İbret için...
Üstad Hazretleri, Rusya’dan dönüp geldiğinde, Genelkurmay Başkanı ve Başbakan Vekili olan Enver Paşa tarafından karşılanmış ve Şeyhül-İslamlığa bağlı Meşihat-ı İslâmiye âzalığına tayin edilmişti. O zaman, orada yanında kendisine hizmet eden talebesi Süleyman Ayaz vardı. Molla Süleyman Ayaz diyor ki: “Zaferimiz ve İstiklal Harbimiz için Ayasofya Câminde dualar etmiştik. Sonra dedi ki: ‘Süleyman haydi sinemaya gidelim.’ Beraberce kalktık. Alemdar sinemasına gittik. Birinci mevkiye bilet almıştı. Zaten her yerde, hep en iyi yeri seçer ve en lüks yerlere çıkıp otururdu. Gemilerde birinci mevkiye otururdu. Ben, Üstad’ın tam arkasında oturuyordum. Bir müddet filmi seyrettikten sonra Üstad Hazretleri bana döndü ve dedi ki: ‘Süleyman, bu filimden ne anladın?’ ‘Hiç’ dedim. O zaman buyurdu ki: “Süleyman işte dünya da böyledir. Kendisi sâbit olmadığı gibi içindekiler de öyledir. Fânidir, durmuyor ve gidiyor. Onun için dünyaya güvenme, bu filim kadar kısadır. Sinema perdeleri gibi akıp gidiyor, göz açıp kapayıncaya kadar geçip gidiyor.”
Ziya Dilek diyor ki: “Üstad rızık ile ilgili şunları söyledi: ‘Allah, isterse her şeyi sebepsiz ihsan eder. Fakat insanlar çok tembel olurlar. Her şeyi sebepler perdesi altında yapıyor. Benim Barla’da bir tavuğum vardı, günde üç yumurta yumurtluyordu. Bu mesele Risalelerde de vardır. Fakat sonradan münkirlere karşı, âdetullah’a uygun olsun diye ben bu üçü, iki olarak yazdım. (…) Sâfî kalb bazı kulları için Allah, sebepler perdesini kaldırır ama esas rızık sebeplerle bağlıdır.”
Salih Uğurtan diyor ki: “İkinci Dünya Harbinin neticesinde, Üstad Hazretleri, Avrupa’daki ruhânî resilerde bir uyanıklık olacağını söyledi: ‘Onlar bizi arayacaklar. Biz onları değil; biz Kur’an hizbiyiz, bizi arayacaklar. İleride bu olacak’ dedi.”
Vanlı, Son Şahidlerden İsmail Perihanoğlu’na ait, farklı bir Yirmi Altıncı Mektub’un son cümlesine Üstad’ın kendi el yazısı ile eklediği bir cümleyi sizlere arz ediyorum: “…. Rahmet-i İlâhiyeden ümid kesilmez. Cenab-ı Hak, bin seneden beri Kur’an’ın hizmetine istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşların muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini muvakkat ârızalarla inşallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini devam ettirir… KILICINI AYAĞINA VURDURMAZ… DÜŞMANINA VURDURUR… KUR’AN’A HİZMETKÂR EDER, AĞLAYAN ÂLEM-İ İSLÂMI GÜLDÜRÜR.”
Mustafa Sungur Ağabeyimiz diyor ki: “Üstadımız bana dedi ki: ‘Kim bana zulmediyor, tahkik ediyorum ki, onlar Türk değiller. Türk perdesinde başka kavimler. Çünkü hakiki Türklerde zulmetmek damarı yok.”
Sizler de şu günlerde olanları, bu nazarla bir değerlendirebilirsiniz.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

NUMAN YILMAZ YİĞİT

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ORHAN KESKİN


Kellik tedavisinde tarihi başarı: Geliştirilen hap...

Norveç ve Finlandiya’dan Ukrayna hamlesi: Putin il...

Yusuf Tekin protestosuna katılan dört öğrenciye ev...

YENİ Parti, Mustafa Sarıgül ile yollarını ayırdı

Oğlunun ölümünden bir hafta sonra acı haber: Cem A...







