Hocaefendinin eğitim anlayışında sevgi

“Sevgiyi sevip düşmanlığa düşman olmak, inançla coşan bir kalbin en mümeyyiz vasfıdır. Herkesten nefret ise, ya gönlü şeytana kaptırmışlık veya bir cinnet eseridir. Sen insanı sev; insanlığa hayran ol..!” Fethullah Gülen, Ölçü veya Yoldaki Işıklar, “Müsamaha”.
İnsan sevgisi, başkalarının derdiyle dertlenmek, hataları karşısında merhametli davranmak ve gönülleri kazanmak, güzel ahlâkın temel esaslarındandır. Gerçek sevgi, yalnızca güzel söz söylemek değil; insanın sıkıntısını paylaşmak, yanlışını düzeltmesine yardımcı olmak ve yeniden iyiliğe yönelebileceğine inanmaktır. Sevgi; Kur’an’ın ve Hadislerin ışığında, eğitimle insanlığa kazandırılacak temel ahlâkî değerlerin en önemli unsurlarından biridir.
Bu hususta; Fethullah Gülen Hocaefendi, “İnsan Sevgisi” başlıklı yazısında şöyle der: “Sevgi, varlığın özüdür. Cenâb-ı Hak, Zatına muhabbetin bir ifadesi olarak varlığı yaratmış; bu koskocaman âlemlerin bir fihristi, özü ve usaresi olarak da insanı yaratmıştır. Fakat bu, mukaddes ve münezzeh bir muhabbettir. Bizim sevgimiz gibi değildir. Zira bizdeki sevgi ya zaafın ve elimizde olmayan temayüllerin bir ifadesidir ya da işlene işlene tabiat ve karakterimizin bir yanı hâline gelmiş bir duygudur. Bunların hiçbirisi Zât-ı Ulûhiyet’e isnat edilemez. Bundan dolayı, Zât-ı Ulûhiyeti tenzih etme adına O’nun, münezzeh, mukaddes ve müberra bir muhabbetin ifadesi olarak varlığı yarattığını söylüyoruz. Nitekim kudsî hadis olarak rivayet edilen bir söz şöyledir “Bilinmeyen bir ‘kenz-i mahfî’ idim. Bilinmeyi murad buyurdum ve varlığı yarattım. Kendimi onlara tanıttım onlar da beni tanıdılar.””
Bu bakış açısı, Yunus Emre’nin mısralarında yer aldığı gibi;
anlayışını esas alan ve sevgiyle beraber şefkati öne çıkaran; insanı yalnızca başarılarıyla veya sahip olduklarıyla değerlendirmemeyi gerektirir. Her insanın anlaşılmaya ve kendisini geliştirebilmek için fırsat bulmaya ihtiyacı vardır. Hatalı davranışları onaylamak başka, hata yapan insanın değişme imkânını korumak başkadır. Sevgiyle buluşan şefkat, yanlış karşısında sessiz kalmak değil; insanın onurunu incitmeden onu doğruya yönlendirebilmektir.
Âl-i İmrân suresinin 134. ayetinde Suat Yıldırım’ın mealine göre şöyle buyrulur: “O müttakiler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever.” Bu ayet, öfkeyi kontrol etmeyi, sevgiyi, şefkati ve affediciliği Allah’ın sevdiği davranışlar arasında gösterir. İnsanları kazanmak isteyen kişi, öfkesinin esiri olmamalı; gerektiğinde uyarırken bile adaleti ve merhameti gözetmelidir.
Hucurât suresinin 10. ayetinde ise “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki merhamete nail olasınız.” buyrulur. Kardeşlik, yalnızca bir aidiyet duygusu değil, insanlar arasında barışı kurma ve anlaşmazlıkları gidermek için sorumluluk alma çağrısıdır. Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatı da merhametin sözde kalmaması, davranışla gösterilmesi gerektiğini ortaya koyar; “Sen Allah'ı hoşnut etmek için o adamı sevdiğinden dolayı, Allah da seni seviyor.” (Müslim, Birr, 38) ve Enbiyâ suresinin 107. ayetindeki “Biz seni ancak bütün âlemlere rahmet olarak gönderdik.” ifadesi, onun insanlığa yönelik rahmet anlayışını özlü biçimde anlatır.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Mektubat’ta kardeşlik, birlik ve sevgi bağlarının önemini şu sözlerle açıklar:
