O mektubun devamını yayınladı

Yeni Asya Gazetesi Genel Müdürü Kazım Güleçyüz, geçtiğimiz günlerde yayınladığı cezaevinden yazılmış mektubun devamında gelen ikinci mektubu yayınladı
Nur’da son durum ve “o mektub”un devamı

Nur’un tutukluluğuna önceki Cuma yaptığımız itiraz bir hafta boyunca sulh ceza hâkimliklerinde top çevrildikten sonra alel acele açılan dava ile ağır ceza mahkemesine intikal ettirildi.
Bu arada, avukatımız her sorduğunda, “gizli” dosyanın hâlâ yerine ulaşmadığı cevabıyla karşılaştı. Açıkça belli ki, bürokrasinin tipik oyalama taktikleri burada da hükmünü icra ediyor. Sonuçta 5 dakikada verilen tutuklama kararına yapılan itiraz için verilecek karar geciktirildikçe geciktiriliyor. Dileriz, konu ağır cezaya intikal ettikten sonra iş artık daha fazla uzatılmadan hukuk, adalet ve vicdanın gereği olan karar bir an önce verilir. İlk günden beri eksilmeyip aksine daha da artan dualarımız eşliğinde sabırla beklemeye devam ediyoruz. 

                              ***

“O cezaevi mektubu”nun devamı

26 Şubat’ta yayınladığımız, çok ses getiren ve yankıları hâlâ devam eden cezaevi mektubunun yazarından bir mektup daha aldık. Paylaşıyoruz:

Öncelikle 48. yılınızı tebrik eder, neşir hayatınızın devamını diler, dua ederiz. 26 Şubat, koğuş olarak 15 günde bir yapılan telefonla görüş günümüzdü. O gün bizim için çok zor ve yıpratıcı geçer. En zoru, anneleri ile konuşan minik yavrucakların sesini duyup onları görememek. Yine öyle bir gündü. 

Arkadaşlardan birinin 7 yaşındaki oğlu annesinin okumaya gittiğini sanıyor ve ‘’Anne, gel artık, gelmeyeceksen öleyim ben daha iyi’’ diyor. Bir diğerinin oğlu annesine ‘’gel’’ diyemiyor küçük kız kardeşine telefonu verirken, ‘’Anne gel artık de’’ diyor fısıldayarak. 

Böyle geçerken görüşmelerimiz bir anda koğuşta bayram havası oluştu. Bana sesleniyorlar. Acaba tahliye mi oldum, mektup mu geldi derken, ama bugün Pazar diyorum hiçbir şey gelemez. Aşağıya indiğimde mektubumuzun yayınlandığını öğreniyor ve arkadaşlarımın alkışları ile karşılanıyorum. 

‘’Al oku bize’’ diyorlar ve ben ağlayarak okuyorum, onlar da ağlayarak dinliyor yaşayan bizken. Biz inanıyoruz, tarih yazılıyor. O gün bizim sesimizi duyan insanların var olduğunu görmek, bilmek hâlâ kardeşliğin olduğunu hissettirdi bizlere. Aynı cezaevinde olan ve eşleriyle görüş yapan arkadaşlarımızın eşleri ‘’Dün okuduk ve hepimiz ağladık, yazıyı da panoya astık’’ demişler. Yan koğuştakiler de ağlayarak okumuşlar. Kısacası umut oldu bizlere: KARDEŞLİK UMUDU.

Biz size teşekkürü borç biliyoruz. Allah razı olsun. Dualarınıza ihtiyacımız var.

Keyfilik ve skandalların ardı arkası gelmiyor... 

Kazım Güleçyüz / Yeni Asya
19 Mart 2017 13:50
DİĞER HABERLER