Şahin Alpay Gözüyle Türkiye

Şahin Alpay’ın Kasım 2024’te Lejand yayınevinden çıkan “Bir Hikâyem Var” kitabını yeni bitirebildim. Yakın tarih Türkiye’sine, değişimlere, Kemalizme, bir türlü ulaşılamayan basın özgürlüğüne, kişiye göre demokrasiye, yalnızlaşan aydınlara, tüketilen emeklere, heba edilen beyinlere parmak basıyor; hatta gözüne sokuyor.
Kamusal, özel ve gizli hayatını gözler önüne seriyor. Aslında Şahin Alpay’ın hikâyesi bir aydın arayışının ve sonunda kırılıp dağılmışlığın hikâyesi. Aydın olmanın bedelini hapisle ödeyenlerden birisi.
Midilli’den Harput’a, oradan Ayvalık’a ve Nişantaşı’na uzanan bir paşa torunu hikâyesi.
İngiliz Erkek Lisesi, Robert Koleji, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde edindiği imtiyazını ve arkadaşlıklarını bir ömür kullanacaktır.
Hayatının belki de en sevgilisi, eşi Fatma ile olan uzun ve çileli yol arkadaşlığını anlatıyor.
Kısa Amerika maceraları, SBF Tiyatro Kulübü, sosyalist gençlik hareketleri, TİP (Türkiye İşçi Partisi), Aydınlık, devrimci hareketler, 12 Mart 1971 askerî darbesi sonrası yurt dışına kaçış.
1965’te “Dönüşüm” dergisiyle ilk sosyalist hareketlere adımını atar. Cuntaları, askerî darbeleri; dönemin devrimci karakterleri Doğan Avcıoğlu, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan gibileri yazıyor. Sonrasında Marx, Engels, Lenin, Fidel Castro, Stalin, Mao ve Che Guevara’nın peşinden giden devrimci gençleri, kendini anlatıyor. Türk solunu, proleter devrimcileri; Dev-Genç’ten Mahir Çayan, Ertuğrul Kürkçü, Yusuf Küpeli gibilerin nasıl yok edildiğini ya da istihbarat tarafından satın alındığını anlatıyor. Perinçek’le tanışması sonrasında bir Maocu olarak Filistin kamplarındaki geçici maceralarını yazıyor. Moskova ve Pekin hayallerinin boşa çıkışını alaylı bir dille satırlara döküyor. Yıkılışları, bölünen devrimcileri ve SSCB’nin çöküşüyle uçup giden hayalleri ve hayatları anlatıyor.
1972 yılında binbir zorlukla, abisi Acar’ın yardımlarıyla yurt dışına kaçış hikâyesi; önce Fransa, sonra İsveç yılları ve Batı’nın liberal atmosferi içinde değişim ve dönüşüm. Sevgili ailesinden ayrı geçen zorlu yıllar.
İsveç’te Doçent Malender ve Hammar’ın cömertçe yardımları ve hayata tutunması. 1974’te ailesinin yanına gelmesi ve dünyaların onun olması. 1974 yılında çıkan kapsamlı afla Türkiye kapısının yeniden açılması.
1980’de Türkiye’ye tam döndüklerinde 12 Eylül Darbesi gelmektedir.
Karl Popper’in “Açık Toplum ve Düşmanları” başucu kitabı olmuştur. Marksist hareketlerin miadını doldurduğunu, özgürlükçü ve bilime önem veren yaklaşımları benimseyecektir. Batı’yı emperyalist olarak görmek yerine özgürlükler, insan hakları ve gelişmişlik olarak görmektedir. Aynı zamanda dinî arayışları artmıştır.
