AYM’den tarihi karar: Öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun gözaltındaki ölümünden devlet sorumludur

Hukukçu Ufuk Yeşil’in analizine göre Anayasa Mahkemesi; 23 Temmuz 2016'da gözaltına alınan ve 13 gün sonra şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun başvurusunda, işkence ve kötü muamele yasağı ile yaşam hakkının hem "maddi" hem de "usul" boyutundan ihlal edildiğine karar verdi. Yeşil, bu kararın 15 Temmuz sonrası süreçte gözaltı merkezlerinde yaşanan olaylarla bağlantılı olarak, her iki boyutuyla birden ihlal tespiti yapılan ilk AYM kararı olma özelliği taşıdığını vurguladı.
İlk Raporlarda Darp Yoktu, Sonrası Kronolojik Şiddet
Ufuk Yeşil’in dava dosyası ve adli raporlara dayandırdığı kronolojik verilere göre; panik atak ve diyabet hastası olan öğretmen Gökhan Açıkkollu, TCK’nın en ağır maddelerinden suçlanarak evinden gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde tutulduğu 13 gün boyunca ağır darp, küfür ve fiziksel şiddete maruz kalan Açıkkollu’nun vücudundaki morluk, şişlik ve travmatik lezyonlar süreç içerisindeki adli raporlara yansıdı.
Açıkkollu’nun kendisini muayene eden doktorlara, “6 gündür gözaltında ağır hakaret ve küfür ediliyor” şeklindeki beyanlarının resmi kayıtlara geçtiğini belirten Yeşil, gözaltı süresi üçüncü kez uzatıldıktan bir gün sonra, 5 Ağustos 2016 sabaha karşı Açıkkollu’nun koğuşunda fenalaşarak hayatını kaybettiğini aktardı. Makalede ayrıca, aynı dönemde nezarethanede bulunan bir tanığın savcılığa verdiği, “Gökhan Açıkkollu gözaltındayken döve döve öldürülmüştür, buna en az 15 kişi şahittir” yönündeki ifadesine de dikkat çekildi.
İç Hukuk Tıkandı, BM Devreye Girdi
Hukukçu Ufuk Yeşil, Açıkkollu’nun vefatının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın üst üste verdiği takipsizlik kararları ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın (TİHV) "açıkça işkence" saptaması yapan raporunun göz ardı edilmesi üzerine, ailenin hukuki mücadeleyi uluslararası boyuta taşıdığını belirtti.
2020 yılında Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi’nin verdiği ihlal kararına değinen Yeşil; BM'nin, devletin Açıkkollu’nun vücudundaki kırık ve lezyonları inandırıcı bir şekilde açıklayamadığına ve İstanbul Protokolü’ne uygun resen bir soruşturma yürütmediğine hükmettiğini hatırlattı.
AYM Kararı "Geç Gelen Adalet" ve Yargısal Pasiflik Örneği
Ailenin 2020 yılında yaptığı başvuruyu ancak 30 Temmuz 2025 tarihinde karara bağlayan Anayasa Mahkemesi'nin bu tutumunu eleştiren Ufuk Yeşil, hak ihlalinin bu derece açık olduğu bir dosyada 5 yıl beklenmesini "geç gelen adalet" ve mahkemenin "yargısal pasifliği" olarak yorumladı. Mahkemenin böylesine kritik bir kararı kamuoyuna duyurmaması ve karar verildiği tarihten ancak 8 ay sonra tebliğ etmesi de Yeşil’in dikkat çektiği bir diğer önemli husus oldu.
Yeşil, AYM'nin esasa ilişkin gerekçesindeki iki kritik hukuki dayanağı şu şekilde özetledi:
İspat Yükü Devlete Ait (Maddi Boyut): İnsan hakları hukuku gereğince, devletin mutlak denetimi altındayken meydana gelen şüpheli yaralanma ve ölümlerde, aksini ispat etme yükümlülüğü tamamen devlete aittir. Kamu makamları bu lezyonların yasal güç kullanımından kaynaklandığını kanıtlayamamıştır.
Soruşturma Yüzeysel Yürütüldü (Usul Boyutu): Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulu'nun "gözaltı stresinin kalp krizini tetikleyebileceği" yönündeki raporuna rağmen savcılık, ölümü sadece eski kronik hastalıklara bağlamış; kolluğun uyguladığı şiddeti araştırmamıştır. Soruşturma sadece ölüm anına sıkıştırılmış, önceki 13 günlük süreç incelenmemiştir.
"İşkencede Zamanaşımı Yoktur, Failler Hesap Verecek"
Makalesinin sonuç bölümünde AYM’nin ihlal kararının ardından atılması gereken adımları sıralayan Hukukçu Ufuk Yeşil, göstermelik işlemlerden uzak "etkin bir soruşturma" yürütülmesi çağrısında bulundu.
Nezarethanede doğrudan darp uygulayan polis memurları, operasyonu koordine eden emniyet amirleri, bulguları resmi kayıtlara geçirmeyen tıbbi personel ve takipsizlik kararlarıyla bu sürece zemin hazırlayan dönemin savcılarının derhal soruşturulması gerektiğini vurgulayan Yeşil, şu önemli hukuki hatırlatmayla sözlerini bitirdi:
"Unutulmamalıdır ki, işkence ve insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı yoktur. Dosya mevcut koşullarda eksik incelemeyle bir kez daha kapatılmaya çalışılsa dahi, bu ağır ihlalin faili olan herkes, mutlaka tespit edilecek ve hukuk önünde hesap verecektir!"
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN

CUMA KARAMAN

ARİF ASALIOĞLU











