Bu bir imtihandır, korkmayın, çekinmeyin...

Abdülkadir Ekinci, 27 Mayıs darbesinde üç yüz kişiyle Sivas’ta kampa alınanlardandır. Daha sonra Çanakkale’ye sürülmüştü, denizin altındaki hapiste, rutubetten bütün dişleri dökülmüştü. Üstad’ı Isparta’da ziyaret etmişti. Üstad Hazretleri hasta halinde şunları söylemişti:
“Kardeşlerim, ehl-i dalâletten korkmayın, çekinmeyin, ehl-i dalâletin perdesi benim elimdedir. (Yorganın üstündeki kumaşı tutup çekti.) Böyle onların perdesini yırtabilirim.’ diye gösterdi. ‘Fakat ben sabrediyorum, istesem perdelerini yırtabilirim. Bu bir imtihandır. Korkmayın, çekinmeyin!”
Konyalı Hüsmen Hüseyin Duran diyor ki: “Bir gün bir tefsir hocası dedi ki: ‘Bediüzzaman Vehhâbî’dir, hiç hadisten bahsetmiyor, hep âyetten bahsediyor. Bu durumu Üstad Hazretlerine yazınca, Üstad, “Kardeşim Hüseyin, o hoca aldanmış veya aldatılmıştır. Benden selam söyleyin ve katiyen münakaşa etmeyin” diye cevap gönderdi. O hoca birkaç ay sonra boğazından ameliyat oldu, konuşamaz hale geldi, tefsir hocalığını bıraktı. Bir sene sonra da ahirete gitti. Allah, günahlarını affetsin.”
Muhammed Küfrevî Hazretlerinin torunlarından Cesîm Küfrevî diyor ki: “Dedem 123 yaşlarında vefat etmiş. Sultan Abdülhamid Han, Bitlis’te dedeme türbe yaptırmak için İtalyan mimarlar getirtmiş. Türbenin yapılışı sırasında Üstad Bediüzzaman, ‘Muhammed Küfrevî benim üstadımdır, onun türbesine ben de taş taşıyacağım’ diyerek, arkasına konan bir taşı türbeye kadar götürmüş. 1952’de Sirkeci Akşehir Palas Otelinde bulunan Üstad Bediüzzaman’ı Ali Şirvan’la birlikte ziyaret etmiştik. Üstad bize çok iltifat etti. SİYASETE GİRMEYİN, kız evlatlarınızı dindar yetiştirin. Kasım Küfrevînin siyasete atılacağını işittim, girmese daha iyi olur. Sizler, yani Küfreviler birer taçsınız. Böyle asil insanlar siyasete girmemelidir. Ben sakal bırakmadım ve evlenmeyerek iki sünneti terketmiş oldum. Bunlar Cenab-ı Hakla benim aramda olan bir meseledir. Küfrevî Hazretlerinin evlatları olarak, onlara lâyık olmaya çalışın.’ dedi.”
Serdengeçti Osman Yüksel şunları yazıyordu: “Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Üç devir: Meşrutiyet İttihad ve Terakki, Cumhuriyet. Bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çöküşlerle doludur. Yıkılmayan kalmamış… Yalnız bir adam var ayakta… Şark yaylalarından, güneşin doğduğu yerden İstanbul’a kadar gelen bir adam… İmanı sıra dağlar gibi muhkem. Bu adam üç devrin şerirlerine karşı imanlı bağrını siper etmiş, Allah demiş, peygamber demiş, başka bir şey dememiş. Başı Ağrı Dağı kadar dik ve mağrur. Hiçbir zalim onu eğememiş, hiçbir alim onu yenememiş. Kayalar gibi çetin, müthiş bir irade… Şimşekler gibi bir zeka… İşte Said Nur… Divan-ı Harpler, mahkemeler, ihtilaller, inkılaplar… Onun için kurulan idam sehpaları… Sürgünler… Bu müthiş adamı, bu mânevîyat adamını yolundan çevirememiş. O bunlara imanından gelen sonsuz bir kuvvet ve cesaretle karşı koymuş… Mahkemelerdeki müdafaalarını okuduk. Bu müdafaalar, bir nefis müdafaası değil, büyük bir davanın müdafaalarıdır. Celâdet, cesaret, zekâ şaheserleri. Niçin Sokrat bu kadar büyüktür? Bir fikir uğruna hayatı hakir gördüğü için değil mi? Said Nur, en az bir Sokrat’tır. Fakat İslam düşmanları tarafından bir mürteci, bir softa diye takdim olunmuştur.”
Evet bizler de Üstadımız gibi Hizmet’e kilitlenelim… Çok hem pek çok işimiz var!.. Allah işsiz bırakmasın…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

ORHAN KESKİN

SAFVET SENİH

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN


BlackRock Türkiye portföyünü sıfırladı: Dev fondan...

Eisenkot’tan seçmenlere çağrı: “İsrail tarihinin e...

Brezilya’da seçim sonrası çalkantı: Seçimi kaybede...

Şarkıcı Güllü’nün katil zanlısı kızı Tuğyan Ülkem ...

Babaya hüzünlü veda: Ağır hasta mahpus Abdullah Tı...







