Kur’an’ı Öğrenmek İçin Bir Yıl, Kur’an’a Hizmet İçin Bir Ömür
Kur’an-ı Kerîm’i öğrenmek… İlk bakışta birkaç harfi doğru telaffuz etmekten veya bir sayfayı yüzünden okuyabilmekten ibaretmiş gibi düşünülebilir. Oysa Kur’an’la gerçek anlamda buluşmak, bir kitabı okumayı öğrenmenin çok ötesinde bir yolculuktur.
Çünkü Kur’an, yalnızca satırlarda bulunan bir kitap değildir. O, nesilden nesile okunan, dinlenen, öğretilen ve öğrenilen Allah’ın kelâmıdır.
Cenâb-ı Hak Hicr Sûresi’nde şöyle buyurur:
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
“Şüphesiz Zikr’i/Kur’an’ı biz indirdik ve onun koruyucusu da elbette biziz.” (el-Hicr, 15/9)
Kur’an’ın Allah tarafından muhafaza edilmesi, Müslümanların bu emanete karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Tam tersine, tarih boyunca baktığımızda bu ilâhî muhafazanın insanlar eliyle gerçekleşen muazzam bir hizmet zinciri içerisinde tecelli ettiğini görürüz.
Cebrâil’den Resûlullah’a, Resûlullah’tan sahabeye, sahabeden sonraki nesillere ve oradan günümüze uzanan bu zincirde Kur’an sadece yazılmamış; okunmuş, dinlenmiş, ezberlenmiş, tashih edilmiş ve öğretilmiştir.
Abdullah b. Mes‘ûd’un, “Allah’a yemin ederim ki Resûlullah’ın ağzından yetmiş küsur sûre aldım.” sözü, bu geleneğin ne kadar canlı olduğunu gösterir. Kur’an, bir hocadan dinlenerek ve hocaya okunarak öğrenilmiştir.
Bugün teknoloji sayesinde dünyanın farklı yerlerinde yaşayan insanların bir araya gelebilmesi, bu geleneğin özünü değiştirmiyor. Bilakis, doğru kullanıldığında teknoloji, asırlardır devam eden müşafehe geleneğini daha geniş coğrafyalara taşıyan bir imkân hâline geliyor.
Bugün dünyanın farklı ülkelerinde, farklı saat dilimlerinde yaşayan insanların Kur’an öğrenebilmesi işte bu imkân sayesinde mümkün.
Kur’an öğrenmenin yaşı ve seviyesi yok!
Belki de Kur’an eğitiminde en güzel şeylerden biri şu: İnsan nerede olduğunu kabul ederek başlayabilir.
Kur’an okumayı hiç bilmeyen biri için Elif-Bâ ile başlayan bir yol var. Harfleri tanıdığı hâlde mahreç ve sıfatlarda eksikleri bulunanlar için Tashîh-i Hurûf dersleri var. Tecvidini geliştirmek isteyenler için daha ileri seviyeler, kıraat alanına ilgi duyanlar için farklı çalışmalar ve Kur’an tilavetinin ses, makam ve eda boyutunu öğrenmek isteyenler için makam dersleri var. Yani mesele, herkesi aynı sınıfa koyup aynı şeyi öğretmek değil.
Önemli olan, insanın bulunduğu yerden başlayıp bir sonraki adıma geçebilmesi.
Respect Graduate School üzerinden yıllardır sürdürülen Kur’an eğitimlerinin dikkat çekici taraflarından biri de bu anlayış. Bugün farklı seviyelere ve farklı ihtiyaçlara göre düzenlenmiş yaklaşık 100 ayrı sınıfta Kur’an dersleri yürütülüyor.
Bu dersler yalnızca Kur’an okumayı öğrenmek isteyenlere de hitap etmiyor. Kur’an hocası olmak isteyenlerin de öğreticilik vasfını kazanabilecekleri daha derin bir eğitim anlayışı hedefleniyor.
Dolayısıyla burada bir öğrencinin yolculuğu, “Kur’an okumayı öğrendim, artık bitti.” noktasında sona ermek zorunda değil. Öğrenmek, geliştirmek, tashih edilmek ve bir gün öğrendiğini başkasına öğretmek şeklinde devam eden bir zincir söz konusu.
Bir dönem değil, mümkünse bir yıl… Tam da burada önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor. Kur’an eğitimi, bir dönemlik hızlı bir kurs gibi düşünülmemeli.
