Birlik ve beraberlik için aktif mücadele 2
Toplumdaki sulh ve barışın, birlik ve beraberliğin korunabilmesi için
aklı başında olan, sağduyu sahibi insanların çok gayret göstermeleri, bu uğurda
her türlü fedakârlığı göze almaları ve bu hususta yapılması gerekenleri
bilinçli bir şekilde planlamaları çok hayati bir öneme sahiptir.
Bir milletin veya topluluğun sağlıklı bir şekilde ayağa kalkmasında ve
hayatiyetini koruyabilmesinde birlik ve beraberliğin teminine ve düşmanlıkların
ve kutuplaşmaların engellenmesine ihtiyaç vardır.
Hazreti Bediüzzaman 1950’li yılların başında, ülke içerisinde siyaset
üzerinden tarafgirliklerin, kutuplaşmaların birileri tarafından planlı bir
şekilde meydana getirilmeye çalışıldığına dikkat çekerek uyarmışlardır. Kendisi
toplum içerisindeki birlik ve beraberliğin ve barış ortamının oluşturulup devam
etmesi adına aktif bir şekilde gayret etmiş ve hep etrafına bu hususta
telkinlerde bulunmuşlardır.
Benzer şekilde M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin de bu büyük tehlikeye
dikkatleri çekmiş ve problemin çözümü adına sürekli stratejiler üretmişlerdir.
Hocaefendi 2010 Şubat ayında yaptığı bir sohbetinden hazırlanan "Vifak ve İttifakın Temini" başlıklı Kırık Testi’de konuyu çok detaylı bir şekilde ele almakta ve
yapılması gerekenler hususunda adeta bir yol haritası sunmaktadır.
Rekabet hissinin ve haset duygularının engellenmesi
Tarafgirlik ve kendi yoluna duyduğu aşırı muhabbetten dolayı bazı
insanlar başkalarını kabullenemeyebilir ve hatta düşmanlık dahi
besleyebilirler. Bunun farkında olanların bu problemin büyümemesi ve tedavisi
adına bir yol takip etmeleri gerekir:
“Bazı insanlar rekabet hissine yenik düşüp kendi mesleğine duyduğu
muhabbetten ötürü size düşmanlık yapabilir. Bu durumda size düşen, meseleyi
büyütmemektir. Çünkü uzaklaşma ve düşmanlık karşılıklı olursa, tahribat çok
daha büyük olur. Karşılıklı ters istikamette hareket etmeye başlayan vasıtalar
gibi aradaki mesafe çok açılır. Fakat bir taraf olduğu yerde durmasını bilirse,
aradaki mesafe diğer tarafın kat ettiği yolla sınırlı kalır.” (Vifak ve İttifakın Temini)
Bu şekilde müspet (pozitif) hareket etme ve diğer insanların içine
düştükleri bu durumdan kurtulmaları adına çaba göstermek hem bir vazife hem de
insana ibadet sevabı kazandıracak bir iştir ve çok ciddi bir nefis terbiyesi
gerektirir:
“Kur’ân talebelerine düşen vazife budur. Onlar her şeyi görmemelidirler.
Görseler de idare etmesini bilmelidirler. Hafız-ı Şirazi’nin şu sözünü
kendilerine rehber edinmelidirler:
“İki cihanın rahat ve selâmetini iki şey tefsir eder, kazandırır:
Dostlarına karşı mürüvvetkârâne muaşeret ve düşmanlarına sulhkârâne muamele.”
Yanlış anlaşılmasın. Biz, kalbinde iman bulunan bir insanı “düşman”
olarak görmeyiz. Hatta bir mü’mine karşı “müdarat (idare etmek ve iyi geçinmek)
ve mümaşat”ta (uyumlu hareket, hoş geçinme) bulunmayı dahi ona karşı
saygısızlık sayarız. Fakat birileri sizi düşman olarak görüyor, kıskançlık ve
çekememezlik duygusuyla sürekli aleyhinizde faaliyet yürütüyorsa, sulh ve barış
ortamını temin edebilme, birlik ve kardeşlik duygusunu koruyabilme adına
yapılması gerekenler de yapılmalıdır.
