Yüksekdağ: 'Çöküşten önceki son düzlükteyiz'

Türkiye, dünyada en fazla siyasetçi, gazeteci, yazar, hak savunucularını yargılayan, hapse atan ülkelerin başında geliyor.
Siyasetçiler parti faaliyetleri, milletvekilleri yaptıkları açıklamalar, gazeteciler yazdıkları yazı ve haberler, insan hakları savunucuları çalışmaları nedeniyle cezaevine atılıyor.

Artı Gerçek'ten Derya Okutan'ın “İçeriden Söyleşiler” serisinin yeni bölümünde, dört yıldır cezaevinde bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, değerlendirmeler yaptı.

Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde bulunan Yüksekdağ, kendisinin yaklaşık 15 ay önce tutuklandığı, bu Eylül ayında da 20 kişinin tutuklandığı 6-8 Ekim Kobane olayları soruşturması için “Tarihi bir yargılama süreci olacağı kesin. Ama bizim değil, iktidarın yargılandığı bir süreç olacak” diyor.

“Kobane, Sivas katliamından sonra, paramiliter unsurların ve provokasyon taktiklerinin kullanıldığı en büyük kontr-devlet katliamıdır” diyen Yüksekdağ, o dönem bazı yerlerde barışçıl eylemlere polis tarafından ateş açılırken, bazı yerlerde karakol kapılarının kilitlendiğine dikkat çekiyor. Yüksekdağ, bu operasyonu “suçunu bilmenin ve üste çıkmanın hırçınlığıyla saldırıyorlar” diye yorumluyor. Yargı sistemini “post hukuk” olarak tarif eden Yüksekdağ, “çöküşten önceki son düzlükte muhalefetin inisiyatif göstermesi gerektiğine” işaret ediyor.

Yüksekdağ, “Asıl sorun rejimin kendisi ile birlikte ülkeyi çıkmaza sürüklemesi, baskı ve şiddet politikalarıyla bütün toplum karşısında yıkıcı ve fazla zararlı hale gelmesidir” görüşünü dile getiriyor..

"Biz kimseden hayrına bir yakınlık beklememeyi, ilkelerimizden ve deneyimlerimizden öğrendik" diyen Yüksekdağ, "Yıllardır yaralarımızı sara sara, yalanlarla, yasaklarla, vicdansızlıklarla çarpışa çarpışa yürüyoruz. HDP, tarihi bir sosyal hakikattir. Bunu anlayıp anlamlı bir ilişki kurmayandan, zaten günübirlik ne bekleyebiliriz ki" ifadesini kullanıyor ve ekliyor:

"Hâlâ başta iktidar güçleri ve iktidar tarafından yönetilen muhalefet söylemi, 'HDP bir yana, ona oy veren milyonlar bir yana' tekerlemesiyle günü kurtarmaya çalışıyor. Bu onur kırıcı, faydacı ve acımasız yaklaşımın halkların bağrında nasıl derin izler bıraktığının farkında değiller. Ya da herkesin kibri bize! Oysa bilinçli tercih yapmayı yakıştıramadıkları, 'kafalayabileceklerini' sandıkları HDP’den kopuk bir  kütle yerine koydukları halk, onlardan daha akıllı ve tutarlı. HDP’ye mesafe bu tertemiz halk gerçekliğiyle de arasına mesafe koyuyor. Bu mevzuda hiç razı değiliz ama yine de halkımız içi memleketin faydası için mesafeler daralsın isteriz. Ama ne olursa olsun, HDP kendisini var eden halkların ve haklılıkların gücüyle kendi yolunda gitmeyi, menzile varmayı bilir."

İktidarın erken seçime yanaşmadığını söyleyen Yüksekdağ, "AKP-MHP-derin devlet güçleri ve Erdoğan bu şartlarda yönetmede ısrar ettikçe, ülke açısından durum daha da feci hale gelecek. Çöküşten önceki son düzlükte, en azından toparlanma olasılığı varken inisiyatif gösterilmesi çok önemli. İktidar olağanüstü şartları ve sorumlulukları üstüne alınıp seçime gitmiyor diye muhalefetin Erdoğan ve Bahçeli’nin keyfini bekleme lüksü yok. HDP’nin “hükümet-Erdoğan istifa etsin, seçime gidilsin” çağrısı bu açıdan çok önemli ve ortaklaşılması gereken bir çağrı. Tek tek bakanlara istifa çağrısı yapmak durumu değiştirmiyor. Aksine son dönemde görüldüğü gibi bakan feda edip ömürlerini uzatıyorlar. Asıl muhalefetin ve toplumun demokratik talep ve hareketinin basıncıyla erken seçime gidilebilir" diye konuşuyor.
04 Aralık 2020 20:06
DİĞER HABERLER