Programın üç dönem halinde birbirini tamamlayan bir müfredat üzerine kurulması, öğrencinin mümkün olduğunca bir yıllık eğitim sürecini tamamlamasını önemli hâle getiriyor. Bir dönemin sonunda edinilen bilgi ve beceriler, sonraki dönemde yeni bir basamağın temeli oluyor.
Birinci dönemde öğrenilen bir husus, ikinci dönemde uygulamaya dönüşüyor; ikinci dönemde kazanılan altyapı ise üçüncü dönemde daha ileri çalışmalara zemin hazırlıyor.
Bu nedenle sadece “Bir dönem deneyelim.” düşüncesi yerine, imkânı olanların kendilerine bir yıllık bir Kur’an eğitim hedefi koymaları çok daha anlamlı olacaktır. Çünkü Kur’an öğrenmek, aceleyle tamamlanacak bir işten ziyade, sabır ve devamlılık isteyen bir yolculuktur.
Bir yıl boyunca düzenli devam etmek belki takvim üzerinde uzun bir süre gibi görünebilir. Fakat bir insanın hayatında Kur’an’la daha sağlam bir bağ kurmak için ayrılan bir yıl, aslında ömür boyu taşınabilecek bir kazanım için oldukça küçük bir bedeldir.
Beş kişilik sınıf veya birebir ders: Her öğrencinin yolu aynı değil!
Kur’an eğitiminde bir başka güzellik de herkesin aynı yöntemle öğrenmek zorunda olmamasıdır.
Bu programlarda beş kişilik küçük grup dersleri, öğrencilerin hem hocayla daha yakından çalışmasına hem de arkadaşlarıyla birlikte öğrenme tecrübesi yaşamasına imkân sağlıyor.
Fakat herkesin şartları aynı değil. Kimi öğrencinin çalışma saatleri farklıdır. Kiminin yaşı, seviyesi veya öğrenme hızı farklıdır. Kimi insan kalabalık bir ortamda daha rahat öğrenirken, kimi öğrenci birebir çalıştığında çok daha iyi ilerleyebilir.
İşte bu sebeple, imkânlar ölçüsünde birebir özel ders seçeneğinin bulunması, sadece pedagojik bir tercih değil; aynı zamanda öğrencinin özel şartlarına, tercihlerine ve öğrenme biçimine gösterilen bir saygının da ifadesidir.
Sonuçta amaç herkesi tek bir kalıba sokmak değil; her insanın Kur’an’la daha sağlıklı bir şekilde buluşmasına yardımcı olmaktır. Belki siz değil, sizin vesilenizle bir başkası…
Resûlullah’ın şu hadisini hepimiz biliyoruz:
خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ
“Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.” (Buhârî). Bu hadis, Kur’an öğrenmenin ve öğretmenin değerini birlikte ortaya koyuyor.
Buradan hareketle önümüzde sadece, “Ben Kur’an öğreniyor muyum?” sorusu yok. Bir başka soru daha var: Ben bir başkasının Kur’an öğrenmesine vesile olabilir miyim?
Belki çevremizde Kur’an okumayı hiç bilmeyen bir genç var. Belki yıllardır Kur’an okuduğu hâlde mahreç ve tecvidindeki eksikliklerin farkında olmayan bir arkadaşımız var. Belki iş yoğunluğu, zaman problemi veya bulunduğu coğrafyada uygun bir hoca bulamaması sebebiyle Kur’an eğitimini erteleyen biri var.
Belki de yıllardır “Bir gün Kur’an okumamı düzelteceğim.” diyen ama o günü bir türlü bulamayan bir tanıdığımız var. İşte bugün bunun için bir fırsat olabilir. Kendimiz kayıt olabiliriz. Çocuklarımızı, aile fertlerimizi, arkadaşlarımızı teşvik edebiliriz. Kur’an öğrenmek isteyen birinin bu derslere ulaşmasına vesile olabiliriz.
Çünkü bazen hayır, doğrudan yaptığımız iş kadar, başkasının hayra ulaşmasına vesile olmamızla da büyür.
Kur’an’ın muhafazasında bizim de bir payımız olabilir. Kur’an’ın muhafazası Allah’ın vaadidir. Fakat bu vaadin gerçekleşmesinde kulların gayreti de tarihin her döneminde önemli bir rol oynamıştır.
