12 bin 566 dosyalık sızıntı iddiası: Tera Grubu’nun finansal kayıtları gündemde

Türkiye’yi sarsan fon vurgunu soruşturmasında idari ve adli makamların saniye saniye işlettiği ‘örtbas etme’ stratejisi, dijital dünyadan gelen çok büyük bir siber operasyonla temelinden sarsıldı. Yeni Yaşam gazetesinin haberi, vurgunun merkez üssü olan Tera Grubu’nun tüm dijital altyapısının hacklendiğini ortaya koyuyor. Haber doğru ise borsa ve fon skandalının idari düzeyde nasıl bir organize bir soygun ve kaçış operasyonu olduğu banka dekontlarıyla tescilleniyor. Bu sızıntı, fon skandalının borsa manipülasyonunu çoktan aştığını; devlet kurumlarının, paravan şirketlerin ve iktidar elitlerinin el birliğiyle yürüttüğü uluslararası bir ‘hırsızlar rejimi’ soygunu olduğunu resmi datalarla kanıtlıyor.
MLKP Devrimci Adalet Hackerları, Tera Grubu’nun sistemlerinden 7 GB büyüklüğünde ve 12 bin 566 dosyadan oluşan veri elde ettiklerini duyurdu. Hackerlar, veri tabanları, kimlik arşivleri, para transfer kayıtları, kripto anahtarları ve devlet entegrasyon şifrelerinin ele geçirildiğini iddia etti. Paylaşılan verilere göre TRA Bilişim’in sunucularındaki TL defterinde 12 Ocak – 29 Eylül 2026 arasında 66 hesapta 2,57 milyon işlem ve 475,41 milyar TL hacim bulunuyor. Açıklamada, Gildencrest’in İngiltere defterinin TMSF devrinden beş gün önce tamamen sıfırlandığı öne sürüldü.
Kendilerini “MLKP Devrimci Adalet Hackerları” olarak tanımlayan bir grup tarafından kolektif hafızaya alınan 7 GB büyüklüğündeki 12 bin 566 dosyalık resmi veri tabanı, halkın paralarının devlet el koymadan hemen önceki saatlerde nasıl buharlaştırıldığını, hangi paravan şirketlerle yurt dışına kaçırıldığını banka banka, saniye saniye aktarıyor.
Öncelikle bir noktayı net olarak ortaya koyalım; Devrimci Adalet Hackerları’nın paylaştığı materyaller resmi soruşturma belgesi değil. Elimizde şu an bir hacker grubunun ele geçirdiğini söylediği kayıtlara dayalı açıklama bulunuyor. Buna karşılık paylaşılan veriler tarih, hesap, banka kanalı, cüzdan ve şirket isimleri gibi somut ayrıntılar içeriyor.
Para çıkışları neden durdurulmadı?
Sızdırılan belgelerdeki en kritik nokta, yalnızca uluslararası şirket ağının büyüklüğü değil. Asıl dikkat çekici olan, soruşturmanın ve TMSF devrinin hemen öncesindeki günlerde para hareketlerinin devam ettiği ve Tezmen’in tutuklandığı gün Bitcoin varlıklarının 24 ayrı adrese dağıtıldığı yönündeki kayıtlar. Bu kayıtların doğrulanması halinde soruşturmanın önüne iki temel soru gelecek: 18-23 Eylül arasındaki para çıkışları neden durdurulamadı ve 22 Eylül’de dağıtılan kripto varlıklar bugün hangi cüzdanlarda bulunuyor?
Sızdırılan belgelere göre fon grubuna bağlı hesap ve sistemler hacklendi, para hareketleri ile offshore şirket bağlantıları ortaya çıkarıldı. Kayıtlarda 18-23 Eylül arasında Artsmrkts ve Blackwell Global bağlantılı hesaplardan toplam 1,35 milyon dolar çıktığı görülüyor. Emre Tezmen’in tutuklandığı 22 Eylül günü ise Kointra’nın ana Bitcoin cüzdanındaki 4,4452 BTC’nin tek işlemle 24 ayrı adrese dağıtıldığı belirtiliyor. Belgeler ayrıca Britanya Virjin Adaları’ndan Mauritius, Kayman Adaları, Dubai ve İsviçre’ye uzanan geniş bir şirket ve para ağına işaret ediyor.
