'12 Mart ve bir subayın bagajından dağıtılan bombalar'

''27 Mayıs’ı, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı bilmeden 15 Temmuz’u anlayamayız. Bu dönemleri çalışan biri olarak benim yanılgım derin, kirli yapılardan ülkemizin kurtulduğu inancına kapılmamdı. Ne yazık ki; 15 Temmuz’da bir kere daha sahneye çıktılar; demokrasi ve hukuka en büyük tuzağı kurdular. Hizmet hareketi bu darbenin hedefi ve kurbanı yapıldı. Kana doymadılar...''
Ali Emir Pakkan / samanyoluhaber.com

12 Mart 1971, tarihe muhtıra olarak geçti. Askerler, bir uyarı mektubu ile hükümeti düşürdü. Cumhuriyet o gün haberi; “Komutanların ültimatomu üzerine Demirel istifa etti” başlığı ile verdi.

Meclis kapatılmadı. Nihat Erim başkanlığında bir ara rejim hükümeti kuruldu. OHAL ilan edildi. Gözaltılar, tutuklamalar birbirini izledi. Gençler İşkenceden geçirildi. Sağ ve sol görüşlü dernekler kapatıldı. Fethullah Gülen ve bazı Nur talebeleri de gözaltına alındı. Orduda, 9 Martçılar tasfiye edildi.

Buradaki kritik soru, 12 Mart’a nasıl gelindiğiydi. Sağda, solda bombalar patlıyor, adam kaçırılıyor, bankalar soyuluyordu. O gün 12 Mart muhtırasına gerekçe yapılan bu olayların adı “anarşi”ydi.

İki olay nakledeceğim. Hasan Cemal, 25 Mart 2008 tarihli Milliyet’te şöyle yazıyordu:

“Neredeyse kırk yıl öncesine gittim. 1969'u, 1970'i, 1971'i düşündüm. Darbeci ya da cuntacı yıllarımı... Bu işlerin içindeki bir çoğumuz gibi ben de mesleğimi o zamanlar devrimci diye tarif ediyordum. Bir araç olan askeri darbe ile "devrim"in önünü açacaktık çünkü... Öyle inanıyorduk. Gözümün önünden geçip giden filmin karelerinde kimler yoktu ki. Doğan Avcıoğlu'yla İlhan Selçuk vardı, İlhami Soysal'la Uğur Mumcu vardı, Cemal Madanoğlu Paşa'yla birlikte daha nice general ve asker kişi vardı. O tarihlerde "darbe"nin peşindeydik. Özellikle Ankara'da askerle "organize işler"in içindeydik. Bize çalışan bazı devrimci gençler sağda solda bomba patlatarak asker için darbe ortamı oluşturuyordu. "Ordu-gençlik el ele, milli cephede!" mitingleri düzenleniyordu.”

Peki bombalar kimler tarafından temin ediliyor ve gençlerin eline veriliyordu?

Emekli subay İrfan Solmazer, 27 Mayıs 60 darbesini yapan Milli Birlik Komitesi üyesiydi. Emekli deniz subayı Erol Bilbilik anlatıyor:

“Bir gün Orhan Kabibay’ın ( 27 Mayısçı) evinde toplandık. Bir ara İrfan Solmazer bana, ‘Erol sen denizcileri ihmal etmişsin, hiç temas kurmamışsın. Ama ben onlara İstanbul’da, Ankara’da mısır patlatır gibi bomba patlattırıyorum, dedi.

Başka ne yapıyorsun, diye sorunca, İrfan Solmazer’in yanıtı şu oldu:

“Deniz Gezmiş’i Sarp Kuray’ı falan oturtuyorum. Amerikan Büyükelçiliği'nin kurşunla taranmasına demokratik olarak karar veriyoruz. Emri ben veriyorum. (Deniz Gezmiş ABD Büyükelçiliği'ni tara ve yok ol diyorum) Sarp Kuray’a git şurayı bombala emrini veriyorum.” (Cumhuriyet, 10 Mart 1996)

Solcu gençlerin ellerine verilen bombalar ve dinamitler İrfan Solmazer’in arabasının bagajından getiriliyordu. Solmazer, 12 Mart’tan hemen önce Almanya’ya gitti! Deniz Gezmiş ve arkadaşları ise hukuk cinayeti işlenerek idam edildi...

Ne hazin son değil mi?

27 Mayıs’ı, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı bilmeden 15 Temmuz’u anlayamayız. Bu dönemleri çalışan biri olarak benim yanılgım derin, kirli yapılardan ülkemizin kurtulduğu inancına kapılmamdı.

Ne yazık ki; 15 Temmuz’da bir kere daha sahneye çıktılar; demokrasi ve hukuka en büyük tuzağı kurdular. Hizmet hareketi bu darbenin hedefi ve kurbanı yapıldı. Kana doymadılar...

12 Mart 2018 11:30
DİĞER HABERLER