Obama, Clinton veya Trump...

Gazeteci Faruk Mercan bu günkü yazısında ABD seçimlerini analiz etti.

Obama, Clinton veya Trump...

Başkan’ı bağlayan bir anayasa ve hukuk var...


Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Lawrence Lessig’in kitabını, bir kaç yıl önce girdiğim bir kitapçı rafında gördüğümde hemen dikkatimi çekmişti. Kitabın ismi ve kapağı çok çarpıcıydı.


Kitabın ismi şöyle:


Cumhuriyet Kaybetti: Para Amerikan Kongresini nasıl Yozlaştırdı?”


Kitabın kapağındaki Amerikan Kongresi, baştan sona Amerikan dolarlarıyla kaplanmıştı.


Bu enteresan kitabın yayın tarihi 2011...


Harvard Öğretim üyesi, Amerika’da büyük şirketlerin ve lobilerin Amerikan Kongresi’nde diledikleri kanunu geçirme, dilediklerini engelleme gücünde olduklarını ifade ediyor. Çarpıcı örnekler vererek....


Donald Trump’ın Amerikan Başkanı seçildiği kesinleştiğinde, aklıma bu kitap geldi...


Amerikan medyasının New York TimesNewsweek gibi önde gelen yayın organları, birinci sayfalarını Amerika’nın ilk kadın başkanına göre hazırlamışlardı bile... Hillary Clinton’un Amerikan tarihinin ilk kadın başkanı seçileceğine o kadar emindiler.


Donald Trump başkan seçilince hayal kırıklıkları o düzeyde büyük oldu. New Yorkerdergisi, “Amerikan Trajedisi” diyor Trump’ın başkanlığına...


Donald Trump, nasıl başkan oldu?


Trump, Amerika’nın başkenti Washington’daki bütün politikacılara savaş açtı. Adayı olduğu Cumhuriyetçi Parti dahil...


Amerikan medyasını, Washington’daki bu “eskimiş” politikacılarla işbirliği yapmakla suçladı Trump...


Trump, seçim kampanyası boyunca hep orta sınıflara seslendi, Hillary Clinton’un gitmediği eyaletlere gitti ve şöyle dedi: “Washington’daki siyasetçiler artık sizin değil... Onlar sizin için çalışmıyorlar...”


Büyük medya tekelleri ve büyük şirketler Hillary Clinton’un arkasında.” dedi Trump...


Harvard Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Lawrence Lessig’in beş yıl önce yazdığı kitaptaki mesajların hemen hemen aynısı...


Trump, Amerika’da hiçbir idari görevde veya Amerikan Ordusu’nda görev yapmamış ilk başkan...


Kendisini “dışlanmış” hisseden ve Washington’daki siyasetçilerin kendileri için çalışmadığını düşünen yığınların oylarıyla başkan seçildi Trump... Orta sınıfların öfkesi de diyebiliriz buna...


Aslında Barack Obama da, 8 yıl önce kendisini “dışlanmış” ve “ezilmiş” hisseden insanların oylarıyla başkan seçildi. Obama’yı başkanlığa taşıyan iki slogan vardı: “Değişim” ve “Biz de yapabiliriz” umudu...


Bu yönüyle Trump’a “Beyaz Obama” demek mümkün...


Peki Donald Trump nasıl bir başkan olacak?


Amerika’nın Ankara Büyükelçiliği, Amerika’da başkanın rolüyle ilgili çok güzel bir klip hazırlamış... “Amerika’da Başkanlık seçimleri: Doğru Bilinen Yanlış” başlıklı bu klipte şöyle deniliyor:


Amerika’da Başkan ülkeyi yöneten kişidir, istediği politikaları hayata geçirebilir: Yanlış... Amerikan Anayasası, egemenlik gücünü birbirini katı bir şekilde denetleyen üç organ arasında eşit olarak paylaştırmıştır: Kongre, Başkan ve Yargı... Başkanın asıl görevi yürütme organının başı olarak Kongre’nin geçirdiği kanunları uygulamaktır. Başkan atacağı çoğu adımda Kongre’nin onayına ihtiyaç duyar. Amerikan Yüksek Mahkemesi, Başkan’ın uygulamalarının Anayasaya aykırı olduğuna karar verebilir. Bu durumda başkan için, ülke siyasetini yönlendiren en güçlü ses diyebiliriz...”


Bu kadar... Amerikan Başkanı için yapılacak en güzel tanımlama...


Ülke siyasetini yönlendiren en güçlü ses...”


Başka bir şey değil...


Şimdi bakıyorum da, Türkiye’deki dahil, bazı diktatörler, yeni Başkan Donald Trump’tan bazı “hukuk dışı” beklentilere girmişler...


Kendisini “Kral” gibi gören, anayasayı tanımayan, yargı organlarına her gün talimat veren, parlamentoyu diledikleri gibi kullanan bu diktatörler, yeni Amerikan Başkanı üzerinden hesaplar yapıyorlar.


Büyük hayal kırıklığı yaşayacaklarını göreceksiniz...


Donald Trump, hiçbir diktatörün hevesi için Amerikan anayasasını çiğnemez, çiğneyemez.


Barack ObamaFethullah Gülen Hocaefendi’nin iadesi için, “Bu kararı başkan olarak ben veremem. Mahkeme karar verecek” dedi.


Yeni Başkan Donald Trump da aynı şeyi söyleyecek...


Çünkü Amerika’da “hukuk” var. Bu kararı bir “federal hakim” veriyor ve başkan dahil hiçkimse, federal bir hakime emir ve talimat veremez.


Ne Kongre, ne Başkan, kimse yargıya talimat veremez...


Amerika’da 229 yıldır işleyen başkanlık sistemi böyle...


Amerikan Kongresi’nde, başkan gelince herkes ayağa kalkar, Anayasa Mahkemesi

Üyeleri hariç...


Amerika’daki bu başkanlık sistemiyle diktatörlük taslayamayacaklarını bilen bizdekiler, “Türk Tipi Başkanlık” diye uyduruk bir şey ürettiler.


Aslında kastettikleri “Türk Tipi Diktatörlük”ten başka bir şey değil...


Amerika’daki sistemde beğenmediğin gazeteler el koymak, kayyım tayin etmek diye bir şey de yok...


Amerika’da “özgür medya” var...


Amerikan Anayasası, “Kongre, basın özgürlüğünü kısıtlayıcı hiçbir karar alamaz” der..


Amerika’da, “Hükümetten önce, özgür bir basına ihtiyacımız var” prensibine göre işleyen bir sistem var...


O yüzden hiçbir diktatör, boşuna heveslenmesin...


Donald Trump, Amerika’nın yeni başkanı...


Bence, Orta Doğu ve Asya bölgesinde, özellikle IŞİD gibi terör örgütleri ile ilişkisi olan, aile fertleri IŞİD petrolünden yararlanan, Nusra Cephesi ve Ahrar-ı Şam (Şam Cephesi)gibi örgütlere silah gönderen diktatörler Donald Trump’tan korksunlar...


Çünkü Trump’ın kendisini seçenlere en büyük vaadi, terör örgütleri ve onlara destek verenleri bitirmek...

11 Kasım 2016 11:39
DİĞER HABERLER