Dünyayı bekleyen büyük tehlike: Nükleer kış

Samanyoluhaber.com yazarı Rusya uzmanı Arif Asalıoğlu'nun yazısı

24 Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş her iki taraf için büyük kayıplara neden oldu. Devam eden çatışmaların süresi ve şiddeti arttıkça nükleer söylemler daha fazla dile geliyor ve haliyle küresel tehdit herkesi endişelendiriyor. Rakamlar tam olarak bilinmese de iki taraf 200 binin üzerinde insan kaybetti. Bazı kentler haritadan silindi. Avrupa 15 milyona varan yeni bir göç dalgasını eritmeye çalışıyor. Rusya ile ABD ve NATO arasında soğuk savaş yıllarına geri dönüldü. Savaşta taraf her iki ülkenin nükleer altyapıya sahip olması ve sıcak çatışmaların yaşandığı cephe hattında Zaporijya Nükleer Santrali’nin bulunması dünyayı bekleyen büyük tehlike gerçeğiyle karşı karşıya getiriyor.

Zaporijya Nükleer Santrali, Avrupa'nın en büyük nükleer santrali. Sovyetler Birliği döneminde, Dinyeper Nehri üzerinde Kahovka Baraj’ının güney kıyısında, Zaporijya şehri sınırları içinde inşa edildi. Ukrayna ve Rusya arasındaki çatışmalar esnasında nükleer santralin eğitim binası vuruldu. 6 reaktörlü santralde yangın çıktı. Ama kritik seviyeye gelmeden kontrol altına alındı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy yangının reaktörlere sıçraması halinde Chernobil Nükleer Santral patlamasının en az 6 katı büyüklüğünde bir radyoaktif etkinin ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. 

Zaporijya, Chernobil’in altı kat büyüklüğünde

Kıyaslama açısından Chernobil’de ne olduğunu hatırlatmak isterim. 26 Nisan 1986'da Ukrayna'nın Kuzeyinde Chernobil Santrali'nde arıza yaşandı. Bu olay tarihteki en şiddetli nükleer vaka olarak biliniyor. Chernobil Nükleer Santrali'nin dördüncü reaktöründe yaşanan patlama sonucu çevreye, 1945'te Hiroşima'ya atılan atom bombasının 50 katına eşit miktarda radyasyon yayıldı. Patlamanın ardından radyoaktif madde yüklü bulutlar Türkiye dahil birçok ülkeyi etkiledi ve yaklaşık 200 bin kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak ölümüne sebep oldu. İşte şimdi çatışmaların tam ortasında olan Zaporijya Nükleer Santrali’nde 6 adet aktif reaktör bulunuyor ve güç hacmi olarak Chernobil’in altı katı büyüklüğünde. 

Zaporijya nükleer santralinin bir sebeple infilak etmesi sonrası oluşacak radyoaktivitenin bulutlar ve rüzgarla çevreye yayılması en büyük tehditler arasında yer alıyor. Kontrol edilemeyen bir roket ile reaktörlerden herhangi biri vurulsa, yayılacak radyasyonun Ukrayna, Avrupa ülkeleri, Rusya'nın batı kesimi ve tabii ki Türkiye’nin kuzey sahilleri için ağır sonuçları olur.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tehlikeye dikkat çekerek, “Nükleer santralde enerji üreten reaktör ve onu barındıran binanın hasar görmesi, reaktörün aşırı ısınmasına ve çekirdeğin erimesine neden olabilir. Radyasyon daha sonra çevreye sızabilir. İnsanlar ve canlılar bu radyasyona maruz kalırsa, kanser de dahil olmak üzere ciddi ve uzun vadeli sağlık sorunları ortaya çıkar.” açıklaması yaptı.

Nükleer Kış etkisi olabilir

Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışmaların şiddeti artınca konuya odaklanmış uzmanlar daha kapsamlı bir rapor hazırladı. Nükleer patlamalar sonucu atmosferin üst kısımlarına çıkan toz ve duman gezegenin üstünde bir örtü gibi durarak kürenin soğumasına sebep olacak denilen raporda, “Oluşacak, Nükleer Kış, dondurucu soğuklara, geçici iklim değişikliklerine, bitkilerin fotosentez verimlerinin düşmesine, ekosistemin zarar görmesine, birçok türün yok olmasına ve milyonlarca insanın açlık ve soğuk yüzünden ölmesine sebep olma potansiyeli bulunmaktadır.” ifadeleri kullanılıyor.

Rapor tehlikenin büyüklüğünü şu bilimsel sonuçlarla açıklıyor: “Nükleer patlamalar sırasında açığa çıkan ısı, havada büyük miktarlarda nitrojen oksit oluşmasına sebep olacaktır. Bu durum, ozon tabakasının önemli miktarlarda eksilmesine sebep olur. Nükleer patlamadan sonra oluşan bulut ve duman, artan morötesi radyasyonun dünyaya ulaşmasını engeller. Ancak ozon tabakası en düşük seviyesine, toz ve dumanın tekrar dünyaya düşmesinden çok sonra, 6-24 ay sonra inecektir. Bu sefer nükleer etkiden kurtulan insanlar yüksek miktarda morötesi radyasyonuna maruz kalacaktır. Dünyada bulunan türlerin yarısının nesli tükenebilir. Bazı zararlı böceklerin popülasyonu kalıcı olarak artabilir ve bu durum doğal yaşamın dengesini değiştirebilir.”