İngiltere kasası 5 günde boşaltılıyor!
Veri sızıntısının ortaya çıkardığı en büyük skandal, Tera Grubu’nun İngiltere’de kayıtlı resmi şirketi Gildencrest’in müşteri defterlerinde yaşanıyor. Hacklenen yasal dökümlere göre, Gildencrest’in müşteri defterleri Şubat 2026’da 33 milyar TL ile yılın zirvesine ulaşıyor.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) durdurma kararından bir gün önce, 16 Eylül’de bu defterin toplamı 19 milyar TL’ye indiriliyor.
Faaliyetlerin durdurulduğu resmi kırılma günü olan 17 Eylül’de, defterden tek bir günde tam 12,1 milyar TL birden eksiliyor.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) şirketleri resmi olarak 30 Eylül’de devralıyor; ancak sızan belgeler, İngiltere defterinin resmi devlet devrinden tam beş gün önce (25 Eylül’de) tamamen sıfırlanarak boşaltıldığını gösteriyor. Halkın içindeki hesapları dondurulurken, imtiyazlı borsa baronlarının dış hatları sonuna kadar açık bırakılıyor.
Yağmacıların kasası sonuna kadar açık bırakılmış!
Sızdırılan belgelere göre Artsmrkts hesabından 18 Eylül’de JPMorgan ve RBS kanalları üzerinden para çekildi. 21 Eylül’de aynı hesaptan iki ayrı çıkış daha yapıldı. 23 Eylül’de ise TMSF devrinden önceki son para çıkışının Blackwell Global hesabından RBS üzerinden gerçekleştirildiği belirtiliyor. Devrimci Adalet Hackerları, karar sonrasında bu üç hesaptan çekilen toplam tutarın 1,35 milyon dolar olduğunu açıkladı.
Grubun konuya ilişkin açıklaması şöyle: “Halkların hesapları donmuşken yağmacıların kasası sonuna kadar açık bırakılmıştır. 18 Eylül’de Artsmrkts hesabından JPMorgan ve RBS kanallarıyla para çekilmiştir ve 21 Eylül’de aynı hesaptan iki çıkış daha yapılmıştır. 23 Eylül’de, TMSF devralmadan önceki son çıkış ‘Blackwell Global’ hesabından RBS üzerindendir. Karar sonrasında bu üç hesaptan çekilen toplam tutar 1,35 milyon dolardır. Her işlemin saati ve banka kanalı kolektif hafızaya işlenmiştir.”
475 Milyarlık TL defteri: Karar günü sıfırlanan hesaplar
TRA Bilişim’in Mosaic sunucularından sızan ana TL defteri, 12 Ocak – 29 Eylül 2026 tarihleri arasında 66 hesapta yapılan tam 2,57 milyon işlemi ve 475,41 milyar TL’lik devasa bir para hacmini listeliyor. Soruşturmanın göbeğindeki namlı aktörlerin, devletin durdurma kararı aldığı gün hesaplarındaki milyarları nasıl erittiği şu dökümle resmiyet kazanıyor:
Enver Çevik (Lydia Holding): 12,96 milyar TL’lik rekor bakiyesi, SPK’nın durdurma kararı açıkladığı 17 Eylül günü tek bir günde 3,35 milyar TL küçülüyor ve 25 Eylül’de tamamen sıfıra indiriliyor.
Mehmed Nureddin Çevik: 10,16 milyar TL olan bakiyesi, yine o kritik 17 Eylül günü anında eksi 663 milyon TL’ye düşürülüyor.
Kemal Akkaya (Bulls Yatırım): 8,43 milyar TL’lik ana hesabı, kararla birlikte saniyeler içinde 473 milyon TL’ye indiriliyor.
Muhammed Yarız (Pusula Portföy): Resmi karardan günler önce, 11-14 Eylül aralığında 6,41 milyar liralık hesabını 2,3 milyon TL’ye indirerek içeriden aldığı tüyoyu (insider trading) finansal olarak kanıtlıyor.
Burhan Tunç Özkan: 1 milyar TL’lik bakiyesi, karardan sadece bir gün önce tam 500 milyon TL küçülüyor ve 23 Eylül’de sıfırlanıyor.
Kripto ile aklamanın uluslararası ağı