1981’de Abdi İpekçi suikastından sonra Hasan Cemal, Cumhuriyet Gazetesi’nin başına geçecektir. İlhan Selçuk, Aydın Emeç, Murat Belge, Ömer Madra, Osman Ulagay, Cengiz Çandar, Yalçın Doğan, Sedat Ergin, Ufuk Güldemir, Yasemin Çongar gibi isimler vardır. Ama kısa süre sonra yazdığı liberal yazılar, Kemalizmi ve Marksizmi eleştiren makaleler nedeniyle ikinci plana atılacaktır. İlhan Selçuk’un başını çektiği, Kemalizm ve Marksizmin sentezini savunan, özgürlükçü düşünceye karşıt çizgi, zamanla Cumhuriyet Gazetesi’nin asli misyonunun yerini alacaktır. Hasan Cemal’in “Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim” (2005) ve “Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım” (1999) kitapları, Kemalizmin ve özgür basının savruluşunu anlamak için okunabilir.
1988-1989 Özal Türkiyesi yazı serisi de çok ses getirir. 1990’larda dünya ve Türkiye, 1960 ve 70’lerin dünyasına ve Türkiye’sine hiç benzemiyor. 2000’lerde çok daha az benzeyecek. 19. yüzyılın gerek sosyalist gerekse liberal düşünürleri, millî ve dinî duyguların 20. yüzyılda ortadan kalkacağına inanıyorlardı. Böyle olmadı. Millî ve dinî duygular canlılığını koruyor.
Prof. Dr. Savaş Akat’la birlikte “Sosyal Demokrasi Açısından Kürt Sorunu” konferansını 1992’de Ankara’da düzenlerler. İslam ve Demokrasi konusunda TÜSES bünyesinde uluslararası katılımlı konferanslar düzenler. Sosyal açılımlara vesile olacak önemli pek çok çalışmaya Şahin Alpay, bir aydın olarak imza atar. Ama Türkiye bir İsveç olmadığı için liberal sosyal demokrasi hayalleri hep yarım kalır ve hayata geçmez.
CHP’de çalıştığı Deniz Baykal dönemi de bir hayal kırıklığıdır. Büyük ideal ve umutlarla başladığı siyasi hayatı, zamanla bir hüsran hikâyesine dönüşecektir. Sabah Gazetesi’ndeki Dinç Bilgin yönetimindeki kast sistemli medya, Şahin Alpay’ı hiç mutlu etmez. Kısa bir dönem ATV’de çalışır. 1994 yılında Millî Görüşü uzun bir yazı dizisiyle inceler. Erbakan ve Erdoğan’ı, aynı zamanda siyasal İslam’ın keskin ve ikiyüzlü yönlerini o zamandan fark eder ve yazı dizisinde bunları yazar. Yani Refah Partisi’nin ve diğerlerinin demokrasiyi, fetih yolunda yalnızca bir araç olarak gördüğünü ve bunun Türkiye’nin geleceği için nasıl bir tehlike doğuracağını anlatmaya çalışır. “Erbakan ırkçılıktan yargılanmalı” dediği için hakkında dava açılacaktır.
Milliyet yılları ise Ufuk Güldemir sayesinde başlar. “Entelektüel Bakış”ı Nilüfer Kuyaş ile birlikte hazırlarlar. Türkiye’nin en çok takip edilen sayfalarından birisi hâline gelir. Ahmet Altan, Can Dündar, Nilgün Cerrahoğlu gibi isimler de katılır. Sonradan kamuoyunda tanınacak pek çok isim ilk kez bu sayfalarda yazar.
Kemalistleri Şahin Alpay üçe ayırıyor: a) Laikçi, yani Batı ve çoğulcu demokrasi yanlısı olanlar; genelde CHP etrafında toplananlar. b) Laikçi, devletçi-ulusalcı; genelde Cumhuriyet etrafında olanlar. c) Irkçı, otoriter; genelde MHP etrafında Türk-İslam sentezini savunanlar.
Müslümanlar ve İslamcılar ise; özellikle İslam’ı siyasi bir ideoloji ve araç olarak kullanan İslamcılar ile Sünni geleneğe bağlı, motivasyonunu inancından alan kesimler. Bunların başında Fethullah Gülen grubu geliyordu.
