'Mart'a kadar tadımız bozulmasın diyorlar ama her adımları çöküşü büyütüyor'

Gazeteci ve ekonomist Mustafa Sönmez, KDV ve ÖTV indirimlerinin bütçeye ekstra yük getireceğini söyledi: Mart ayında yerel seçimler var. O zamana kadar kimsenin ağzının tadının bozulmaması gerekiyor özellikle AKP'ye oy vermiş kişilerin. Ama her atılan adım biraz daha çöküşe yol açıyor, Türkiye'ye zaman kaybettiriyor.
Berat Albayrak, dün yaptığı açıklamalarda birçok üründe KDV ve ÖTV indirimlerinin yapılacağını dile getirdi. Gazeteci ve ekonomist Mustafa Sönmez, Sputnik radyoda yaptığı açıklamada bu indirimlerin mali disiplinden uzaklaşmak, zaten zor durumda olan ekonomi üstünde bütçe açığı oluşturmak anlamına geleceğini söyledi. Sönmez, ekonominin farklı yapılarının farklı kararlar ve öngörülerde bulunarak güven sarstığını vurguladı:

‘MART AYINA KADAR TADIMIZ BOZULMASIN İSTİYORLAR'

"Krizin adını koyamıyorlar fakat bunu yapamayan bir tek kendileri. Onların dışında herkes bir krize, hatta stagflasyon dediğimiz yüksek enflasyon ve işsizliğe tutulduğunu söylüyor ülkenin. IMF ve uluslararası birçok otorite Türkiye'nin kriz tüneline girdiğini söylüyor. Birbiriyle tutarlı olmayan önlemler alınıyor yönetmeye çalışıyorlar. Siyasi kaygıları ön planda tutarak pozisyon almaya çalışıyorlar çünkü Mart ayında yerel seçimler var. O zamana kadar kimsenin ağzının tadının bozulmaması gerekiyor özellikle AKP'ye oy vermiş kişilerin. Ama her atılan adım biraz daha çöküşe yol açıyor, Türkiye'ye zaman kaybettiriyor.

Türkiye 15 yıldır görmediği enflasyonu yaşıyor. Yüzde 24.5 tüketici yüzde 46 sanayi enflasyonu var. Bunun yıl sonu tahminleri var. Saray'ın damadı bunun yüzde 20.5 olacağını öngördü. Ama dün Merkez Bankası bir raporda tahmin yenileyip yüzde 23.5'u bulur dedi. Birden bire iki otorite birbiriyle çelişti. Buna Albayrak'ın ne diyeceğini merak ediyorum.

Daha düşük bir tahminde yönetse sarayı mutlu etmek için, realite başka bir yere gelse o zaman doğru tahminde bulunmamış olacaklar. Bir yandan böyle bir enflasyon öngörüp faiz enflasyonu yapmıyorsun bakışı var. Burada kalacağını düşünmüyorum. Pazartesi günü Ekim enflasyonu açıklanacak. Kasım ve aralık var. Buralardaki fiyat artışlarıyla yüzde 28-30'u bulur. Bu çok yapışkan bir enflasyon. Yapışkan çünkü, gıda enflasyonu var. Tarım çökmüş. Tarımda arz olmadan, bu alanı ayağa kaldırmadan enflasyonu aşağı çekemezsiniz. Eğer enflasyonu kontrol etmek istiyorsanız hem para hem maliye politikalarıyla talebi düşürüp kemer sıkmanız lazım ve bir yandan kuru aşağı çekmeniz lazım. Döviz kuru yükseldiği için ithalat maliyetlere yansıdı. Döviz kurunu aşağı çekmek için TL'yi değerli yapmanız lazım. Bunlar metinlerde yer aldı. Dünkü ÖTV-KDV indirimi disiplinden uzaklaşmak anlamına geliyor. Gelirler azaldığında borçlanmak zorunda kalacaksın. Hazine açığın büyüyecek. Maliye politikan gevşer.

