[Prof. Dr. Osman Şahin] Çocuklara manevi bir çevre nasıl hazırlanır

Nasıl ki, çocukların maddi ve fiziki hayatlarının sağlıklı olmaları ve ihtiyaçları olan donanımlara sahip olmaları adına imkânlar seferber ediliyor, ortamlar hazırlanıyor ve gerekli tedbirler yerine getiriliyorsa aynı ölçüde manevi hayatları için de aynı şeylerin yapılması bir zarurettir.

PROF.DR. OSMAN ŞAHİN 

BİLİNÇALTI OLUŞUMU VE ROL MODELLER 2

Nasıl ki, çocukların maddi ve fiziki hayatlarının sağlıklı olmaları ve ihtiyaçları olan donanımlara sahip olmaları adına imkânlar seferber ediliyor, ortamlar hazırlanıyor ve gerekli tedbirler yerine getiriliyorsa aynı ölçüde manevi hayatları için de aynı şeylerin yapılması bir zarurettir. M. Fethullah Gülen Hocaefendi, “Çekirdekten Çınara” kitabındaki “İyi Bir Çevre Hazırlama” başlıklı yazısında bu hususu şöyle ifade etmektedirler: “Çocuğun böyle maddî bir ortam gibi, mânevî hayatını yaşayabileceği, geliştirebileceği, insanlığını duyabileceği; hatta Rabbisiyle gönül münasebetleri kurabileceği bir mânevî ortama da ihtiyaç vardır. 'Çocuk çevresi' derken bu husus da düşünülmelidir.”


Hocaefendi bu konuda yapılması gerekenleri ele aldığı bu yazıda, öncelikle arkadaş seçiminin önemi üzerinde durmaktadırlar: “Çocuğa, emsali arasında din ve diyanete saygılı arkadaşlar edinmesini sağlama da çok önemlidir. Sağlamakla kalmamalı, ebeveyn bu işin takipçisi olmalıdır. Onun, vatanına, milletine, dinî, millî değerlerine saygılı yetişmesi için, baskıcı bir mülâhaza ile değil, yönlendirici bir tavırla çocuk hep gözlemlenmeli ve o en kıymetli varlığımız olarak herkese emanet edilmemelidir… Evet iyi bir arkadaş seçme meselesi de yine anne ve babaya düşmektedir. Sa'dî'nin Gülistan'da dediği gibi, kötü arkadaş kara yılandan, kobradan daha kötüdür. Evet ona yakayı kaptırdığınız da, ya zehirler ya da olumsuz şeylerle meşgul eder. İyi arkadaş melekten daha iyidir. Onunla olduğunuz zaman hep melek ufuklarında dolaşırsınız. 'Kişi sevdiğiyle beraberdir.' Peygamber sözü. Öyleyse anne-baba için çocuklarına arkadaş bulmak çok mühimdir. Çocuğun, duygu ve düşüncesinin şekillenmesinde arkadaş çevresi kat'iyen ihmal edilmemelidir.”


Aynı yazıda, bu hususu anne ve babaların ciddi takip etmeleri gerektiğine ve aktif olarak bu işte rol almalarının önemine vurgu yapılmaktadır: “Eğer çocuk, bozuk bir muhit edinmişse, onu bir an evvel oradan koparmalı ve itimat ettiğiniz başka bir yere göndermelisiniz. Hatta içinde doğup geliştiği mahallede etrafını kötü arkadaşlar sarmışsa; belli yollarla mutlaka onu, o arkadaşlara karşı izole etmeli, başa çıkamıyorsanız okuldan alıp başka bir beldeye göndermelisiniz. Ancak orada da ilk tanışacağı arkadaşlarının dindar, iffetli, namuslu olmalarını sağlamalısınız.