Kürt siyasi hareketini ise üçe ayırıyordu: a) Silahlı mücadeleye inanan PKK destekçileri. b) 1991’de HEP ile başlayan, devamlı kapatılan partileriyle günümüze kadar uzanan ve güçlenen; demokratik yollarla hak arayışında bulunanlar. c) PKK’nın silahlı mücadelesinin devlet politikalarının ekmeğine yağ sürdüğüne inanan, az sayıdaki Kürt aydınları.
Şahin Alpay, “Zihniyet ve Din”, “İslam, Tasavvuf ve Çözülme Devri İktisat Ahlakı” gibi kitaplarını okuyup hayran olduğu Sabri Ülgener ile sosyal bilimci Şerif Mardin’i referans vererek Milliyet’te “Din ve Siyaset” isimli bir makale yayınlar.
Yine Milliyet’te yayınlanan “Hocaefendi’ye Saygı” isimli yazısı, o dönemde büyük bir değişimin işaretidir. Gülen; çoğulculuğu, inançlara saygılı laikliği, karşılıklı hoşgörüyü, din ve siyasetin ayrılmasını, AB üyeliğini, piyasa ekonomisini savunuyor; Refah Partisi’nin çoğunlukçu görüşlerine karşı çıkıyordu. O dönemde Bülent Ecevit, dine saygılı laikliği savunan birisi olarak Gülen hareketine olumlu bakıyor ve onu savunuyordu.
Bu yazıdan sonra Zaman Gazetesi’nden Eyüp Can gelip Şahin Alpay ile röportaj yapacaktır. O mülakatın başlığı ise şudur: “Marksizm Zihinleri Tutsak Etti.”
28 Şubat sürecinde “Gülen’in Kasetleri” isimli yazısında Fethullah Gülen’in 1995 yılında kamuoyu önünde söylediği “demokrasiden dönüş olmayacaktır” sözlerini hatırlatır. İnancı akla ve bilime dayandırdığını, 1996’da Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Özbekistan ve Türkmenistan’daki okullarını ziyaretini anlatarak iddialara cevap verir.
Aydın Doğan yönetimindeki medyadan derinden yıpranır ve usulsüz bir biçimde işten çıkarılır. Bir müddet sonra Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü İlter Turan’la görüşür. Eser Karakaş ile yeni tanışırlar, iyi dost olurlar; onun destekleriyle akademik bir sayfa açar. CNN’de kısa bir dönem programlar yapar. Ama gözü medyadadır.
Ali Bulaç aracılığıyla Eyüp Can’dan Zaman Gazetesi için teklif gelir. O dönemde Hilmi Yavuz, Etyen Mahçupyan, Nuriye Akman, Cem Bahar, Sami Kohen gibi isimler köşe yazıyorlardı. Bir müddet iletişim kopukluğu yaşanır. Sonrasında İshak Alaton devreye girip Şahin Alpay’ın eşi Fatma Hanım’ı ikna eder; Şahin Alpay, Ekrem Dumanlı ile görüşüp işe başlar. Zaman’ın hem Müslüman kimliği hem de liberal (özgürlükçü ve çoğulcu) çizgisi, Şahin Alpay’a yıllar sonra özlediği bir imkân sunar.
Nuriye Akman’a 3 Kasım 2002’de Zaman’da verdiği “Ben Felsefi Bakımdan Bir Döneğim ve Bununla İftihar Ediyorum” röportajı, bir Türkiye aydınının portresini sunuyor bizlere.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

SAFVET SENİH

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN

Tülay Hatimoğulları'ndan CHP’deki yargı krizine te...

Özgür Özel'den mahkeme kararına kumpas tepkisi: Me...

Kılıçdaroğlu'ndan parti içine "pavyon" ve "para" t...

ABD'den Dünya Kupası'na müdahale! İranlı taraftarl...

Özel, Soylu’ya 20 bin lira tazminat ödeyecek


