Dialog Konkret'ten çeşitlilik, uzlaşma ve tartışmaya yeniden itibar kazandıran bir akşam

Okuma Süresi 9 dkYayınlanma Pazartesi, Mayıs 25 2026
Paylaş
X Post

Berlin, 20 Mayıs 2026 – Alman Diyalog Enstitüleri Birliği (BDDI), yeni formatı “Dialog  Konkret” ile yalnızca diyalogdan söz eden değil, onu tüm gerilimleri, kırılmaları, duyguları ve imkânlarıyla görünür kılan bir akşam düzenledi.

Daha ilk dakikalarda anlaşıldı ki bu etkinlikte gaye, uyum üzerine törensel konuşmalar yapmak değil; tartışma kültürü, dinleme becerisi ve belirsizliğe tahammül etme üzerine çalışmaktı.

Akşam, moderatör Meinhard Schmidt Degenhard‘ın “sadık misafirler ve yeni genç yüzler” diye hitap ettiği sıcak bir karşılamayla başladı. Yeni formatı bir “öğrenme laboratuvarı” olarak tanımladı – diyaloğun soyut değil, somut hâle geldiği bir alan.

BDDI Genel Sekreteri Kadir Boyacı, daha en başta gecenin tonunu belirledi. Diyaloğun neden bugün her zamankinden daha gerekli olduğunu hatırlattı:

“Belirsizliğe tahammül etmeyi unuttuk. (…) Diyalog, karşı çıkarken bile karşımızdakinin onurunu inkâr etmemek demektir.”

Boyacı, hızla değişen bir toplumdan, sertleşen tartışmalardan ve ilişkilerin görüşlerden daha az değer gördüğü bir atmosferden söz etti. Çağrısı netti: Diyalog “dürüst, görünür ve rahatsız edici” olmalıydı.

Wolfgang Thierse: Demokrasiye dair bir gerçeklik kontrolü

Eski Almanya Federal Parlamento Başkanı Dr. Wolfgang Thierse, hem demokrasiyi tutkuyla savunan hem de uyarılar içeren bir açılış konuşması yaptı. Demokrasinin ne kadar tartışmayı kaldırabileceğini sordu ve cevabı kendisi verdi:

“Bu demokraside normal olan tartışmadır.”

Thierse, günümüzün belirsizliklerle dolu bir tablo çizdiğini anlattı: dijitalleşme, göç, ekolojik krizler, jeopolitik çatışmalar… Tüm bunların “gelecek korkuları” yarattığını ve insanları popülizme açık hâle getirdiğini söyledi.

Medyanın siyasi tartışmaları sunma biçimine yönelik eleştirisi özellikle çarpıcıydı:

“Tartışma skandallaştırılıyor ve kişiselleştiriliyor. (…) Bu, demokrasi için tehlikeli bir hâl alıyor.”

Thierse’nin çağrısı: Tartışma ahlakileştirilmemeli. Karşı çıkan herkes kötü insan değildir. Demokrasi “gri, yorucu, hayal kırıklığı dolu” olabilir – ama alternatifi yoktur.

Panel: Üç biyografi, üç çatışma deneyimi

Açılış konuşmasının ardından gecenin merkezindeki etkinlik olan panel başladı. Üç Diyalog Ödülü sahibinin katıldığı bu bölüm, diyaloğun farklı yüzlerini ortaya koydu.

Jouanna Hassoun – Filistin kökenli, Alman vatandaşı, köprü kurucu

Hassoun, okullarda gençlerle kimlik, çatışma ve siyasi anlatılar üzerine yaptığı çalışmaları anlattı. Gençlerin duygularını ifade etmekte ne kadar zorlandığını vurguladı:

“Eğer tartışmazsak, birbirimizi dinlemezsek kendi balonlarımıza çekiliriz.”

Öfke, acı ve hayal kırıklığının önce ifade edilmesine izin veren “güvenli alanlar” ve “cesur alanlar” gerektiğini söyledi.

Dr. Asfa-Wossen Asserate – Prens, yazar, kültürlerarası arabulucu

Asserate, küresel bir perspektif sundu. Dünyanın birçok yerinde tartışma kültürünün neden gelişmediğini şöyle açıkladı:

“Afrikalının lügatinde dost ve düşmanı kavramları vardır – rakibi diye bir kavram yoktur.”

Bonn Cumhuriyeti’nden verdiği örnek – Willy Brandt ve Rainer Barzel’in sert bir oylamadan sonra birlikte bira içmesi – demokratik olgunluğun sembolü olarak öne çıktı.

Rabbiner Dr. Gábor Lengyel – Şoa’dan sağ kurtulan, diyalog emekçisi

Lengyel, içsel çatışmalarını büyük bir açıklıkla anlattı: “Bir haham olarak parçalanmayı göze alabilirim.”

Birçok Yahudi’nin “düşman” olarak gördüğü Suriyeli mültecilere bilinçli olarak yardım ettiğini anlattı. Onun için diyalog soyutta değil, somutta başlıyordu.

Gecenin temel temaları:

1. Demokrasi için tartışma bir görevdir

Tüm konuşmacılar aynı noktada birleşti: Tartışma sorun değildir; tartışmamanın kendisi sorundur.

2. Güç asimetrileri

Seyirciden gelen bir soru önemli bir noktayı gündeme getirdi: Güç eşit değilse tartışma mümkün mü?

Hassoun’un cevabı netti:  “Daha fazla güce sahip olan ilk adımı atmalıdır.”

3. Uzlaşma – demokrasinin sevilmeyen çocuğu

Thierse, uzlaşmayı “göreceli olanın alanı” olarak tanımladı. Hassoun ekledi: Uzlaşma yoksa ilerleme değil, ego vardır.

4. Alçakgönüllülük

Asserate, neredeyse unutulmuş bir kavramı geri getirdi:

“Alçakgönüllülük, hizmet etme cesaretidir.”

5. “Bilmiyorum” – değeri bilinmeyen erdem

Lengyel, demokrasinin öğrenmesi gereken bir cümleyi hatırlattı:

“Üniversitelerde her şeyi öğreniyoruz – ama ‘Bilmiyorum’ demeyi öğrenmiyoruz.”

Yankı bırakan bir akşam

Wolfgang Thierse, kapanışta gecenin özünü şu sözlerle özetledi:

“Demokrasi, eşitler arasındaki konuşmada – tabanda savunulur.”

Alkış uzun, sıcak ve içtendi. Konuklar daha sonra masalara geçti; çorba servis edildi ve diyalog bu kez mikrofonlar olmadan devam etti.

“Dialog Konkret” gösterdi ki diyalog yumuşak değildir, uyum arayışı değildir, çatışmadan kaçmak hiç değildir. Zordur. Rahatsız edicidir. Gereklidir. Ve tıpkı bu akşamda olduğu gibi, başlar: Tartışmaya cesaret etmekle, dinlemekle, kendi sınırlılığını kabul etmekle.

Not:  Üstad  Bediüzzaman Hazretleri, Kurban  Bayramının arefesinde 1000  İhlas  Suresinin okunmasını İslâmî bir âdet olarak tavsiye ediyor. Ama eğer Arefe günü 1000  defa okumak zor geliyorsa,  Arefeden bir gün önce yani bugün (Pazartesi) 500 defa  yarın Arefe günü de (Salı) 500 defa okuyarak 1000  tamamlanmış olur, diye bir yol gösteriyor. (A.A.)