Nerede olursa olsun çocuk, içine girdiği muhitte hemen dinî havayı görmeli, başkalarıyla daha çok yüksek düşünceler etrafında kaynaşmalı ve hemdem olmalıdır. Belki anne sinesine taş basacak, baba da kesesinin, cüzdanının ağzını açma mecburiyetinde kalacak ama, Allah'ın hem kendisine, hem de evlâdına azap edeceği günlerin endişesiyle oturup kalkacak, bugünü ve yarını adına, yılan-çıyan ebeveyni olmamaya çalışacaktır. Bazen çocuk, ders çalışmak ya da ödev yapmak için birinin evine gidecektir; bu durumda da yine gözünüz hep onun arkasında olacaktır. Evet çocuk arkadaşlarının evine gitmeli; ama o evlerin taşı, toprağı, duvarı Allah demeli, millet demeli; ezan-ı Muhammedî okunduğunda seccadeler serilmeli, aile efradı saf bağlamalı ve cemaatle namaz eda edilmelidir. Evet işte böyle evlerdeki gençlerle arkadaşlık kurulması ve çocuğunuzun böyle bir eve gidip gelip ders çalışması engellenmemeli, hatta teşvik edilmelidir. Aksine onun gidip-geldiği ev, nefsânîliğin şahlandırıldığı günahlara açık yamaçlar gibi ise siz çocuğunuzu kaybetmiş sayılırsınız.”

 
MÜNASEBET KURACAĞI KİŞİ VE YERLERİ SEÇME


Manevi hayata uygun ortamlar meydana getirme sadece arkadaş çevresi ile sınırlı değildir. Aynı zamanda, toplum ve sosyal hayat içerisinde temas halinde olacağı kişiler ve yerler açısından da bu yerine getirilmelidir. Bu şekilde çocukların manevi hayatlarına faydalı olacak mesajları almaları ve zararlı olanlarından korunabilmeleri mümkün olacak ve böylece şuuraltı müktesebatları (bilinçaltı oluşumları) sağlıklı bir şekilde meydana gelebilecektir.


Hocaefendi aynı yazısında, bilinçaltının şekillendiği bu dönemlerde yapılması gerekenleri şöyle örneklendirmektedirler: “Aslında, anne-baba tarafından iyi görülüp gözetilen ve iyi beslenen bir çocuk dış çevrenin olumsuz tesirlerinden büyük ölçüde korunmuş olur. Ancak, yine de yakın takip çok önemlidir. Hatta çocuk, defter-kalem vs. almak için bile öyle yerlere yönlendirilmelidir ki, orada kötü söz ve menfî tesirlere maruz kalmasın. Evet o, sakıncalı kitapların teşhir edilip satıldığı yerlere girmemelidir. Bu kadarcık olsun, bakışı, his dünyası, görüşü bulanmamalı ve o, uğradığı her yerde Allah'a (cc) ait dine ait, ülküsüne ait dupduru işaret ve işaretçilerle karşılaşmalıdır. Tekrar hatırlatmalıyım ki onun defter, kalem, kitap alacağı yerler dahi pederi, velisi tarafından seçilmeli ve o kadarcık olsun yanıltılabilmesine fırsat verilmemelidir.”


Yazının devamında, alışveriş yapılacak yerlerin ve kişilerin seçimlerinin önemi örnekler üzerinden detaylandırılmaktadır. Dinde teşvik edilen düğünlere ve velîmelere icabet etme gibi durumlarda bile, eğer bu gidilen davetler günahların irtikâp edildiği yerler haline gelmişse böyle yerlere gitmeye cevaz verilmemelidir. Çünkü, buralarda çocuğun gördüğü şeylerle bozulması ve bu şeylerin kafasına girip düşüncelerini bulandırması söz konusudur. Süreç öncesi Türkiye’sinde, Hizmet Hareketi, çocukların manevi hayatına faydalı olmak ve zararlı kişilerden ve yerlerden korunmalarını sağlamak adına çok sayıda kurumlar ve mekanlar inşâ etmiş, çocukların his dünyaları ve şuuraltıları üzerinde pozitif etkisi olacak her meslek erbabından çok sayıda insanlar yetiştirmişlerdir. Maalesef, günümüz nesli için her biri hayati öneme sahip olan bu kurumlar, üniteler şer şebekeleri tarafından tahrip edilmişler ve genç neslin elinden tutabilecek yetişmiş elemanlar hapislere atılmış, gaybubet yapmak veya yurt dışına çıkmak zorunda bırakılmışlardır.


