Kizvan

Okuma Süresi 10 dkYayınlanma Salı, Eylül 1 2026
Paylaş
X Post

Üstat Bediüzzaman Hazretleri Mesnevî-i Nuriye kitabının büyük bölümünü Arapça olarak yazmıştır. Daha sonra kardeşi Abdülmecid Nursî  Efendi, Mesnevî-i  Nuriye’yi tercüme etmiş. Üstadın  üslûbuna uygun bir ifade tarzıyla başarılı bir çeviri yapmış. Yalnız bazı bölümleri atlamış. Bunlardan “Şule  bölümünde, “6.  İ‘lem” de  şöyle diyor. Üstat hazretleri:   “Bir defasında ben bir kaya içinden  bitmiş, iki çeşit meyvesi bulunan küçük bir ağaç görmüş de hayret içinde kalmıştım. Hayretimi çeken şey şu idi. O iki cins meyveden biri, o ağaca has bir şeydi ki, Kürtçede ona KİZVAN  denirdi. İkincisi ise, parmak kadar, yahut ondan biraz daha küçük veya büyük, eğri, içi misafirler için hazırlanmışcası boş, bakla gibi bir şeydi. Bu ikinci çeşit meyveden bir tanesini aldım. Açtığım gibi, içinden çıkan küçücük kuşçuklar havada uçuşmaya başladı. Toz kadar küçüklüğüne rağmen, onların güneşin batış ışığına karşı, zikir cezbesiyle, tıpkı karınca ve sinek kardeşleri gibi kanat çırpmalarını  görebilirdin. Sakın onların böyle uçuşmakla oyun oynadıklarını ve eğlendiklerini sanma, onlar öyle bir Rahmân için zikrederler ki, kendilerini yetişkin iken havada tutar, cenin iken de -cinsinin muhalefeti sebebiyle de kendi ağacına uymayan-  o baklayı, kendilerine, tıpkı bir rahim gibi içinde temiz ve leziz rızıklar bulunan bir yuva yapar. 

“İşte  şu hal apaçık bir şekilde gösteriyor ki, şu muâmele, şu câmid şeyin ve şu havanın nazarından daha yüksek bir nazar ve tedbirden meydana gelebilir. Madem ki, bunların ikisi de böyle hikmetli bir tedbiri yapabilecek halde değildir; öyleyse, o tedbiri onların haricinde bir ilim sahibine havale etmek lâzımdır. Ve onların hâricindeki o icraat ve tasarruf  Sahibinin dahi, her şeyden önce ve hiç şüphesiz şekilde, o iki nev’in  bütün yeryüzündeki ferdlerini, hem onlarla alâkalı her şeyi ve onlara beşiklik eden şeyleri, birden mecburen ve kesinlikle kuşatması icap eder. Öyle bir icraat ve tasarruf  Sahibi ise, ancak her şeyi hakkıyla bilen ve her şeye kudreti yeten bir zat olabilir. 

“Ey Allahın mülkünde, Allah’tan başkasının tasarrufuna caiz gören kişi! Ve ey Allah’ın, lâtif ve hârika sanat eserlerinden bir kısmına tesadüfün karışmasını mümkün gören kişi! Senden soruyorum: Şu KİZVAN  ağaççığı, dalının başında yumurtlayan Sineğin lisanını, nasıl işitir, nasıl anlar, yahut nasıl bilir? Zira o sinek, yumurtalarını ağacın himayesine emanet eder de, ağaç o anda, en lâtif bir şefkatle, tıpkı ana rahmi gibi emniyetli bir yuva hâlini alır, yahut yüksek yuvalar gibi rahimlere veya havada sallanan beşikler dönüşür. O ağaççık, rahmet hazinesinden yeterli, bol, leziz ve aziz bir rızık alır ve onu Allah’ın rızası için, Allah yolunda öyle kimseler için saklar ki, ne kendi oğlunun ve ne de kendi kızının cinsindendir; onlar ancak Allah’ın  emaneti olan misafirlerdir. İşte şu sanat eserleri arasındaki birbirlerinin imdadına koşma, isteklerini cevap verme olayı, bir delildir ki, o kizvan ağacı da, sinek de, hatta onların hepsi, hatta kainatta ne varsa, hepsi, tek bir Seyyidin hizmetçileridir. Ehad  ve Samed  (her şey Kendisine muhtaç, Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Zât) olan tek bir Mürebbi’nin   tedbiri ve tek bir Müdebbir’in  terbiyesi altındadır. Âmenna…”  

Bu kısmı okuyup   “KİZVAN kelimesinin manasını düşündüm. Mesela “Beri  VAN kelimesinin mânası, akarsu kenarında yetişen güzel bir çiçek demektir. Kizvan, ne olabilir, deyip durdum. Aynı gün, Kürt bölgesinden gelen iki eğitimci bana, seneler önce Kur’an Kursunda ve daha sonra İzmir’de İmam-Hatip Yurdunda beraber kaldığımız değerli bir kardeşimden bir tesbih getirdiler.  Çok güzel dizilmiş iki tane de püskül takılmıştı.  “Bu tesbihin taneleri nedir? diye sordum.  “Kizvan bitkisinden? dediler.  “Peki kizvanın  Türkçe karşılığı nedir? diye sordum.  “Çitlenbik dediler. Tesbih, çitlenbik ağacının çekirdeklerinden, tohumlarından yapılıp dizilmişti…

Bu hatıra beni 1974 – 1975’lerde Kızılkeçili köyünün çevresinde  kurulan yaz kamplarına götürdü. Orada Çitlenbik ağaçlarının bulunduğu yerde öğrencilerden birisi yanlışlıkla bir yangın çıkarmıştı. Onu söndürmek için hepimiz koşuyorduk. 

Üstad  Hazretlerinin, Allah’ın  harika sanat eserlerinden tefekkürle ibret alıp Cenab-ı Hakk’ın varlığına ve birliğine delil getirmek için bahsettiği Kizvan  bizi alıp nerelere getirdi!…