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi geçen hafta santralin korunması adına bir plan ilan etti. Grossi, 11 kişilik bir heyetle uzun incelemeler sonrası “tüm taraflarca üzerinde anlaşmaya varılabilecek gerçekçi önlemler olması için çalıştık” dedi. Reuters'in bildirdiğine göre Grossi, aynı zamanda, nükleer santraldeki durumun bölgedeki artan askeri faaliyet zemininde "çok tehlikeli" ve istikrarsız olmaya devam ettiğini kaydetti. “Tesis hedef olmamalı ve nükleer santral ağır silahlarla buluşmamalı. Bu, üzerinde anlaşmamız gereken bir konu," dedi.

IAEA'nin santralde incelemelerde bulunan uzmanları yayımladıkları raporda, nükleer santralde çalışan 907 Ukraynalı personelin “son derece stresli çalışma koşullarına” dikkat çekildi ancak kurum Ukraynalı ya da Rus yetkilileri suçlamaktan imtina etti. Santralin gördüğü hasarın ayrıntılarıyla aktarıldığı raporda, çevredeki çatışmaların henüz bir nükleer felaketi tetiklemediği, ancak çok ciddi bir tehdit teşkil ettiği belirtildi. Daha fazla hasarın yaşanmasını önlemek için tüm tarafların nükleer açıdan güvenli bir bölgenin tesis edilmesine onay vermesi gerektiği savunuldu. Raporun yayımlanmasının ardından BM Güvenlik Konseyi olağanüstü toplantıya çağrıldı. 

Şimdilik radyasyon sızıntısı yok. Ancak Ukrayna'daki tüm nükleer güç santrallerini işleten devlete ait enerji şirketi Energoatom, bir nitrojen-oksijen ünitesinin ve bir yüksek voltajlı güç hattının zarar gördüğünü açıkladı. “Reaktörler belli bir ölçekte dış baskıya ya da zarara dayanmak için tasarlandı, askeri mühimmatın sebep olduğu etkiye dayanmak için değil. Eğer kalkan ya da reaktörü soğutma sistemi zarar görürse, bir radyasyon sızıntısı olması olasılığı yüzde 100'e yakın. Aynı zamanda nükleer ya da hidrojen patlaması riski de var.” ifadeleri kullanılıyor. 

Taraflar birbirlerini nükleer santralin güvenliğini tehlikeye atmakla suçluyor

Bu konuda Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Grossi'nin Rus devlet şirketi Rosatom'un temsilcileri ve "diğer meslektaşları" ile "sürekli temas halinde" olduğunu söyledi. Fakat Rusya’dan nükleer fizik alanında uzmanlar IAEA başkanının güvenlik planının uygulanabilir olmadığını söylüyorlar. We Are Together with Russia hareketinin başkanı Vladimir Rogov, RIA Novosti'ye verdiği demeçte, "IAEA'nın askerlerimizin geri çekilmesi ve askerden arındırılmış bir bölge oluşturulmasıyla bağlantılı bir güvenlik bölgesi oluşturma planı uygulanabilir değil" dedi.
 
7 Eylül 2022’de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ukrayna’da Rusya'nın kontrolü altındaki Zaporijya Nükleer Santrali'nin etrafında askerden arındırılmış bir bölge kurulması için geliştirdikleri planın ayrıntılarını açıklamıştı. BM Güvenlik Konseyi’nin olağanüstü toplantısında konuşan Guterres, Rus birliklerinin santralin çevresinden ayrılmaları ve Ukrayna’nın da kendi askerlerini bölgeye sokmama yönünde taahhüt vermesi gerektiğini söyledi. Fakat bu teklifte mesafe halen alınmış değil.
 
24 Şubat'ta Ukrayna’ya müdahale olduktan kısa bir süre sonra Rusya kontrolüne geçen nükleer santralin güvenliğini tehlikeye atmakla iki taraf birbirini suçluyor. BM ve uzmanlar ise Avrupa’nın en büyük nükleer santrali etrafındaki çatışmalara bir an önce son verilmesi gerektiğini bütün ortamlarda dillendiriyorlar. Ayrıca savaşın bir taraf için kaybedilmesi nükleer santralin provokasyona açık, tehlikeli bir tehdit unsuru olduğu gerçeği de ortada duruyor. Benzer bir gelişmeyi dün, Ukrayna’nın Herson bölgesinde bulunan Kakhovka Hidroelektrik Santrali’nin vurulması olayında gördük. Binlerce sivil halkı etkileyen olay aynı zamanda bir çevre felaketine neden oldu. Saldırıdan Moskova Kiev'i, Kiev de Moskova'yı sorumlu tuttu. Zaporijya nükleer santralinin de aynı şekilde “bilinmeyen” bir roketle vurulmayacağını kimse garanti edemez.

07 Haziran 2023 15:49
DİĞER HABERLER