Küllü cedidin lezizün: Her yeni lezzetlidir

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Çarşamba, Mart 4 2026
Paylaş
X Post


         İlk defa duyulan bir farklı söz  ve ilk tadılan bir şey çok leziz gelir insana… Birisi Üstad Bediüzzaman Hazretlerine “Ben diyor, bu “Göklerde ve yerde ne varsa, Sübhanallah diyerek Allah’ı tenzih ve tesbit eder.”  (57/1) meâlindeki âyetteki mucizeliği göremiyorum” diyor. Üstad da ona  “Kur’an’ın hidayet nurunu neşrederek inkâr ve gaflet karanlıklarını nasıl dağıttığını görmek ve zevk etmek istersen, kendini Kur’an’ın nâzil olmasından önceki câhiliyet asrında o sahra-yı bedeviyette farzet ki, her şey câhillik  ve gafletin karanlığı altında tabiatın donuk ve cansız şekilde sarılmış olduğu bir anda birden Kur’an’ın  ulvî dilinden ‘Göklerde ve yerde ne varsa, Sübhânallah diyerek Allah’ı tenzih ve tesbih eder.” ve benzeri  âyetleri işit bak: O ölmüş veya yatmış mevcudat-ı âlem ‘Sebbaha, yüsebbihu’ sadasıyla (yani tesbit etti, tesbih eder diyerek) işitenlerin zihninde nasıl diriliyorlar, hüşyar  oluyorlar, kıyam edip zikrediyorlar. Hem, o karanlık gökyüzünde birer cansız ve donuk âteşpâre olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat ‘Yedi kat gök ve yer Sübhanallah diyerek Allah’ı noksan sıfatlardan kusurlardan tenzih ve tesbih ederler.’ (İsra Suresi, 17/44)  ses ve sadasıyla işitenin nazarında nasıl gökyüzü bir ağız; bütün yıldızlar hikmeti gösteren birer kelime, hakikatı ifade eden birer nur ve Arz bir kafa ve karalar denizler birer dil ve bütün hayvanat ve nebâtat tesbih edip Sübhanallah diyen birer kelime suretinde yüzlerini gösterirler. Yoksa bu zamanda tâ o zamana bakmakla söylenilen zevkin inceliklerini göremezsin…”

         Bu hususta M. Fethullah Gülen Hocaefendi de diyor ki: “Başlangıçta insanlarda, din adına herşeyi ilk defa duyuyor olmanın ORJİNALİTESİ vardır. Yenidir herşey onlar için. Mesela Kur’an, yenidir. Dolayısıyla o yenilik bir şekilde onların hayatına akseder…  Hâsılı,  mebde’deki insanlar her an semavî bir sofranın  yere konulduğuna şahit olurlar.” (Elbetteki bu onların heyecanlarını kamçılar… Yenilik süprizleri onları mânevî lezzetlere gark eder…)

         Ama zamanla matlaşma başlar, o manevî zevkler ve hazlar duyulmaz ve zevkler, lezzetler alınmaz olur. Onun için format değişikliği ile ciddî yeniliklerin yapılması gerekir.

         Bu hususta da M. Fethullah Gülen Hocaefendi şöyle diyor: “Siz de bir yerde, yeni bir RUH ve HEYECANLA ciddi bir sorumluluk yüklenirsiniz. Kaf dağından daha ağır mesuliyetleri omuzlarsanız, yeniliği iliklerinize kadar duyarsınız, yeniliği duyan insanlarla yüz yüze gelirseniz, her gün birisine bir şey anlatma aşk, iştiyak ve şevkiyle canlı kalırsınız. ‘Acaba bu insanın gönlüne nasıl aksam, nasıl bir ışık olsam da kalbine damlasam!’ mülahazaları ile sabahlar ve akşamlarsanız, siz de böyle olursunuz. (…)  Bazı şeyler ancak onları meydana getiren şartların bütünün bir araya gelmesiyle gerçekleşir. Bu külliyet ve tamamiyet yoksa, istenilen seviyeye ulaşmanız imkansızdır.

         “Şimdi günümüzün şartlarına göre yeni yollar bulmak gerekiyor. Belki bu güne kadar bildiğimiz makamlardan saba’yı, hicaz’ı rast’ı değiştirmemiz, kimbilir belki de günümüz insanının genel hissiyatını nazar-ı itibara alacak mürekkep makamlar bulmamız gerekiyor. Genelin zevkine hitap eden ENSTRÜMANLAR  ve farklı sesler kullanmamız gerekiyor. Ama bunları fantezi için değil, içinde yaşadığımız zamanın çocuğu, tasavvufçuların ifadesiyle ibn-i zaman olma şuuru içinde BEKLENTİLER  UFKUNA  ulaşmak için yapmamız gerekiyor.

         “Hâsılı; yeni zeminler arayın, aşk ve şevkinizi bileyin,  Cenab-ı Hakla münasebetimizi yeniden gözden geçirin, bütün dünyevilikleri kafanızdan sökün atın. ‘Ya Rabbi!  Yeni bir sesle burada Seni bir de biz DUYURMAK  istiyoruz!’ deyin. Bakalım nasıl olacak!’ (Kırık Testi-3)

         İnşaallah bu alarm ve  ikazları anlar ve yerine getirirsek çok güzel, çok zevkli ve lezzetli olacak…