Bir harfi doğru çıkarmak… Bir meddi yerli yerince yapmak… Bir kelimeyi Resûlullah’ın öğrettiği şekilde okumaya gayret etmek… Doğru yerde durmak, doğru yerden başlamak… Bir hocadan dinlemek ve hocaya okumak… Ve günün birinde öğrendiğini başka bir insana öğretmek…
Bunların her biri, dışarıdan bakıldığında küçük işler gibi görünebilir. Fakat Kur’an’ın asırlar boyunca doğru okuyuşuyla birlikte nesilden nesile aktarılmasında bu küçük görünen gayretlerin her biri büyük bir zincirin halkasıdır.
Bugün elimizdeki imkânları düşünelim. Dünyanın bir ucundaki öğrenci, başka bir ülkedeki hocadan ders alabiliyor. Farklı saat dilimlerine göre sınıflar oluşturulabiliyor. Kur’an okumayı hiç bilmeyen bir insan Elif-Bâ’dan başlayabiliyor; yıllardır okuyan bir başka öğrenci tashîh-i hurûf ve tecvidini geliştirebiliyor; daha ileri seviyedeki bir öğrenci kıraat veya makam çalışmalarına devam edebiliyor.
Bütün bunlar aslında bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Kur’an öğrenmek için artık “imkânım yok” demeden önce mevcut imkânlara bir bakmak gerekiyor.
Şimdi başlamak için güzel bir zaman! Yeni bir eğitim döneminin başlaması, insanın kendisi için güzel bir karar vermesi açısından da güzel bir vesiledir.
Belki bu yıl Kur’an okumayı öğrenmeye karar verebiliriz. Belki yıllardır okuduğumuz Kur’an’ı bir hocaya okuyarak tashih ettirebiliriz. Belki tecvidimizi geliştirebiliriz. Belki çocuğumuzun veya bir yakınımızın Kur’an eğitimine başlamasına vesile olabiliriz.
Belki de uzun zamandır içimizde bulunan “Bir gün Kur’an hocası olabilsem…” düşüncesini ciddi bir eğitim yolculuğuna dönüştürebiliriz.
Bunun için bütün hayatımızı değiştirmemiz gerekmiyor. Bazen sadece bir karar vermek, bir kayıt yaptırmak ve devam etmeye niyet etmek gerekiyor.
Üç dönemlik müfredatı bir bütün olarak değerlendirmek, mümkünse bir yıllık eğitim yolculuğunu tamamlamak; küçük grup derslerinden veya kişisel şartlara uygun olduğunda birebir çalışmalardan istifade etmek, insanın Kur’an’la olan ilişkisini daha sağlam bir zemine taşıyabilir.
Ve belki bir yılın sonunda sadece Kur’an okumamız değişmiş olmayacak. Kur’an’la ilişkimiz değişmiş olacak. Belki bir gün, bizim bugün öğrendiğimiz bir harfi bir başkası bizden öğrenecek. İşte o zaman, asırlardır devam eden o büyük emanet zincirinde bizim de küçük bir halkamız bulunmuş olacak.
Kur’an’ı öğrenmek için bir yıl ayırmak, belki bir ömür boyunca sürecek bir hizmetin başlangıcı olabilir. Öyleyse kendimiz için, ailemiz için, çocuklarımız için ve çevremizde Kur’an öğrenmeye ihtiyaç duyan herkes için bu fırsatı değerlendirelim.
Kur’an’ı öğrenelim. Öğretelim. Ve mümkün olduğunca başkalarının da öğrenmesine vesile olalım. Çünkü Kur’an’ın muhafazası Allah’ın vaadidir; bize düşen ise bu ilâhî emanetin muhafazasında irademize terettüp eden vazifeyi hakkıyla yerine getirmeye çalışmaktır. İşte, Respect Kuran Okulu yetkin hoca kadrosuyla bu konuda üzerine düşen sorumluluğu uzun yıllardan beri yerine getiriyor ve bu kutsi emanetin muhafaza etmek isteyen herkese geniş imkanlar sunuyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

HÜSEYİN ODABAŞI

ABDULLAH AYMAZ

HARUN TOKAK
ESRA BÜYÜKCOMBAK

PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN


Trump senatörün cep numarasını ifşa etti: Arayın b...

24 dakika arayla sallandı: Adana ile Osmaniye'de 4...

ABD Başkanı Trump’tan ara seçim vaadi: 'Cumhuriyet...

Almanya Başbakanı Ukrayna’da: Rusya durdurulmazsa,...

Jeolog Osman Bektaş: Adana’da büyük deprem beklemi...