“Evet, tevhid-i imanî, elbette tevhid-i kulûbu ister. Ve vahdet-i itikad dahi, vahdet-i içtimaiyeyi iktiza eder (sosyal beraberliği gerektirir). Evet, inkâr edemezsin ki, sen bir adamla beraber bir taburda bulunmakla, o adama karşı dostâne bir rabıta anlarsın; ve bir kumandanın emri altında beraber bulunduğunuzdan, arkadaşâne bir alâka telâkki edersin. Ve bir memlekette beraber bulunmakla, uhuvvetkârâne (kardeşçesine) bir münasebet hissedersin. Halbuki, imanın verdiği nur ve şuurla ve sana gösterdiği ve bildirdiği esmâ-i İlâhiye adedince vahdet alâkaları ve ittifak rabıtaları (bağları) ve uhuvvet (kardeşlik) münasebetleri var.”
Bediüzzaman’ın bu ifadeleri, insanları bir arada tutan bağları görmeye ve ayrılık sebepleri yerine ortak değerleri öne çıkarmaya davet eder ki insanlar arasındaki anlaşmazlıkları büyütmek kolaydır; asıl olgunluk, farklılıkları gözetirken saygıyı ve sevgiyi koruyabilmek ve ortak iyilik için birlikte çalışabilmektir.
Fethullah Gülen Hocaefendi de “Ebed Müddet Düşüncesi ve İnsan Sevgisi” yazısında bu hususu şöyle ifade eder:
“Onun içindir ki, "ebed-müddet" var olmayı düşünen herkes, mutlaka başkalarını da kurtarıp kucaklamayı ülkü edinmelidir ki, ebediyet yolunda kurtarıp kucakladığı herkes tarafından da kucaklanabilsin. Bunun aksine, kendi kurtuluşlarını başkalarını yıkma üzerine bina eden bencil, harîs ve merhametsiz ruhlar, sevmedikleri gibi sevilmemişler ve her kesim tarafından istiskal edilegelmişlerdir. Ayrıca, yararlı insanın yararı herkesten evvel kendine, zararlı insanın zararı da kendinedir. Tabiatında yararlı olma cevheri bulunan bir insan, tabiat ve karakterini sergileyip gönlünün diliyle kendini ifade ettiği her yerde, granitler gibi en sert gönüllerde bile taht kurabilmiş ve herkesin "vird-i zebânı" olagelmiştir.”
Bu anlayış, eğitimde de belirleyici olmalıdır. Eğitimci, öğrencinin yalnızca eksiklerini gören değil, potansiyelini fark edip gelişmesine yardım eden kişidir. Hata yapan bir genci aşağılamak yerine hatasını anlamasına ve telafi etmesine fırsat vermek, sorumluluk duygusunu güçlendirir. Çocuklar ve gençler, kendilerine anlatılan değerlerden olduğu kadar yetişkinlerin davranışlarından da öğrenirler. Adaleti anlatan öğretmen adil, saygıyı anlatan öğretmen saygılı, merhameti anlatan öğretmen ise şefkatli davranmalıdır.
İnsanları sevmek, haksızlığı görmezden gelmek değildir. Gerektiğinde sınır koymak ve yanlış davranışı düzeltmek mümkündür; önemli olan bunu insanın onurunu koruyarak yapmaktır. Ailede, okulda ve toplumda böyle bir anlayışın yerleşmesi, güveni ve dayanışmayı artırır. Başkasının acısını fark etmek, yalnız bir insanı dinlemek veya zor durumda kalana destek olmak bile insan sevgisini somutlaştırır. Bilgiyle birlikte merhameti, sorumlulukla birlikte adaleti geliştiren bir eğitim, yalnızca başarılı değil, başkalarının iyiliğini de önemseyen insanlar yetiştirir.
Bu çerçevede “Sevgiyi sevip düşmanlığa düşman olmak” hayat felsefesi; Fethullah Gülen Hocaefendi’nin eğitim anlayışıyla özdeşleşen tüm rehber eğitimcilerin de vazgeçilmez eğitim anlayışı olmalıdır.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

ORHAN KESKİN

SAFVET SENİH

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN


BlackRock Türkiye portföyünü sıfırladı: Dev fondan...

Eisenkot’tan seçmenlere çağrı: “İsrail tarihinin e...

Brezilya’da seçim sonrası çalkantı: Seçimi kaybede...

Şarkıcı Güllü’nün katil zanlısı kızı Tuğyan Ülkem ...

Babaya hüzünlü veda: Ağır hasta mahpus Abdullah Tı...