Yeniden bir talep canlanmasına yol açıyorsunuz. Buna imkan vermezseniz talep olmadığında fiyatlar talep yönlü bir baskının altından kalkar. Aşağı gelir. Talebi canlandırırsanız o fiyat aşağı inmez. Ama bunun yükünü hazineye yüklüyorsunuz. Akaryakıtın ÖTV'si binmiş vaziyette, diğer malları da üstüne eklediniz. Bütçenin gelirleri azalacak. Harcamalar çok katı ve azalmıyor. Bütçe açığı büyüyor böylece yüksek faizle borçlanacaksınız. Bu işin kitabi hali hem maliyede hem para politikalarında kemer sıkmayı gerektirir. Bir müddet insanların canının yanması lazım. Onlar can yakmak istemiyor çünkü önlerinde sandık var. Sandıkta canı yanmış insanlar için ekonomiyi sulandırıyorlar. Kamu açıkları büyüyecek. Yüksek faizlerle borçlanacaksınız. Bu bizi bir yere götürmez. Bütün bu çelişkileri herkes gördüğü için açıklamalardan sonra döviz arttı. Merkez Bankası orta vadedeki hedef tutmayacak diyerek başka bir tahmin açıklıyor. O zaman yatırımcı TL yine değerlenmeyecek kendimi güvenceye alıp dövize döneyim diyor. Güven vermiyor, tutarlı davranmıyorlar. Bu kadar yükselen TL faizlerine rağmen dövize döndüler. Bu yapılanlar bizi iyice hastalıklı hale getirir. Türkiye ekonomisi böyle bir yere sokuldu. Bunun ne zaman dibe vuracağı, yukarı çıkacağı belli değil. Her gün en kötüsü geride kaldı diyor ve ertesi gün daha kötüsünü gösteriyorlar.

Şimdi işçi çıkarmaları başlayacak. Enflasyon kadar zam yapmadıkları için reel getiri azalacak. İşverenler iş çıkmadığı için daha mutsuz olacak. Dışardan para gelmiyor, kimse bize güvenmiyor. Ekonomi küçülüyor. Dış ticaret verileri ekonomik güven endeksi ekonominin küçüldüğünü gösteriyor. Nereye kadar küçülme? 2019 yılında ancak yüzde 0.4 büyüyecek deniyor. Biz en azından 4-5 mevsim küçülerek gideceğiz. Yeniden büyümeye nasıl gireriz bir ışık gerekiyor. Onu da göremiyoruz.

‘VATAN GAZETESİNİN KAPANMASININ AYAK SESLERİ GELMİŞTİ'

Vatan gazetesinin kapanması ekmeğini buradan kazanan gazeteci arkadaşlar için üzücü. Fakat bunun ayak sesleri duyulmuştu. Doğan Grubu'nun yayınları Demirören'e satmaya zorlanmasında anlaşılmıştı. Alan da alabilecek bir babayiğit değildi. Dünyanın parasını saydılar bu gruba. Bunu nereden buldular? Bunu Ziraat bankasından kredi alarak gerçekleştirdi. Medya öyle ahım şahım para üreten bir yer değil. Burada çok açık bir Saray operasyonu var. Bunun aracısı da Demirören Grubu oldu. Niye aldı? Çünkü kontrol edemediği medyayı alıp mundar etmek için yaptılar. Bir yandan istenmeyen gazeteci ve yazarların işine son verildi. Diğer yandan da toptan kapatma noktasına gelindi. Korkum odur ki bu devam edebilir.

Bunun devamı olarak Doğan Grubu'nun dağıtım şirketinin kapatılarak Sabah grubunun dağıtım şirketinden servis alma yoluna gidilecek. Tek dağıtıcı demek özellikle ayakta kalmış Cumhuriyet, Birgün, Evrensel gibi gazeteler buradan dağıtılacak. O tarafa tek dağıtımlı bir medya ortamı olacak. Bu çok tehlikeli. Damadın kardeşinin yönettiği Turkuvaz grubunun doğru dürüst dağıtıp dağıtmadığı belli olmayan tekelci bir durum oluşacak. Buna rekabet kurumunun el koyması lazım. Hiç olmazsa kamunun bu durumda bir dağıtım şirketi kurması lazım. Böyle tek bir şirkete mecbur bırakılmış bir medya ortamı çok tehlikeli olur. Bunun basında örnekleri var. PTT gibi kurumların bu hizmeti vermeleri gerekiyor. Mutlaka bir kamu kuruluşunun bulunması gerekiyor. Zaten bunlar az basılıyor birçok yere gitmiyorlar. Dağıtımcı iyi niyetli olsa bile bunlar dağıtmıyorlar söylentisi çıkacak. Buna bir hal çare bulunmalı. Muhalefet partileri buna karışmıyorlar. Bunlara karşı bir duruş yok. Çağrıldıklarında da hemen ekranlara arz-ı endam ediyorlar. Bir tutarsızlıktır gidiyor. Yargı nasıl araçlaştırıldıysa medya da öyle oldu. Bu planlı ve bilinçli bir biçimde yapıldı. Doğan grubu en azından belli zamanlara kadar dik durmayı denedi."

Sputnik
01 Kasım 2018 15:59
DİĞER HABERLER