Aynı yazıda, çocukların uygun olmayan yerlerden uzak tutulması hususundaki böyle bir hassasiyetin onları insanlardan koparma şeklinde anlaşılmaması gerektiği vurgulanmaktadır: “Aksine, çocuğumuzun müspet mânâda gelişmesi adına hassasiyet olarak telâkki edilmelidir. Konuyu biraz daha teferruatlandırabiliriz; çocuğu tıraş için öyle bir berber intihap edilmelidir ki, elindeki makinenin kolunu hareket ettirirken, 'Allah'ın adına' mânâsına, 'Bismillah' demeli, çeşmeyi açarken, suyu dökerken ve oturup kalkarken her şeyi 'Bismillah'la bağlamalıdır. Böyle bir berberiniz yoksa, hayat adına tamam sayılmadığınız için zamanla bu eksiklik, çocukta farklı şekilde kendini hissettirecektir.”


ÇOCUĞUN İZLEYECEĞİ TELEVİZYON PROGRAMLARINI SEÇME


Bir diğer husus da çocukların yanında izlenecek veya onlara izlettirilecek televizyon programlarının dikkatle seçilmesidir. Hocaefendi aynı makalesinde, bu konuyu ele alarak yapılması gerekenleri şöyle açıklamaktadırlar: “Evinde televizyon bulunduran mümin, çocuklarına seyrettireceği programları hassasiyetle intihap etmelidir. Televizyonun cürmü ve günahı olduğunu söylemiyoruz. Bu sözlerimiz televizyon aleyhtarlığı şeklinde de algılanmamalıdır. Ne var ki, televizyon kanalları ve programları arasında seçim yapmak da terbiye açısından bir zarurettir… Gerçekten de bazı yayınlar, gençliğin ahlâkî ve itikâdî düşüncesini sarsmakta ve onların ruh dünyasını karartmakta, fısk ü fücûru da terviç etmektedir. Binaenaleyh, bir televizyon kanalı, ahlâkınıza karşı savaş ilân ettiği hâlde evinizde hâlâ izlenebiliyorsa başta çocuklar olmak üzere o hânedekilerin ahlâklarının tefessüh etmesi, içten içe çürümesi kaçınılmaz olmuş demektir.


Bu sözlerimiz, kat'iyen ilmin, gelişmişliğin, tekniğin, fennin karşısında olduğumuz mânâsına hamledilmemelidir. Biz, tekniğin, insanlığın saadetine ve huzuruna matuf kullanılması ve geliştirilmesinden yanayız. Allah'ın (cc) bu nimetlerinden fikir, kültür, sanayi, sıhhat, tıp gibi hususlar adına mutlaka istifade etmeliyiz. Böyle bir yaklaşım gericilik değildir; gericilik, bazı televizyon kanallarının onca şenâet, denâet, ve gayr-i ahlâkiliğine karşı her şeyi sineye çekip nesillerin tefessüh etmesine sessiz kalmaktır.” Hocaefendi aynı yazıda, zikredilen hususların dışında, manevi ortamların hazırlanması adına samimî dinî havayı teneffüs ettirme ve riyadan uzak tutmanın önemi ve Kur'ânî terbiye ile yetiştirme adına dikkat edilmesi gereken diğer konuları da ayrı başlıklar halinde ayrıca incelemektedirler.

28 Şubat 2022 13:36
DİĞER HABERLER