Yeni Yaşam’ın yayımladığı belgeler, soygun parasının sadece Türkiye içinde dönmediğini; Kayman Adaları, Britanya Virjin Adaları, Mauritius, Dubai ve Kıbrıs hattında kurulan küresel bir ağla aklandığını gösteriyor. Soruşturma kapsamında tutuklanan Emre Tezmen’in, Britanya Virjin Adaları’ndaki Cynelic Investments ve Mauritius kayıtlı Cynvest firmaları üzerinden yürüttüğü milyon dolarlık hisse transferleri (eğer doğruysa) belgeleniyor.
Daha da korkuncu, resmi karardan sonra bile Avrupa ve Dubai banka hatlarındaki 1,58 milyon işlem kaydında, buharlaştırılan halk paralarının Citibank, RBS ve JPMorgan kanallarıyla çekilmeye devam ettiği listeleniyor.
Hukuki tasfiyenin başladığı günlerde bile sistemin kripto borsası Kointra üzerinden cüzdan boşaltma işlemlerine izin veriliyor; Emre Tezmen’in tutuklandığı 22 Eylül günü bile ana Bitcoin cüzdanındaki yüz binlerce dolar tek bir işlemle 24 ayrı adrese dağıtılarak kaçırılıyor. Bu nedenle soruşturma açısından kritik sorulardan biri de, tutuklama günü gerçekleşen bu dağıtımın kimler tarafından yapıldığı ve 24 adresin kimlere ait olduğu.
Resmi söylemlerin iflası
Siber sızıntıyla ortaya çıkan bu resmi veriler idari zaafiyeti gözler önüne seriyor. Rejim temsilcilerinin, “Sonuna kadar gidilecek. Hesap sorulacak!” tarzındaki beyanlarının tamamı ‘milletin gazını almak’ için yapılan açıklamalar… Rejim, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşini Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp “Kimseden tüyo almadık, kendi irademizle Özata Denizcilik hissesi aldık!” şeklinde finansal rasyonaliteye aykırı ifadelerle tiyatro oynatırken; arka planda yüz milyarlarca liralık nakit, İngiltere ve vergi cennetlerindeki paravan hesaplar üzerinden çoktan güvenli limanlara aktarılıyor.
Yani bir yandan millete “Hesabını soracağız!” naraları atılırken, diğer taraftan hesaplar jet hızıyla boşaltılmış!
Yeni Yaşam gazetesinin ifşa ettiği bu 12 bin 566 dosyalık Tera arşivi; 455 bin mağdur vatandaşın kucağına orantısal ödeme taktikleriyle bir enkaz bırakılırken, ucu bakan babalarına ve parti sözcülerinin tatil arkadaşlarına uzanan bu devasa skandalın, devlet ve aracı kurum yöneticileri eliyle organize edilen uluslararası bir ‘hırsızlar rejimi’ soygunu olduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde resmi datalarla kanıtlıyor.
Karşımızda teknik bir borsa manipülasyonu değil; devletin en mahrem bilgisini, yasal yetkilerini ve finansal kurumlarını kaldıraç olarak kullanan, siyasiler ile bürokratların başrolde olduğu ‘organize bir soygun’ var. Sıradan bir manipülatörün gücü sadece borsa ekranındaki birkaç sığ hisseyi şişirmeye yeter; ancak bu devasa skandalda, devletin tüm denetim ve koruma mekanizmaları bu soygunun konforlu bir şekilde tamamlanması ve paraların yurt dışına kaçırılması için birer zırh olarak işletiliyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

HÜSEYİN ODABAŞI

SAFVET SENİH

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN


Özel'den AKP'ye geçen Tugay'a sert sözler: 'Elim k...

Karadeniz’de iki gemiye İHA saldırısı: Türk sahipl...

Skandal: Devlet koruması altındaki 13 mülteci çocu...

Bilim kurgu senaryosu değil gerçek: Rusya, insanla...

Emekliler aylıklarından yakındı: 'Sağlıklı beslene...







