı ile mahkemeye getirdiniz. Bunun cezası idamdır. On bir ay, at hırsızlarına verilir. Tesettür ve miras hukuku ile ilgili âyetleri bu zamana kadar bütün tefsirler aynen benim verdiğim mânayı vermiş. Ben tesettürü Avrupa’ya karşı müdafaa ediyorum. Kur’an’ın emrini… Dil Tarih-Coğrafya Fakültesinden ehl-i vukuf incelemiş. Bunlar ehil değil; nâ ehil… Bir tane de hiç olmazsa Diyanetten olmalı. Kur’an’a aykırı yer varsa cezalandırın.” demiş… Ama şimdi Denizli’de Hesna Şener beraat için basmış imzayı… Bu sefer üç hakim birden beraat vermişler. Evet, ortada suç unsuru yok…

Üstad, ‘Hesna Hanım tesettüre bürünseydi hâkim yapmazlardı. Onun içindeki imandan gelen şecaat ile hayatını fedâ etti. Korkmadan imzayı bastı. Diğer iki erkek hakimler basamamıştı.

         “Hesna Hanımın, hayatını Nur’a fedâ etmesi neticesi bu hüküm Temyiz Mahkemesinin de tasdiki ile muhkem bir kaziye, esaslı bir karar hükmü oldu. Sonraki bütün mahkemelerde esas teşkil etti. Onun için Üstad Hazretleri ‘Benim mânevi evladım… Hesnâ’ diyordu. Çünkü, ‘Essebebü ke’l-fâil’, yani bir şeye sebep olan onu işlemiş gibidir düsturuna göre, okunan bütün Risalelerden, ona da sevap gidiyor.

         “Halbuki ben Hesna Hanıma Üstadın selamını götürdüğüm zaman, odasında o hüngür hüngür ağlıyor ve ‘Ali İhsan, ben ne dünyaya yaradım, ne âhirete…  Babam beni niye okuttu?  Ne tesettürüm var  ne de İslâmî bir hayatım…”  diyor. Bu durumu Üstad’a arz edince, o ‘Âli İhsan sen ne diyorsun, ben onun ismini gavsların, kutupların yanına yazıp beraber dua ediyorum. Mahşer günü Kur’an ona sahip çıkacak!’ dedi.

         “Benden on yaş büyük olan Hesna Hanım, irsî ve cibilli olarak seyyidler kafilesinden Efendimiz’in (S.A.S.) torunlarındandı. Bu cibillî tarafdarlık gereği Allah’ın lütfu ile fıtratın icabını yerine getirdi. Cesurca, Allah dâvâsına sahip çıktı…
02 Nisan 2025 10:23
DİĞER HABERLER