Bir mü’minin, içinde rekabet hissinin ve haset duygularının oluşmasına
meydana vermeme adına göstereceği gayretler ibadet sayılır. Tevfik-i ilahinin
en büyük vesilesi olan vifak ve ittifakı (birlik ve beraberlik) koruma adına
ortaya koyacağı her ceht ve çaba onun hasenat defterine yazılır. Bu sebeple
bize düşen vazife, olumsuzlukları sineye çekebilmek ve bize yönelen eza ve
cefaya katlanmasını bilmektir. Bu da kendimizi rehabilite etmeye ve
nefsimizi bu tür şeylere alıştırmaya bağlıdır.” (Vifak ve İttifakın Temini)
Hizmet insanları, kendilerine yapılan haksızlıklara rağmen en doğal
hakkı olmasına rağmen bunlara karşılık vermemeli ve mümin olmalarından
kaynaklanan kardeşliğin hatırına onların daha da savrulmamaları adına dikkatli
bir yol takip etmeleridir. Hazreti Bediüzzaman’ın, kendisini ve Risale-i Nur
hizmetlerini tenkit eden bir alim zata karşı davranışında da bu yaklaşım
görülmektedir:
“Hz. Pir’in, âlim bir zatın kendisine ve Risale-i Nur’a iliştiğini haber
veren talebelerine verdiği cevap şu olmuştur: “O vaiz ve âlim zata benim
tarafımdan selam söyleyiniz. Benim şahsıma olan tenkidini, itirazını başım
üstünde kabul ediyorum. Sizler de o zatı ve onun gibileri münakaşaya ve
münazaraya sevk etmeyiniz. Hatta hakkınıza tecavüz edilse bedduayla da
mukabele etmeyiniz. Kim olursa olsun madem imanı var, o noktada
kardeşimizdir. Bize düşmanlık da etse mesleğimizce mukabele edemeyiz… Bilhassa
ehl-i ilim olsa, ilimden gelen enaniyeti de varsa, enaniyetlerini tahrik
etmeyiniz.” (Tarihçe-i Hayat)” (Vifak ve İttifakın Temini)
Karakterimizden Taviz Vermeme
Bir mü’min, imanının gereği olarak kardeşlerinde rekabet ve haset
duygularını harekete geçirecek davranışlardan hem uzak durmalı hem de bu
duyguların oluşmasına engel olacak şekilde hareket etmelidir:
“Aynı alanda benzer hizmetleri yapan farklı insanlar olabilir. Ne kadar
bastırırsa bastırsın bunların bir kısmının içlerinde küçük çapta da olsa
rekabet ve kıskançlık duyguları belirebilir. Hele bir de kendilerini
başkalarından üstün görüyorlarsa, başkalarının yaptıkları işleri hafife
alabilir veya engellemeye çalışabilirler.
Böyle bir durumla karşılaştığımız takdirde bize düşen, başkaları ne
yaparsa yapsın, asla karakterimizden taviz vermemek ve her zaman bize yakışanı
yapmaktır. İşin başında kimseyi hiss-i rekabete sevk etmeme adına olağanüstü
bir hassasiyet göstermeli, her şeye rağmen birilerinin düzenimizi bozması
karşısında ise dişimizi sıkıp sabretmeliyiz. İşin sonunda birileri
pişmanlık duyacaksa bu onlar olmalı.
Eğer bir gün pişman olup yanımıza gelecek ve bizden helallik dileyecek
olurlarsa, o gün bize düşen, civanmertçe davranmak olmalıdır. Onlar, yaptıkları
yanlışları sayarak af dilemeye ve helâllik almaya çalıştıklarında çok
rahatlıkla, “Ben hatırlamıyorum bunları.” diyebilmeliyiz. Onlar elli
defa naseza nabeca (yakışıksız, uygunsuz) sözler söylemiş, yakışıksız bir kısım
fiiller ortaya koymuş olsalar da bence iş sizde bitmeli. Çünkü ehl-i
iman insaflı olur.” (Vifak ve İttifakın Temini)
Sonraki yazıda konuya devam edelim…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN
DR. ERGÜN ÇAPAN

KEMAL GÜLEN

SAFVET SENİH











